Britanya siyasetini Black Mirror dizisinin muhteşem ilk bölümündeki kadar olmasa da yine de oldukça hızlı bir kamuoyu değişimi tanımlar
hale geldiyse bunda Avro Bölgesi krizinin etkisi büyük. Yaklaşık dört ay önce
tabanını sağlamlaştırmak, muhafazakar milletvekillerinin ağzına bir parmak bal
çalmak ve sağdan yükselen UKIP (aşırı milliyetçi, göçmen karşıtı Birleşik
Krallık Bağımsızlık Partisi) tehlikesine karşı milliyetçilik bayrağını kimseye kaptırmamak üzere bir AB referandumundan bahseden Başbakan David Cameron siyasi
dar görüşlülüğünün ceremesini çekmeye başlamış görünüyor. Bir kez gayya kuyusu
açıldı mı politikacıların içine bakmadan duramayacağını kulağına fısıldamayı
unutan danışmanlarının işine son vermediyse bu kendisini daha da zayıf
gösterecek bir hamle olduğunu düşünmesinden kaynaklanıyordur herhalde.
Ekonomiyle ilgilenmeyebilirsiniz. Ancak bu sizi ekonomik krizin sonuçlarına maruz kalmaktan muaf kılmaz.
14 Mayıs 2013 Salı
19 Nisan 2013 Cuma
Hata mı atmosferik basınç mı?
Harvard’dan
Prof. Carmen Reinhart ve Prof. Kenneth Rogoff This Time is Different çalışmalarıyla akademik dünyaya derli toplu
bir finansal kriz tarihçesi hediye etmekle kalmadılar. Bu ve buna eşlik eden
makaleleri, raporları ile kamu borcu ve büyüme arasındaki ilişkiyi masaya
yatırıp, “bu ilişki biraz muğlak ve elimizde net bir kanıt yok” diyerek birçok
iktisatçının geçiştirdiği eşik sorununu incelediler. Soru şuydu: Kamu borcunun
gayri safi yurtiçi hasılaya oranı hangi seviyede olursa ekonomik faaliyet açısından
bir tehdit teşkil etmez? Çok sayıda ülkenin kamu borcu / GSYH oranları üzerinden
yaptıkları hesaplamalar bu muğlaklığı ortadan kaldırdı. Borç oranı % 90’ı
geçtiğinde ekonomiye radikal denilebilecek bir etkide bulunuyor ve tehlike
çanları çalıyordu.
27 Mart 2013 Çarşamba
Kıbrıs’ta Sermayenin Planı Uygulanacak
AB ve IMF ile Kıbrıs hükümeti arasında sağlanan anlaşmaya göre, 100 bin
avronun üzerinde olan mevduatlar dondurulacak ve önemli bir kısmı borç
ödemesinde kullanılacak. Peki, bir hafta süren bu çetin görüşmeler sonrasında
varılan bu sonuç ne anlama geliyor?
26 Mart 2013 Salı
Bankaları nasıl kurtarırsınız? (2. sürüm ya da Cyprus’ cut)
Kıbrıs’taki kriz birçok yorumda belirtildiği üzere Pandora’nın kutusunu açmış görünüyor. Sermaye kontrolleri ve mevduatın vergilendirilmesi artık güncel bir şekilde tartışılan, bir kurtarma paketinin parçası olarak öne sürülen unsurlar haline geldi. Ancak bu Avro Bölgesi’ndeki neoliberal yeniden yapılanma sürecinde henüz bir değişikliğe yol açmadı. Kıbrıs krizinin kendisi nasıl Avro Krizi’nin devamı ve büyük finansal krizin bir uzantısıysa, bu krizle baş etme yolları da daha önceki tepkilerin bir türevine denk düşüyor.
23 Şubat 2013 Cumartesi
Avrupa Krizinde Gidiş: Kötüden Daha Kötüye
Ocak
ayı içinde yapılan Davos toplantılarında, pek çok akademisyen, sermaye ve
hükümet temsilcisi, 2013 yılında dünya genelinde krizden çıkış için önemli
gelişmelere tanık olunabileceğini savundular.
1 Şubat 2013 Cuma
2013’e Girerken Dünya Ekonomisi: Daha Çok Neoliberalizm!
2013 yılına
girerken, dünya ekonomisinin temel gündemini kriz ve krizden çıkış için
uygulanan politikalar oluşturuyor. Sürece genel hatlarıyla baktığımızda, dünya
genelindeki üç önemli birikim merkezi olan Doğu Asya, AB ve ABD’nin 2008
krizinin etkilerini atlatamadıklarını söyleyebiliriz.
