Hazine’nin temmuz ve ağustos aylarındaki borçlanma temposu ve bu borcun döviz cinsi olması 'birileri çıldırmış olmalı' dedirtebilir. Büyük olasılıkla Türkiye 2020’de tarihinin en büyük net borçlanmasını gerçekleştirmiş olacak.
Ekonomiyle ilgilenmeyebilirsiniz. Ancak bu sizi ekonomik krizin sonuçlarına maruz kalmaktan muaf kılmaz.
2018-2019 Krizi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
2018-2019 Krizi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
30 Nisan 2021 Cuma
18 Mart 2020 Çarşamba
2020'ye devrolan sorunlar yumağı
Geçtiğimiz yıl Türkiye’nin ekonomik krizinin olgunluk çağına girdiği yıldı. Kimilerine göre kriz geride kaldı, eleştirel iktisatçıların çoğuna göre ise toplumsal sorunları ağırlaştırarak, farklı bir hale bürünerek seyrine devam ediyor. Yaşadığımız çöküntü ve yılın ikinci yarısına yayılan zayıf toparlanmayı bir buhran başlangıcı olarak nitelemesem dahi 2020’ye devrolan sorunların büyüklüğüne işaret etmeyi gerekli buluyorum. Bu köşede de sıklıkla ele aldığım üç ana başlığa yılı kapatırken tekrar dikkat çekmek istiyorum.
Bu ekonomiyle nereye gidilir?
AKP kadrolarının 2018 seçimleri öncesinde olgunlaştırdığı plan kısmen işlemeye devam ediyor. Aralık ayındaki gelişmeler ve veriler bir yandan sıkıntıları bir yandan da alınan mesafeyi göstermesi bakımından önemli.
24 Şubat 2020 Pazartesi
Merkez Bankası Yolun Sonuna Geldi
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK) bu yılın ikinci toplantısını 19.02.2020 tarihinde yaptı ve politika faizini 0,5 puan indirdi. Bu indirim ile banka, her ne kadar indirim temposu giderek azalsa da, 2019 yılından bu yana toplam 13,25 puanlık faiz indirimi yapmış oldu.
Bu yazıda Şubat ayı itibariyle TCMB’nin faiz indirimlerinde yolun sonuna geldiğini ve bunun 2018-2019 krizi sonrasında önemli bir dönüm noktası olduğunu ileri süreceğim. Yazıda, sürecin genel gidişatı ile ilgili kısa bir hatırlatma sonrasında, 19 Şubat açıklamasının önemli gördüğüm yanlarını dört maddede ele aldım.
16 Aralık 2019 Pazartesi
Otoriter konsolidasyonun kapısı aralandı
Bu yazı ile içinden geçmekte olduğumuz süreci biri tarihsel, diğeri kavramsal iki temel argüman ile ele alarak, 2020 Türkiye’si ve sonrası için bir otoriter konsolidasyon ihtimalinin belirdiği görüşümü tartışmaya açmak istiyorum.
Tarihsel argüman, daha çok dönemlendirme ile ilgili. 2018-2019 krizinin, 2013 sonrasında iç içe geçmiş birikim rejimi krizi ve devlet krizi döngüsünün bir halkası olarak ele alınması gerektiğini önereceğim. Bu anlamıyla yazının odak noktası 2018-2019 krizinin iç dönemlendirmesi değil, bu krizin içinde yaşandığı konjonktür.
Kavramsal argüman, krizi hangi kavramsal çerçeve ve araçlarla açıklayacağımız üzerine. Olayların sıcaklığı geçmeye başladıkça, Türkiye ekonomisindeki 2018-2019 krizi üzerine akademik makaleler yavaş yavaş yazılmaya başlanıyor. Elbette her akademik disiplin kendi meşrebince konuyu ele alacak. Ancak devlet teorisi olmayan iktisadi analizler ile birikim modelinin temel özelliklerinden habersiz siyasi analizlerin bizi isabetsiz sonuçlara ulaştırageldiğini hatırlatmak istedim. Bu nedenle, daha önceki yazılarda kısaca değindiğim yapısal kriz kavramını ve bunun bileşenlerini açacağım.
Bu yazı, tamamlanmış bir öneriden ziyade, bir zihin egzersizi ya da daha sistematik bir tartışmaya davet olarak da alınabilir.
6 Aralık 2019 Cuma
Kredileri takipte, büyümenin peşindeyiz
Geçtiğimiz hafta 22 Kasım’da Ankara’da düzenlenen TÜSİAD Ekonomik Araştırma Forumu Paneline dinleyici olarak katıldığımda Türkiye’nin takipteki krediler sorununa ilişkin somut ve detaylı bir çözüm önerisi duymayı beklemiyor, konuşmacıların ve dinleyicilerin her beş-on kelimesinden birisinin şeffaflık olabileceğini kestiriyordum.
