İşçi, işveren temsilcileri ile Erdoğan yönetimi adına Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmet Bakanının yer aldığı Asgari Ücret Tespit Komisyonu ilk toplantısını hafta içinde düzenledi. 10 Aralık’ta ikinci toplantı düzenlenecek, ay sonu gelmeden asgari ücret ilan edilecek.
Ekonomiyle ilgilenmeyebilirsiniz. Ancak bu sizi ekonomik krizin sonuçlarına maruz kalmaktan muaf kılmaz.
Kriz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kriz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
6 Aralık 2019 Cuma
19 Nisan 2019 Cuma
Reform/kurtarma paketi ve gidişat: Bozuk düdüklü misali
Son on günü kısaca şöyle özetleyebilirim: Devlet tasarruf çağrılarına karşılık vermeyen, çünkü açlık sınırında ücret alan çalışanları (yeniden) zorunlu olarak bireysel emeklilik sistemine katma kararlılığını ilan etti. Aynı zamanda işçinin haklı fesih kullanmasını zorlaştıracak bir düzenlemeyle, zor günde dayanacağı tazminatına da sermaye adına el koymaya niyet edildiği tekrar görüldü. Enerji sektörü ağırlıklı ve pahalı bir kurtarma hamlesi geliyor. Yaz çok sıcak geçecek.
12 Aralık 2018 Çarşamba
Beş Soruda 2018-2019 Ekonomik Krizi
5 Haziran 2018’de, henüz Ağustos ayındaki döviz krizi yaşanmadan önce, Gazete Duvar’daki ‘10 Soruda 2018 Ekonomik Krizi’ başlıklı yazıya şu cümleler ile başlamıştım: ‘Türkiye ekonomisi hızla bir ekonomik daralmaya doğru ilerliyor… Durumu daha da zorlaştıran, daralmanın yüksek enflasyon ortamında gerçekleşme ihtimalinin yükselmesi, yani stagflasyon riski.’ O yazının üzerinden altı ay geçmişken bir güncelleme yapmak istedim. Bu sefer, önceki yazıda değindiklerimi özetleyerek beş soruya sığdırdım.
2 Kasım 2018 Cuma
Dolar İndi, Kriz Bitti Mi?
Dolar, TL karşısında 5.50 seviyesinin altına indiğinde, Türkiye ekonomisinde yaşanan zorlukların ortadan kalktığını düşünenler çoğaldı. Hatta, ‘en kötüsü geride kaldı’ korosuna kamu banka müdürleri de eklendi. Bu yazıda, ilk olarak bu hafta açıklanan üç veri ile ekonomik gelişmeleri takip ederek, ardından başlıktaki soruya yanıt arayacağım.
13 Eylül 2018 Perşembe
TCMB'nin 13 Eylül Kararı: Sert Daralma Geliyor
Para Politikası Kurulu toplantısı sonucunda gelen % 6.25'lik faiz artırımı, zaten içinde girdiğimiz ekonomik yavaşlama sürecinin daha da hızlanmasına neden olacaktır. Önümüzdeki dönemde sert bir resesyon, neredeyse garantilemiştir. TCMB, bunu açıklamasında 'iç talepteki yavaşlama hızlanmaktadır' diyerek teyit ediyor.
31 Ağustos 2018 Cuma
Krizin Çözümü Ne?
Sıklıkla gündeme gelen 'peki o zaman çözüm ne' sorusu üzerine birkaç hatırlatma yapayım:
9 Ağustos 2018 Perşembe
Kriz Mi? Hangi Kriz?
Kriz var mı yok mu, TL'deki bu hızlı değersizleşme nelere yol açabilir gibi konularda birkaç kısa ek bilgi vererek, güncel kriz dinamiklerini açıklayabilmek için bir çerçeve taslağı sunacağım.
7 Ağustos 2018 Salı
Kur Şokundan Döviz Krizine
Türkiye ekonomisi çok kritik bir dönemden geçiyor. TL'nin hızla değersizleşmesi, firmaların kur riskini daha da artırdı. Riskin büyüklüğü ile ilgili bir kaç veri vererek, firmaların neden bu kadar borçlu hale geldiğinin nedenlerine işaret edeceğim.
6 Ağustos 2018 Pazartesi
10 Soruda 2018 Ekonomik Krizi
Türkiye ekonomisi hızla bir ekonomik daralmaya doğru ilerliyor. Resesyonun ne kadar sert olacağı ve ne kadar uzun süreceği henüz netleşmiş değil. Durumu daha da zorlaştıran, daralmanın yüksek enflasyon ortamında gerçekleşme ihtimalinin yükselmesi, yani stagflasyon riski. Bu yazıda ekonomik darboğazı yaratan somut işleyiş mekanizmalarını, son dönemdeki ekonomik ve siyasal gündem ile birleştiren bir değerlendirme yapacağım.