23 Ocak 2013 Çarşamba
Kur Savaşları: Yine ve Yeni
Brezilya Maliye Bakanı Mantega 2010 yılında kur savaşlarının geri döndüğü fikrini ortaya attığından beri aralıklarla bu durum konuşuluyor. Bir ülkenin rekabet gücünü korumak – arttırmak ve daha dar anlamda ihracatı arttırmak için başvurabileceği yöntemlerden birisi olarak kabul edilen para değerini düşürmenin başka ülkeler tarafından da uygulanması ve karşılıklı devalüasyonların birbirini takip etmesi anlamına gelen kur savaşlarını Mantega’nın vurgulaması, miktarsal kolaylaştırma adı verilen para politikasının birçok ülkede para birimi değerini düşürme isteği doğuracağına inanmasına bağlıydı.
14 Ocak 2013 Pazartesi
Yunanistan: Borcunu öde, mali disipline sadık kal*
Uzun vadeye yayılan bir yeniden yapılandırma sayesinde, verilen tavize karşılık
Yunan halkına on yıllar boyunca neoliberal politika uygulamalarının dayatılması
öngörüldü. Avrupa Merkez Bankası ve Avro bölgesi devletleri
her şeye rağmen Yunanistan’ın borçlarını ödemesini ve mali disipline sadık
kalınmasını istiyorlar.
8 Kasım 2012 Perşembe
Krizin Gölgesinde ABD Başkanlık Seçimi
Önümüzdeki günlerde (6 Kasım) gerçekleştirilecek olan
başkanlık seçimleri birçok açıdan sadece ABD’yi değil, dünyanın geri kalanını
da yakından ilgilendirir nitelikte. Bu nedenle, gerek seçimlerin ABD içi
dinamiklerle olan bağlantısını kurmak, gerekse bunun muhtemel sonuçlarına
işaret etmek, önümüzdeki dönemi anlamak açısından önemli olanaklar sunabilir.
22 Ekim 2012 Pazartesi
Kriz, ABD ve AB: Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Var mı ?
2008 yılında ABD konut piyasasındaki kredilerin batması
ile tetiklenen ekonomik kriz, bankacılık ve finans sisteminin entegre yapısı
nedeniyle hızla Avrupa piyasalarına ve dünya geneline yayılmış durumda. Ancak
2008’den günümüze kadar geçen süreci farklı aşamalarda değerlendirebiliriz.
14 Ekim 2012 Pazar
Orta Vadeli Program, Türkiye Ekonomisi ve Kriz
Geçtiğimiz hafta ard arda önce IMF Türkiye Raporu, DünyaRaporu ve Türkiye’de yeni Orta Vadeli Program (2013-2015) açıklandı. Tabii ki
açıklanan tüm bu belgelerin ortak noktası, 2008 yılından itibaren bir türlü
içinden çıkılamayan ekonomik krizi konu almalarıydı (1).
20 Eylül 2012 Perşembe
Sürekli Kriz Çağının Başlangıcı: Batı Cephesinde Değişen Bir Şey Yok
Geçtiğimiz haftayı kısaca özetlersek 2007-8'den itibaren var olan tablonun değişmediğini, hatta krizin daha da derinleştiğini görebiliriz. FED, gelen işsizlik rakamlarının bir türlü düşürülememesi üzerine piyasalara sınırsız parasal destek sağlayacağını ilan etti. Bunun karşısında Avrupa Merkez Bankası (ECB), geleneksel yolundan sapmayarak, sadece yapısal reformların uygulanması koşulu ile ikincil piyasalardan fon alımının yapılabileceğini ilan etti. Geçtiğimiz dönemden farklı olan ise, Çin'deki yavaşlamanın daha da belirginleşiyor olması.
22 Ağustos 2012 Çarşamba
Gerçeğin Çölüne Hoşgeldiniz: Neoliberal Ütopyanın Krizi
Geçtiğimiz günlerde Avrupa Birliği İstatistik Kurumu tarafından yayınlanan verilere bakıldığında 2012 yılının sonunda teknik olarak resesyona girileceği belli oldu. Teknik resesyon, üst üste iki çeyrek, yani 6 ay boyunca negatif büyüme gerçekleşmesi durumuna verilen ad. Ekonomik büyümenin gerçekleşmemesi durumunda, ekonominin resesyonda olduğu ilan ediliyor. Ancak bu dar teknik yorumu bir kenara bırakırsak, Avrupa’nın krizinin ne durumda olduğunu nasıl anlayabiliriz? Bunun için biraz geriye dönüp krizin yapısal ve Avrupa’ya özgü yanlarına bakmak gerekiyor[1].
