Politika yapıcıların ağızlarından komşu ülkeyle ya da enerji bağımlısı olunan başka bir ülkeyle resmen savaş ifadeleri dökülüyor. Bu arka planda, çeşitli kamuoyu yoklamalarının tarihinin en düşük destek seviyesine düştüğünü iddia ettikleri AKP’de bölünmeler gerçekleşirken ve Türkiye tarihinin en sert krizlerinden birisinin etkileri geride bırakılmamışken politika yapıcılar neye güveniyor sorusunun cevabının detaylandırılması gerekiyor.
Ekonomiyle ilgilenmeyebilirsiniz. Ancak bu sizi ekonomik krizin sonuçlarına maruz kalmaktan muaf kılmaz.
Cari Açık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Cari Açık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
18 Mart 2020 Çarşamba
21 Şubat 2019 Perşembe
Petrol krize tuz biber ekecek mi?
Dünyada en fazla petrol rezervine sahip Venezuela’daki hükümet darbesi girişiminin akıbeti önümüzdeki birkaç günde belli olabilir. Ancak, aralık ayında Venezuela ile 10 anlaşma imzalayan, enerji ve madencilik başta olmak üzere birçok alanda bu ülkeyle özel ilişki kurma çabasındaki Erdoğan yönetimini, ABD destekli darbe girişiminden ziyade son dönemde artan petrol fiyatları zorlayabilir.
12 Temmuz 2018 Perşembe
IMF partisi mi alternatifler mi?
Mayısın ilk yarısında Türk Lirası dolar karşısında sadece yüzde 8 civarında değer kaybetmekle kalmadı, aynı zamanda Türkiye’ye taslağı 30 Nisan’da IMF Konsültasyon Raporu’nda sunulan ancak henüz adı konmamış olan kemer sıkma programı daha fazla alıcı buldu. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın İngiltere’de 14 Mayıs’ta katıldığı programda komşu ülkelerle ticarette yerli paranın kullanılmasından, para politikasında başkan olarak ağırlığını koyacağına kadar birçok bilinmezlik barındıran beyanları durumu kötüleştirdi. Aynı gün ödemeler dengesi ve 15 Mayıs’ta işsizlik verileri açıklanırken Türk Lirası’nın çöküşü, faiz artışı ve sert inişin seçim sonrasına kalmadan gerçekleşmesi olasılığını Erdoğan’ın isteği hilafına artırdı.(i)
13 Şubat 2014 Perşembe
2014’e Girerken Küresel Güney’de Ekonomik Kilitlenme: Çalışanlar Nasıl Etkilenecek?
“Yükselen piyasalar” olarak kodlanan ülkelerde yaşanan
sert devalüasyonlar, Çin’in ekonomik büyüme temposunun azalması, Avro
Bölgesi’nde artan deflasyon riski ve ABD’de bir türlü toparlanamayan ekonomik
büyüme 2014’ün ilk ayında göze çarpan gelişmelerdi. Türkiye’de ise devlet krizinin eşlik ettiği seçim sürece ve buna
eşlik eden yavaşlayan bir ekonomik büyüme temposuna tanıklık ediyoruz. Son
olarak 7 Şubat’ta gelen uluslararası kredi değerlendirme kuruluşu
Standart&Poors’un Türkiye’nin kredi notu görünümünü durağandan negatife çevirmesi haberi, önümüzdeki dönemin
ekonomik büyüme için çok da parlak olmadığına işaret ediyor.
Bu yazıda, 17 Aralık ile başlayan yolsuzluk ve rüşvet
operasyonu ve bunun giderek bir devlet krizine dönüşmesi süreci olmasaydı da,
Türkiye’nin küresel ekonomik dalgalanmadan yine de etkileneceğini, devlet
krizinin ise, sadece bu etkiyi daha da derinleştiren ve büyüten bir unsur
olarak ele alınması gerektiğini ileri süreceğim. Bu çerçeveden hareketle
yaşanan tüm bu gelişmeleri daha iyi anlayabilmek için önerim bir adım geri
çekilerek şu temel sorulara yanıt aramak: Yeni bir ekonomik krize mi giriyoruz?
“Yükselen piyasalar” krizi 2008 krizi ile bağlantılı mı? Olası krizin
mekanizmaları neler olabilir? Ve bu krizden çalışanlar nasıl etkilenecek?
25 Ocak 2014 Cumartesi
Dünya Krizi Derinleşirken Türkiye Ekonomisi
21.
yüzyılın ilk büyük ekonomik krizi, 2008 yılında kapitalist sistemin merkezinde,
ABD’de patlak verdi. Ekonomik büyüme oranlarındaki gelişime bakıldığında günümüzde
dünya ekonomisinin krizin etkilerini atlatmaktan uzak olduğu, hatta 2013’teki
gibi 2014’te de ekonomik büyüme temposunun azalmaya devam edebileceği görülüyor.
Böyle bir konjonktürden Türkiye’nin etkilenmemesi olanaksızdır. Ancak bu
etkinin boyutunu, Türkiye ekonomisinin yapısal dinamikleri ve mevcut devlet
krizinin ne yönde gelişeceği belirleyecektir. Bu yazıda meselenin ekonomik yönün
odaklanacağız.
22 Ekim 2012 Pazartesi
Kriz, ABD ve AB: Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Var mı ?
2008 yılında ABD konut piyasasındaki kredilerin batması
ile tetiklenen ekonomik kriz, bankacılık ve finans sisteminin entegre yapısı
nedeniyle hızla Avrupa piyasalarına ve dünya geneline yayılmış durumda. Ancak
2008’den günümüze kadar geçen süreci farklı aşamalarda değerlendirebiliriz.
14 Ekim 2012 Pazar
Orta Vadeli Program, Türkiye Ekonomisi ve Kriz
Geçtiğimiz hafta ard arda önce IMF Türkiye Raporu, DünyaRaporu ve Türkiye’de yeni Orta Vadeli Program (2013-2015) açıklandı. Tabii ki
açıklanan tüm bu belgelerin ortak noktası, 2008 yılından itibaren bir türlü
içinden çıkılamayan ekonomik krizi konu almalarıydı (1).
12 Ağustos 2012 Pazar
Neoliberal Avrupa'ya Geçiş Süreci
Bu röportaj Arif Koşar tarafından yapılmış ve 10.08.2012 tarihli Evrensel gazetesinde yayınlanmıştır. Arşiv açısından burada da bulunsun istedik.
Konuklarımız Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Türkay ve New York Üniversitesi Siyaset Bilimi Bölümünden Dr. Ümit Akçay.
28 Haziran 2012 Perşembe
Ekonomik Değişkenlerle Avrupa Krizi ve Türkiye
Ekonomik kriz ile siyasi krizin içiçe geçmiş görünümlerinin, Yunanistan'daki seçimin ardından geçici bir süreliğine de olsa durulacağını bekleyen "piyasalar", Güney Kıbrıs'ın da iflasını duyurması, İspanyol bankalarının resmi olarak kurtarılmayı talep etmelerinin ardından yeniden teyakkuza geçti.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)