TL'deki hızlı değersizleşmeye neden müdahale edilmiyor?
TL'deki hızlı değersizleşmeye neden müdahale edilmiyor? sorusu yeniden gündeme geldi. Bir kaç kısa hatırlatma yapmak istedim.
Yaşanan bir birikim modeli krizi. Bu tip kriz konjonktürlerinin en önemli belirtisi, ekonomi yönetiminin müdahale seçeneklerinin sınırlanmasıdır.
30 Temmuz 2018 Pazartesi
Yeni Rejim'in Türkiye'si: Kopuş ve Süreklilikler
24 Haziran seçimleri, şüphesiz ki, siyaseten ve özellikle hukuken öncesiyle bir kopuş anını temsil ediyor. Ancak ekonomik açıdan böyle olduğunu söylemek zor. Her ne kadar, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi (CHS), “eski Türkiye’ye” ait “bürokratik oligarşiyi” sona erdirerek, hızlı ve etkin bir bürokrasi vaat etse de, ekonomi yönetiminin eski sorunları, yeni Türkiye’de de sürecek.
Bunların başında, ekonomi yönetiminin doğrultusunun ne olacağı geliyor. Doğrultu sorunu, birikim rejimi krizi ile yani yapısal krizle ilişkili. Hali hazırda süren rejim inşası ile ortadan kaldırılan ya da yeni kurulan kurumlar, yapısal kriz çözülmeden işlevsiz olmaya mahkûm. Kısacası, rejim değişikliği ile değişmeyen tek şey, ekonomi yönetimindeki kargaşa.
3 Haziran 2018 Pazar
Döviz-Faiz Kıskacı
Geçtiğimiz hafta, TL’nin ABD doları karşısında 3.80’lerin üzerine çıkması ile Türkiye ekonomisinin 2014’ten beri iki defa karşılaştığı darboğazın yeniden ortaya çıkması ihtimali belirdi. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) 2014 başında ve 2016 başında TL’nin hızlı değersizleşmesini önlemek için iki kuvvetli faiz artışı gerçekleştirmişti.
2017’nin sonuna yaklaşırken faizi düşürme söylemleri artarken, kurdaki hareket yeniden sert bir faiz artırımı baskısı yaratıyor. Bunun gerçekleşmesi durumunda 2014’ten beri farklı yollarla ertelenebilen stagflasyonist sıkışmanın, önümüzdeki dönemde yeniden gündeme gelebileceğine dair emareler birikiyor. 2019’da yapılacağı ilan edilen ve ülkeyi yöneten siyasi heyet tarafından “varlık-yokluk” meselesi olarak görülen seçimler öncesi, ekonomide yeni bir darboğazın yaşanması olasılığı, ülkenin kaderini belirleyebilecek bir etkiye sahip olabilir.
7 Mayıs 2018 Pazartesi
Bir kriz mi geliyor?
Türk lirasının değer kaybı ve faiz oranının yüksekliği nedeniyle Türkiye’nin bir kriz atmosferi içinde olup olmadığı sorusu ya da hükümetin aldığı/almayı planladığı önlemlerin olası bir krizi önleyip önlemeyeceği konusu yeniden hararetle konuşulmaya başlandı. Bir paket olarak pazarlanan ekonomik önlemlerin içinde mart ayı sonunda yasalaşan tek hazine hesabının kapsamının genişletilmesi de yer alıyor. Ayrıca KDV borcu bulunanların ödemelerinin tecili ve gıda enflasyonunu kontrol altına almak için çalışmaların sürdüğü, bir yandan daha fazla teşvik verilirken öte yandan da vergi ödemelerinde kolaylık sağlanması gibi unsurlar hükümetin yakın dönemdeki planları arasında.
3 Haziran 2017 Cumartesi
Sorun Kapitalizm, Robotlar Değil!
Makinelerle insanlar arasındaki olası bir savaş, bilim kurgunun ve distopyanın önemli temalarından biri. Konunun uzmanları Yapay Zeka (AI) uygulamalarının gelişimi ile birlikte robotların insanları pek çok alanda geçebileceğini tahmin ediyor. K. Grace vd. tarafından yapılan araştırmaya göre ilgili uzmanlar AI uygulamalarının 2024 yılında çeviri alanında, 2026’da lise düzeyinde kompozisyon yazmada, 2027’de kamyon kullanmada ve 2049’da çok satan kitaplar yazmada insanları geçeceklerini tahmin ediyorlar. İnsanların yaptığı tüm işlerde tam otomasyon için ise sadece 120 yıl daha beklememiz gerekiyor.
Henüz bunları abartılı bulanlar çoğunlukta olsa da bu gelişmelerin bir kısmının dahi hayata geçmesi durumunda kitlesel işsizliğin ortaya çıkması, tartışılan en önemli risklerin başında geliyor. Makinelerle insanların sanayi devrimi başlarındaki ilk karşılaşmalarında makine kırıcıların romantik tepkisi etkisiz kalmıştı. Ancak insanlık kapitalist üretim tarzına boyun eğmeyi sürdürdükçe şimdiki karşılaşma, çok daha maliyetli olacak.
