Geçen haftaki yazıda, kadrajı en yoksulların borçlan(dırıl)masına odaklamıştım. Bu hafta, odağı artan borçlan(dır)manın çalışma yaşamı ve siyasal davranış üzerine olası etkilerine doğrulttum. Haftaya da, daha panaromik bir görüntü elde edebilmek için, finansal içerilmenin nasıl bir sürecin parçası olduğuna değinmeyi planlıyorum.
Ekonomiyle ilgilenmeyebilirsiniz. Ancak bu sizi ekonomik krizin sonuçlarına maruz kalmaktan muaf kılmaz.
Borçlandırma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Borçlandırma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
2 Temmuz 2017 Pazar
24 Haziran 2017 Cumartesi
En Yoksulların Borçlan(dırıl)ması
Finansallaşma öncesi dönemde kredi kartı değil kumbara modaydı. Yaşı 40’lara yaklaşanlar hatırlar, evlerde dahi küçük meblağların biriktirilebileceği kumbaralar, çocukları tasarrufa özendirmek için bulundurulurdu. Ancak finansallaşma dönemiyle birlikte kumbaraların modası geçti, şimdi devir tüketim ve kredi kartı devri. Tasarruf değil tüketim özendiriliyor ama gelir artışının arzulanan tüketim seviyesini tutturması için yeterli olmadığı durumda borçlanma bir zorunluluk haline geliyor. Yani yaşadığımız borçlanma değil borçlandırılma aslında. Aşağıda birkaç veriyle bireysel borçlanmada nereden nereye geldiğimize değineceğim. Vurgulamak istediğim, geliri asgari ücretin de altında olanların, yani en yoksulların, finansallaşmanın öncelikli hedeflerinden biri olduğu. Bunun siyasi sonuçlarını tartışmayı bir sonraki yazıya bıraktım.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)