Hazine'ye gerçekleşmemiş gelir aktarmak mümkün mü?
Borç ödemeleri baş ağrıtıyor ve ağrıtacak. Görünüşe bakılırsa 2018’de Yeni Ekonomi Programı açıklandıktan sonra yapılanların benzerini 2019 sonunda ve 2020’de yapma isteği Saray koridorlarında dillendiriliyor.
Bilinmeyen bir işsizlik bölgesine giriyoruz
Türkiye ekonomisinin durgunlaşma eğilimi devam ediyor. Yaz aylarında faiz indirimi ve küresel parasal genişleme çevrimi etkisiyle görülen hareketlenmenin üretim faaliyeti ve satış hacmine kayda değer etkide bulunmadığı, söz konusu olanın toparlanma ve atılım değil durgunlaşma olduğu ortaya çıktı.
Borçlu ve kaygılı: Gelir ve yaşam koşulları özeti
Türkiye İstatistik Kurumu 2006 yılından bu yana her yıl gelir dağılımı ve yaşam koşullarına dair veriler yayımlıyor. Geçtiğimiz yıl için veriler 18 Eylül’de açıklandı. Elimizde daha kapsamlı ve süreklilik arz eden bir gösterge ya da araştırma bulunmadığı için çeşitli veri toplama sorunlarına karşın dikkate almamız gereken bu sonuçlardan bir derleme yaptım. Karışık bir resim var önümüzde: Kaynayan, gelir adaletsizliği nedeniyle canı burnunda olması beklenecek bir toplum ama bir yandan da bazı grupların kendisini AKP ile özdeşleştirmesine izin verecek kadar yükselebildiği bir resim… Hayatımızın resmi.
2 Eylül 2019 Pazartesi
Döviz Krizinin Birinci Yılında Ekonomik Gidişat
Bu röportaj, 02.09.2019 tarihinde Cumhuriyet'te yer aldı. Gazete'de muhtemelen yer sorunu nedeniyle bazı yanıtlar kısaltılmış. Röportajın tam metnini buradan okuyabilirsiniz.
23 Ağustos 2019 Cuma
Dört soruda Türkiye’nin otoriterliği ve kriz yönetimi
Türkiye’nin ağır krizi geride bırakılamıyor.
Geriye dönüp baktığımızda 2018 başlarında çok sayıda işaretin birden belirmiş olduğunu bugün daha net söyleyebiliyoruz. Geçtiğimiz yılın Mayıs ve Ağustos aylarındaki kur krizlerini kredi çöküşü takip etti. Enflasyon 2018 bitmeden son 16 yılın en yüksek seviyesine geldi. Sanayi üretimi geriledi, inşaat sektörü durdu ve sadece inşaat sektöründe 2018 baharından 2019 baharına kadar geçen sürede yarım milyondan fazla insan işini yitirdi. İşsizlik tarihimizin en yüksek seviyelerine fırladı.
Geriye dönüp baktığımızda 2018 başlarında çok sayıda işaretin birden belirmiş olduğunu bugün daha net söyleyebiliyoruz. Geçtiğimiz yılın Mayıs ve Ağustos aylarındaki kur krizlerini kredi çöküşü takip etti. Enflasyon 2018 bitmeden son 16 yılın en yüksek seviyesine geldi. Sanayi üretimi geriledi, inşaat sektörü durdu ve sadece inşaat sektöründe 2018 baharından 2019 baharına kadar geçen sürede yarım milyondan fazla insan işini yitirdi. İşsizlik tarihimizin en yüksek seviyelerine fırladı.
29 Temmuz 2019 Pazartesi
Merkez Bankası ne yapmak, nereye varmak istemektedir?
Bağımsız bir Merkez Bankası olmadığı için belki de başlığı ‘Erdoğan yönetimi ne yapmak nereye varmak istemektedir?’ şeklinde değiştirmek gerekirdi. MB Başkanı’nın görevden alınması öncesinde başlayan faiz indirimi beklentisi son iki haftada kesinlik kazanmıştı. 100 baz puanla başlayan tahminler, Para Politikası Kurulu toplantısı öncesinde 400 baz puana kadar çıkmıştı. Dünkü toplantıda, temkinli davranma uyarılarına aldırmadan enflasyon görünümündeki iyileşme gerekçesiyle 425 baz puan indirim geldi.