26 Nisan 2017 Çarşamba
Küresel Ara Rejim
İkinci yazıda ise, ne oldu da, İkinci Dünya Savaşı sonrasında küresel ticaretin gelişimine önderlik eden ABD, günümüzde korumacı politikalara yöneldi sorusu üzerinde durdum. Bu yazıda da günümüzde ABD’de yükselen korumacı eğilimlerin, sermayenin uluslarasılaşması sürecinde bir geri çekilmeden çok, bunun maliyetlerinin mekânsal olarak nasıl bölüştürüleceği ve bu maliyetin hangi ülkelerdeki, hangi sınıflar tarafından üstlenileceği konularındaki belirsizlikten kaynaklandığını ileri sürdüm. Bu serinin üçüncü yazısında ilk yazıda değindiğim küresel “ara rejimin” özelliklerini ele alacağım.
24 Ocak 2017 Salı
Türkiye’de ekonomik istikrarsızlığın farklı boyutları, beklentiler ve alternatifler
Türkiye’de ekonomik
istikrarsızlığın farklı boyutları var. Bu kısa değerlendirmede üç boyutu
vurgulayacağım: Birincisi Türkiye ekonomisinin temel yapısal sıkışmışlığı olan
sermaye girişlerine bağımlılık, ikincisi Türkiye’de yerleşik hal alan yatırımcı
demokrasisinin etkileri, sonuncusu da 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında iktidar
çevrelerindeki politika tartışması ve alınan piyasacı önlemlerin sorunları
derinleştirmesi. Kısacası istikrarsızlık yapısal reformlarda gecikmeden değil,
piyasacılıkta ısrardan kaynaklanıyor.
8 Ocak 2017 Pazar
5 Maddede Türkiye’nin Krizi
Artık adını koymak gerekiyor: Türkiye ekonomisi krizde ve
krizin adı, stagflasyon. Yani, ekonomik durgunluk ile enflasyonun aynı anda
yaşanması. Türkiye ekonomisi Ocak 2014 sonrasında da bu noktaya gelmişti ancak küresel konjonktürün etkisiyle kriz dinamikleri
ötelenmişti. Uluslararası konjonktür Ocak 2017’de, 2014’tekinin tersine
çalışıyor. Aşağıda beş madde ile gelişmeleri özetledim.
25 Aralık 2016 Pazar
Kriz Notları'nda 2016'nın İlk 5'i
2016'da Kriz Notları'nda en çok okunan yazıları sizler için derledik.
3 Aralık 2016 Cumartesi
İtalya’daki referandumun Türkiye ile ilgisi nedir?
Yükselen sağ ve faşizan hareketlerin ve yabancı
düşmanlığının küresel ekonomik krizle irtibatı yeterince kurulmayınca ortaya
tatsız anıştırmalar, yersiz benzetmeler çıkabiliyor. Donald Trump’ın ABD
başkanı seçilmesi ile ilgili olan analizlerde de Brexit referandumuna ilişkin açıklamalarda da değişim isteği ile krizin
yarattığı çöküntü arasında bağ kurma çabaları mevcuttu. Ancak bu dalganın genel
karakterinin tespit edilmesi yine de gecikmiş görünüyor. 4 Aralık'taki İtalyan referandumunu bu dönüşüm, Avrupa'da siyaset sahnesindeki temel bir bölünme ve kriz karşısında esaslı politika tepkisi geliştirememe sorunu ile ilişkilendirmek gerekli.
29 Ocak 2014 Çarşamba
Küresel Krizde Yeni Aşama, Merkez Bankası Kararları ve Yaklaşan Krizin Adını Koymak
Geçtiğimiz hafta TL, Dolar karşısından,
Arjantin Peso’sundan sonra en hızlı değer kaybeden para birimi olunca 27 Ocak akşamı, merkez bankası para politikası kurulunu olağanüstü toplantıya çağırdı ve
sonuçta sert faiz artırımı kararları aldı. Bankanın aldığı
kararları ve bu kararların olası etkilerini anlayabilmek için, meseleyi dünya ve Türkiye ekonomisinin temel dinamiklerini hesaba katan bir konjonktür analizinin içine yerleştirmek isabetli olacaktır.
Labels:
2008 Krizi,
2014,
2014 Krizi,
ABD,
Avro,
Avrupa,
Avrupa Birliği,
Dolar,
Durgunluk,
Dünya Ekonomisi,
enflasyon,
Faiz,
FED,
FED Kararları,
İşsizlik,
Kriz,
Kur,
merkez bankası,
Stagflasyon,
Yükselen Piyasalar
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)