12 Ağustos 2012 Pazar
Neoliberal Avrupa'ya Geçiş Süreci
Bu röportaj Arif Koşar tarafından yapılmış ve 10.08.2012 tarihli Evrensel gazetesinde yayınlanmıştır. Arşiv açısından burada da bulunsun istedik.
Konuklarımız Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Türkay ve New York Üniversitesi Siyaset Bilimi Bölümünden Dr. Ümit Akçay.
28 Haziran 2012 Perşembe
Ekonomik Değişkenlerle Avrupa Krizi ve Türkiye
Ekonomik kriz ile siyasi krizin içiçe geçmiş görünümlerinin, Yunanistan'daki seçimin ardından geçici bir süreliğine de olsa durulacağını bekleyen "piyasalar", Güney Kıbrıs'ın da iflasını duyurması, İspanyol bankalarının resmi olarak kurtarılmayı talep etmelerinin ardından yeniden teyakkuza geçti.
9 Mayıs 2012 Çarşamba
Avrupa İçin Sonraki Adım Ne? Kriz, Aşırı Sağ ve Sol Alternatif
Gerek Fransa’da iktidara gelen sosyal demokratların, gerekse Yunanistan’da daha ileri taleplerle gündeme gelen sosyalistlerin önünde çok önemli bir tarihsel sorunluluk durmakta. Zira Fransız sosyal demokratlarının öne sürdüğü büyüme ve istihdam politikasının, Avrupa para birliği sürdükçe, uygulanma şansı yok!
7 Mayıs 2012 Pazartesi
Fransız ve Yunan Seçimlerinden Sonra Krizin Gidişatı
Geçtiğimiz hafta sonu Fransa ve Yunanistan'da yapılan seçimler, bir anlamıyla Avrupa'da iki yıldır uygulanan krizden çıkış programının oylanması anlamına geliyordu. Sonuç açık: Programdan kimse hoşnut değil. Ancak yerine ne konacağı hala açık değil!
22 Mart 2012 Perşembe
Krizi Fırsata Çevirmek: Yeni Avrupa ve "Alman Modeli"
Geçtiğimiz yılın ortalarından itibaren yoğunlaşan ekonomik kriz Avrupa coğrafyasını terk etmiyor. Bir yandan yükselen bir "Alman modelinden" söz edilirken, diğer yandan da Yunanistan'ın iflasının ardından diğer "çevre" ülkeler iflas tehdidi ile sermaye lehine yeniden yapılandırmalara maruz kalıyor. Sonuç: Yeni bir Avrupa kuruluyor ve orada "emeğin" sözü yok!
15 Mart 2012 Perşembe
yunan borç takası utangaç temerrüde dönüştü
Yunanistan borçlarının tamamını ödeyemeyeceğini takas girişiminde bulunarak ilan etti. Gerçekleşen takasta Yunan hükümeti, ulusal hukuka göre çıkartılan tahvillerle ilgili olarak kolektif eylem maddesini uygulayacağını açıklayarak bu şekilde çıkartılan tahvilleri ellerinde bulunduranların % 85’lik katılımını (152 milyar avro) % 100’e tamamlama gücünü kullanacak. Bu nedenle gerçekleşen işlem gönüllü bir takas olmaktan çıktı. Başka bir hukuki sisteme göre çıkartılan tahvillerde katılım % 69 olarak (20 milyar avro) gerçekleşti ve 9 milyar Avro değerinde tahvil tutanların kredi temerrüt takasının (CDS) getirdiği olanaklardan faydalanması bekleniyor. Yani, borcu temerrüde karşı sigortalamış olanlar, zararlarını sigorta yaptırdıkları finansal aracı şirketlerden alacaklar. Uluslararası Takas ve Türev Derneği bunun bir temerrüt durumu olduğunu tescil etti. Belirlenecek dönüştürme oranına göre CDS sahipleri takasa katılmayarak karlı bir pozisyonda kalmış olacaklardır. Bu aynı zamanda sınırlı bir kamu borcu CDS testi, birkaç milyar dolarlık bir CDS ödemesinin sigorta yaptıranlara sorunsuz bir şekilde ödenmesi bekleniyor.
11 Şubat 2012 Cumartesi
Yunanistan ve İtalya'dan Sonra Romanya: Yeni Teknokrat Hümümet İktidara!