22 Temmuz 2019 Pazartesi
On Birinci Kalkınma Planı ve tekinsiz itiraflar
Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi’ndeki ilk Kalkınma Planı 8 Temmuz’da Meclis’e gönderildi ve üzerine görüşmeler başladı. Plan, temel hedeflerin önceki plana göre farklılaşması kadar çeşitli ve garip kuramsallaştırma girişimleri ile de gündeme geldi. Türkiye’de gündem çok hızlı değişse de daha çok konuşulacak bu metne değinmek gerekiyor.
Hard kapitalizmde başkanlık
Sömürü düzeni içindeyiz. Ama içinde olduğumuz, emekçinin canını alan, canını alana kadar da dünyaya geldiğine pişman eden versiyonu. Yol Tv’den Özge Uyanık’ın uzattığı mikrofona konuşan Azadî Kaya’nın feryadı duyulmaya değer. “Bu devlette hard kapitalizm var, leşçi, can alıcı” diyordu yenilenen İstanbul seçimi öncesinde.
15 Haziran 2019 Cumartesi
Ekonomik fırtına: Öncesi sessizlik mi?
Amerikan Merkez Bankası’nın haziran ayında faiz indirimine gitmesine yüksek olasılık, o olmazsa temmuz ayında indirim gerçekleştirmesine kesin gözüyle bakılıyor. Sene bitmeden bir indirim daha gelmesi bekleniyor. Bu gelişmeler kısmen dolar endeksine ve küresel Güney ülkeleri para birimlerine yansıdı. Türkiye’de mayıs ayında en çok getiri sunan yatırım aracı yine de dolar olurken, bahsettiğim son gelişmelerin Türkiye’deki yabancı para mevduatlarına yansıyıp yansımayacağı sorusu İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimi sonrasına kalmış duruyor.
12 Haziran 2019 Çarşamba
TCMB'nin 12 Haziran 2019 Kararı: Ertelenen Faiz İndirimi
TCMB Para Politikası Kurulu (PPK) bu yılın dördüncü toplantısını yaptı ve faiz oranlarını sabit tuttu. Bu karar bir bakıma faiz indiriminin ertelenmesi anlamına geliyor.
31 Mayıs 2019 Cuma
KÖİ maliyeti belirginleştikçe batış da netleşiyor
Tasarruf vaadinde bulunan, bunu yap(a)madığı gibi bütçeyi alt üst eden bir ekonomi yönetimi ile karşı karşıyayız. 2019 ilk çeyreğinde, çeyreklik bazda daralmanın aşılması ihtimali üzerinden krizden çıkış pazarlaması planlayan bir ekonomi yönetimi ile… 2019 yılı ilk dört ayında verilen 54,5 milyarlık bütçe açığı, yıllık hedefin yüzde 68’i. Son 12 ayda verilen faiz dışı açık yeni bir rekor kırarak 99,2 milyar TL’ye yükseldi.
22 Mayıs 2019 Çarşamba
Mayıs notları: Drift atmakla sorun çözülüyor mu?
Seçim iptali kararı alındığında arka plan şöyleydi: MB rezervleri (kamu mevduatı ve altın çıkartıldığında) Nisan ayı ortasında takas işlemleri hariç eksiye inmişti. Vatandaşın ve şirketlerin dövize hücumu duracak mı tartışması yapılıyordu. Yabancı sermaye hisse senetlerine dönmeye başlamış, ancak tahvil piyasasına ilgi göstermiyor gibi duruyordu. Bu sırada Türkiye’de program tanımlı faiz dışı açık rekoru kırılmıştı.
Çöküş sekansının bölümleri: Rezervsiz kalınır mı? O açıklar kapanır mı?
Yüksek Seçim Kurulu’nun izah edilemez bir şekilde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimini yenileme kararı sonrası etrafı yeniden heyecanlı senaryolar sardı. Söz konusu heyecanın arka planında 7 Mayıs ile 9 Mayıs arasında Türk Lirası’nın yüzde 5’i aşan değer kaybı yaşaması ve kur istikrarsızlığının devamı yatıyor. Yenileme kararının hemen ertesinde Merkez Bankası’nın fonlama maliyetini artırdığını gördük. Reuters’e göre devlet bankalarının bir haftada 4,5 milyar dolar döviz satışı gerçekleştirmesi ve liranın değer kazanması bu çalkantının bir sonraki bölümünü oluşturdu.
Hanelerin borç sorunu çözülebilir mi?
1 Mayıs gösterilerindeki pankart ve sloganlara kıdem tazminatı sorunu ve emeklilikte yaşa takılanların talepleri damga vurdu. Çünkü çalışanların hakları olan gelire, birikime, tazminata ulaşamamaları ağır bir borç kapanını dayatıyor.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)