Kriz Notları

2008 yılında ABD’de patlak veren 21. yüzyılın ilk büyük krizi sadece bir ekonomik daralmaya yol açmadı, birçok ülkede emekçilerin yaşamını alt üst eden reformların uygulanmasına da gerekçe oldu.

Peki, kriz esasen neden ortaya çıktı? Nasıl bir dönemin içinden geçiyoruz? Türkiye ekonomisinin gidişatı nasıl? 2008’de yıkıma yol açan politika tercihleri birçok ülkede neden halen geçerliliğini koruyor? Küresel krizin yeni bir dalgası içinde miyiz? 2019 ile gelen ekonomik çalkantıların nedenleri ve sonuçları neler olabilir?

Yukardaki sorulara ve başkalarına 2011'den itibaren Kriz Notları'nda yanıtlar arıyor ve aklımıza gelen notları paylaşıyoruz. Umarız burada paylaştıklarımız, konu hakkındaki daha geniş bir kamusal tartışmanın bir parçası haline gelebilir.

30 Aralık 2016 Cuma

Hindistan ve Venezuela’da yeni banknotlar huzurda

2016’nın son ayları nadir rastlanan banknot değiştirme operasyonlarına sahne oldu. Hazırlıkları iyi yapılmamış ancak büyük bir kararlılıkla açıklanan bu değiştirme operasyonlarının hedef gösterdikleri kesimler açısından bir ortaklıkları var. Ancak hem ülke ekonomilerinin farklı yapıları hem de iktisadi sorunların niteliği nedeniyle etkileri farklı gerçekleşecek. Yine de “ekonominin düşmanları” ve halkın refahına göz dikenlerin cezalandırılacağını söylemek pek mümkün görünmüyor.

28 Aralık 2016 Çarşamba

Negatif Faiz, Elektronik Para ve Bilinmeyen Sular

2016 yılının en ilginç kitaplarından biri, Harvard Üniversitesi’nden iktisatçı Kenneth Rogoff’un The Curse of Cash (Nakit Paranın Laneti) kitabı idi. Kitabın ilginçliği, 2008 krizi sonrasında ortaya çıkan politika tepkileri sonucunda tıkanan para politikasına yeni bir boyut ekleme girişimi olmasından kaynaklanıyor. Kitap bu yazıdaki gibi kısa bir değini ile tüketilemeyecek kadar kapsamlı. O nedenle aşağıda konunun teknik yanlarına girmeden, mümkün olduğunca sadeleştirerek önemli bulduğum şu noktaya işaret etmeye çalışacağım: 2008 krizinin etkileri sürerken kapitalizmin tarihine daha önce deneyimlenmemiş ve bu nedenle de sonuçları henüz bilinmeyen bir bölgeye geçiliyor.

25 Aralık 2016 Pazar

21 Aralık 2016 Çarşamba

TÜİK Revizyonu: Ya Tuz Kokarsa?

Hava ağır, giderek de ağırlaşıyor. Bu ortamda ekonomi üzerine yazmak zor olsa da, ileride birileri günümüze dönüp baktığında neler yaşandığını daha iyi anlayabilsin diye kayıt düşmeye devam edelim. Geçtiğimiz haftanın üç önemli gelişmesine değineceğim: Türkiye’de ekonomik daralma, ABD merkez bankası FED’in yaptığı faiz artışı ve Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) milli gelir hesaplamalarını güncellemesi. Bunların arasında en önemlisi hangisiydi derseniz, sonuncusuydu derim. Nedeni şu: “et kokarsa tuzlanır, ya tuz kokarsa ne yapılır?” denir ya, TÜİK’in milli gelir serilerinde yaptığı güncelleme, “tuz da mı koktu” dedirtiyor. Açıklayalım. 