Geçtiğimiz hafta, Romanya’da uygulanan sert IMF porgramına verilen tepkiler sonucunda hükümet istifa etti. Ancak iş hükümetin istifası ile bitmiyor, şu anda konuşulan Yunanistan ve İtalya gibi bir teknokrat hükümet kurarak sonbahardaki seçimlere kadar ülkeyi bu şekilde yönetmek. Kriz ilerlerken, Teknokrat iktidarlar giderek “yeni normal” haline geliyor! Daha önce dediğimiz gibi "teknokrasi her eve lazım"!
10 Şubat 2012 Cuma
ABD ve Avrupa Krizindeki Farklılıklar: Herkesin Krizi Kendine (mi)
Kapitalizmin içsel olarak kriz üreten, hatta bu krizlerle birlikte var olan bir yapıda olduğunu artık herkes kabul ediyor. Bu krizlerin nasıl oluştuğuna dair, özellikle Marksistlerin başını çektiği bir dizi açıklama biçimi ise sürecin genelini açıklar nitelikte. Ancak yine de ABD'deki kriz dinamikleri ile Avrupa'daki kriz dinamikleri farklı olabiliyor.
16 Aralık 2011 Cuma
Avrupa Zirvesi ve Krizden Çıkış İçin Öneriler: Sosyal Devlet Hayaletinin Çöküşü
Yaz aylarında Amerika ile başlayan, sonbahar ve kışla birlikte Avrupa'yı etkisi altına alan ekonomik kriz, bir kışla bitmeyecek gibi görünüyor. Buna karşın krizden çıkış için geliştirilen stratejiler ve önerilere baktığımızda tutarlı bir çerçeve hala görünmüyor. Kriz, IMF tarafından bile 1930'lu yıllardaki krize benzetilse de, krizden çıkış için önerilen politikaların 1930'lardakilerle ilgisi yok.
13 Aralık 2011 Salı
teknokrasi her eve lazım
Finansal piyasalarla kurduğumuz ilişki gerçek yaşam koşullarıyla kurduğumuz ilişkinin hakim rengini vermeye başlıyorsa ya da belirleyeni konumundaysa bu durumda gündelik yaşamın finansallaşmasından bahsedilebilir. Hanehalkı borcunun artması ya da borç temelli finansal genişleme enstrümanlarına atıfta bulunarak yapılabilecek tanımlara bir ek yapmak gerekirse burada piyasayla girilen ilişkinin politik ve kurucu bir nitelik taşıdığını eklememiz gerekiyor; ayrıca bu ilişkilenme tarzına müdahale edemeyen eylemlilik sonuçsuz kalarak finansal piyasaların muktedir görünümüne destek olabiliyor. Bu kaydı düşmeksizin kriz sonrasında devrimci bir duruma en çok yaklaşılan örnek olarak Yunanistan’da yeniden yapılandırma programını uygulamak üzere teknokratik bir iktidarın iş başına geçirilmesi ve göreve başlamasını açıklamakta zorlanacağımız kesin.
9 Aralık 2011 Cuma
Küresel Krizde Yeni Bir Aşama (mı?)
Ekonomik kriz ile siyasi krizin iç içe geçtiği ve giderek otoriter yönetimlerin iktidara geldiği bu süreçte, gidişatı krizin faturasını ödemek istemeyen emekçilerin mücadelesi belirleyecek[i].
8 Aralık 2011 Perşembe
birimiz hepimiz, hepimiz Europa için!
Zeus, Girit’e kaçırdığı Europa’ya adanın koruyucusu olan Talos, avının peşini bırakmayan bir köpek ve hedefi hiç ıskalamayan bir mızrak bırakır. Bu tanrıça figürünü her fırsatta kullanan Avrupa Birliği içinse işler mitolojideki gibi gitmiyor. Yine de kapitalizmin ve finansal piyasaların hediyesi krizle başa çıkmaya çalışırken elinde avucunda ne varsa kullanan AB teknokratları koruyucu finansal düzenlemeler, hedefinden vazgeçmeyen bir mali disiplin ve bu disipline uymayanları dürtecek bir ceza sistemi üzerinde kafa yormaya devam ediyorlar. Bu çabanın politikacılarda somutlaşmış bir ismi de var artık: Merkozy (Merkel + Sarkozy). Ancak buna gelmeden önce teknokratikleşme ve finansal disiplini tüm topluma dayatmanın başka örnekleri üzerinde durmak gerekiyor.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)