Türkiye’de ilk Covid-19 vakasının resmi olarak ilan edilmesinin üzerinden neredeyse 14 ay geçti. Gelinen noktada adı “tam”, kendisi eksik 18 günlük bir “kapanma” görüyoruz. Üstelik salgının yeni dalgasında milyonlarca insana yeterli sosyal destek verilmemesi nedeniyle tahribatın ağırlaştığı bir tabloyla karşı karşıyayız. Böyle olmak zorunda mıydı sorusunun net bir yanıtı bulunuyor: Hayır!
Ekonomiyle ilgilenmeyebilirsiniz. Ancak bu sizi ekonomik krizin sonuçlarına maruz kalmaktan muaf kılmaz.
30 Nisan 2021 Cuma
Covid-19’dan konut palazına uzandık
Para arzının hızla artması, bu para yeni yatırımlara yöneliyorsa olumsuz sonuçlar doğurmayabilir. Son yüzyılın en büyük salgınının ortasında para arzının artması, daha fazla borçlanma ve zorla kredi hacminin artırılması uğraşı birçok ülkede standart politika tepkilerine dönüşmüş olabilir. Ancak “çürümüş bir şey var” Türkiye söz konusu olduğunda.
Sınırlı veri, sınırsız pandemi
Yoğun bakıma aktarılan ve entübe olan hastaların sayılarının 29 Temmuz’dan itibaren yayımlanmamasına günlük yeni vaka sayısının neredeyse değişmemesi eşlik edince Türkiye’de gerçekte kaç Covid-19 hastası var sorusu tekrar sorulmaya başlandı. Bazı illerde pandemi servislerinin yeniden açılmakla kalmayıp yüzde 100 doluluğa ulaştığını sağlık çalışanları ve hasta yakınlarının açıklamalarından öğreniyoruz. Sağlık Bakanlığı Toplum Bilimleri Kurulu Üyesi Mustafa Necmi İlhan gidişat nedeniyle vatandaşı suçlamaktan kendini alamazken işler çığırından çıkıyor olmalı ki, İçişleri Bakanı salgın dönemindeki en kapsamlı denetimin bu satırların yazıldığı 6 Ağustos Perşembe günü yapılacağını “Kontrollü Sosyal Hayat” sloganıyla açıkladı.