14 Aralık 2016 Çarşamba

5 Maddede 2017’ye Bakış: Henüz Dip Görünmüyor!

Türkiye ekonomisi Kasım başından beri döviz şokları yaşıyor. Hükümet yetkilileri iki kere “dalgalanmanın dibi görüldü” diye açıklama yaptılar ve bu açıklamaların hemen akabinde TL değersizleşmeye devam etti. Bu hafta FED’in faiz kararı ve Türkiye’deki üçüncü çeyrek büyüme rakamları açıklanacak. Türkiye İstatistik Kurumu’nun yapacağı güncelleme ile gelirimiz artacak da olsa (!) ekonomik yavaşlamanın boyutu ortaya çıkacak. FED’in faiz artışı ise piyasa tabiri ile “fiyatlandı” ancak yapılacak açıklamalar 2017 için önemli olacak. Şimdiden söyleyelim: Küresel krizde Trump dönemeci 20 Ocak 2017’de dönülecekken henüz dibin dibi yok. Aşağıda küresel ölçekte 2017’ye kalacak temel gündem maddelerini özetledim. Bu beş maddenin başkanlık gündemli bir Türkiye’yi nasıl etkileyeceğini ileride ele alacağım. 

13 Aralık 2016 Salı

Bir acizlik gösterisi ya da ekonomik çöküşte ilk perdenin uzatmaları

Türkiye’de süregiden ekonomik çöküntü karşısında alınan yeni önlemler 8 Aralık günü Başbakan Binali Yıldırım tarafından açıklandı. Ekonomi Koordinasyon Kurulu (EKK) kararları olarak da anılan bu önlemler Türkiye ekonomisindeki yapısal sorunlar karşısında siyasal iktidarın piyasacılığının aczinin ifadesi olarak görülebilir. Nitekim önlemlerin kapsamı eleştirildi ve Türkiye İstatistik Kurumu tarafından yukarı yönlü revize edilen seriyle makyajlanmış büyüme rakamlarıyla dahi 2016 3. çeyrekte yüzde 1,8 küçüldüğü 12 Aralık’ta açıklanan yurtiçi hasılanın toparlanmasına yetmeyebileceği teslim edildi. Siyasal iktidar bu kararlar aracılığıyla özellikle küçük ve orta boy işletmelere dayanın derken, kullanabileceği araçları da büyük oranda tüketmiş olduğunu ima ediyor.

4 Aralık 2016 Pazar

Dövizdeki Hareketin Faturasını Kim Ödeyecek?

Son haftalarda TL’nin hızlı değersizleşmesi ile Türkiye ekonomisinde 2000’li yıllarda uygulanan ekonomi politikalarının çelişkili yönleri daha da belirginleşti. Dövizin hızlı yükselişi, diğer etkilerinin yanında özel sektörün döviz borcunun çevrilmesi sorunlarını gündeme getirdi. O zaman soralım: Özel sektör neden bu kadar borçlu? Bu artan borcun 2000’li yıllarda izlenen ekonomi politikası ile bağlantıları nelerdir? Yanıtlar aşağıda. Geldiğimiz noktayı baştan söyleyeyim: Türkiye’de 2000’li yıllar boyunca izlenen birikim modelinin sonuna geliyoruz.

3 Aralık 2016 Cumartesi

İtalya’daki referandumun Türkiye ile ilgisi nedir?

Yükselen sağ ve faşizan hareketlerin ve yabancı düşmanlığının küresel ekonomik krizle irtibatı yeterince kurulmayınca ortaya tatsız anıştırmalar, yersiz benzetmeler çıkabiliyor. Donald Trump’ın ABD başkanı seçilmesi ile ilgili olan analizlerde de Brexit referandumuna ilişkin açıklamalarda da değişim isteği ile krizin yarattığı çöküntü arasında bağ kurma çabaları mevcuttu. Ancak bu dalganın genel karakterinin tespit edilmesi yine de gecikmiş görünüyor. 4 Aralık'taki İtalyan referandumunu bu dönüşüm, Avrupa'da siyaset sahnesindeki temel bir bölünme ve kriz karşısında esaslı politika tepkisi geliştirememe sorunu ile ilişkilendirmek gerekli.