ABD merkez bankası Fed, Covid-19 sonrası yeni küresel krizde faiz indirimi ve miktarsal genişlemeye geri dönüş önlemlerinin yanında bazı ülkelere doğrudan takas hattını açarak dolar likiditesi sağladı. Ancak bu imkandan yararlanmak için ülkelerin elinde ABD Hazine kağıdı olması gerekiyor. Krizin küresel bir boyut almasıyla elinde ABD Hazine kağıdı olmayan ülkelere de dolar likiditesi sağlanması için bir ara formül olarak İMF'nin devreye girmesi gündeme geldi. Bu gelişmeyi Sözcü'de kısaca değerlendirmiştim, buraya biraz daha geniş halini ekliyorum.
Ekonomiyle ilgilenmeyebilirsiniz. Ancak bu sizi ekonomik krizin sonuçlarına maruz kalmaktan muaf kılmaz.
FED etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
FED etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
8 Nisan 2020 Çarşamba
5 Ekim 2016 Çarşamba
Parantez Kapanıyor
Dünya ekonomisi kritik bir dönemece doğru yaklaşıyor. Para
politikası, 2008’den beri krizden çıkış için neredeyse tek araç olarak kullanıldı
ve 2016 itibariyle para politikası ile yapılabileceklerin sonuna geliniyor. Sekiz yıllık bu deneyin sonucunda faizlerin sıfıra
hatta negatife çekilmesinin etkisi, sadece krizi ağır çekimde yaşamamızı
sağlamak oldu. Şimdi, 2009’da faiz indirimleri ve miktarsal genişleme
programlarıyla açılan parantez kapanmak üzere ve parantez kapanırken, öncesine göre daha iyi bir
durumda değiliz.
31 Ağustos 2016 Çarşamba
Küresel Krizde Uzatmalar Oynanıyor: Jackson Hole Sonrası Bir Değişiklik Var Mı?
1980’li yıllar ile 2008 krizi arası dönem, dünya genelinde merkez bankalarının itibarlarının arttığı yıllar idi. 1979’da ABD merkez bankası başkanlığına getirilen ve 1987’ye kadar bu görevde kalan Paul Volcker, sermaye çevreleri tarafından ABD ekonomisini uçurumun eşiğinden alan kişi ilan edildi. Ardından gelen Alan Greenspan ise, 2006’da görevden ayrılana kadar aynı çevreler tarafından merkez bankacılığın “gurusu” olarak görüldü. Özellikle ABD ekonomisi için bu dönemin temel mottosu Büyük İtidal (Great Moderation) idi.
Büyük İtidal’in anlamı, 1970’lerdeki kriz sonrasında ABD ekonomisinin istikrar kazanması, gerek enflasyonda gerekse büyümede büyük oynaklıkların ortadan kalkmasıydı. Bunun farklı nedenleri tartışılsa da, merkez bankaları bu süreçte kendi paylarının büyük olduğunu düşünüyordu. 2000’lere gelindiğinde, gelişkin makroekonomik modeller sayesinde artık büyük çaplı ekonomik oynaklıkların ve hatta ekonomik krizlerin geride kaldığı, anaakım iktisatçılar ve merkez bankacılar arasında yaygın bir inanç haline gelmişti. Ta ki, 2008’de tüm bu ışıltılı dünya çökene kadar!
23 Ağustos 2016 Salı
Faizle Döviz Arasında Sıkıştırılmış Ekonomi
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) faiz politikası üzerine yazanlar arasında bir süredir iki kutup oluştu. İlki neoliberal ortodoksinin deforme edilmesinden hoşlanmayan “endişeli liberaller”, ikincisi de herhangi bir iktisadi akım ile ilişkilendirilmesi mümkün olmayan ve sadece faizin düşmesini savunan “büyüme koalisyonunun” sözcüleri. Karşılıklı alınan bu pozisyonlar her vesilede aynı tezlerin tekrarlanması ile neredeyse katılaşmış durumda. Son yazısında Mahfi Eğilmez, bu tartışmadaki pozisyonları güncel olarak özetledi.
Tartışmanın kısırlığının en önemli nedeni, Türkiye’de ekonomi politikasının para politikasına, kur ve faiz arasına sıkıştırılmış olması. Esasında bu Türkiye’ye özgü de değil. Dünya da benzer bir tıkanıklık var. Oysa para politikası, ne Türkiye ekonomisinin sorunlarını çözmede anahtardır, ne de dünya ekonomisini düzlüğe çıkaracak bir sihirli değnek. O halde neden sürekli faiz oranlarıyla yatıp kalkıyoruz?
19 Aralık 2015 Cumartesi
FED Sahne Aldı, Sıra TCMB'de!
Uzun süredir beklenen FED faiz
artışı gerçekleşti.
FED’in sözlü yönlendirme mekanizmasını etkin kullanması sonucunda 0.25 oranında
yapılan faiz artışı esasında etkisi olmayan bir olay (non-event) haline
geldi. FED başkanı Yellen’in yaptığı basın açıklamasında 2016 için ılımlı bir
faiz artışı sürecinin öngörüldüğünü ancak bunun verilerdeki gelişmelere bağlı
olduğunu açıkladı.
Faiz artışı sonrası aralarında Türkiye’nin de olduğu ülkeleri zor bir 2016
bekliyor.
16 Aralık 2015 Çarşamba
Fed Faiz Kararı ve Etkileri
ABD
merkez bankası FED’in faiz kararını açıkladığı 16 Aralık 2015
Çarşamba günü, RIT
Youtube kanalından canlı yayında 2008 küresel ekonomik krizin
evveliyatını, son dönemdeki gelişmeleri ve faiz kararının olası sonuçlarını
tartıştığımız programı aşağıdaki linkten izleyebilirsiniz:
6 Mayıs 2015 Çarşamba
Küresel Krizin Gelişimi, 2014 Dönemeci ve 2015 İçin Gözlemler
2008 yılında patlak veren küresel kriz henüz sonlanmış
değil. Hatta etkileri derinleşerek sürüyor. Bu kısa değerlendirmede, küresel
krizin kökenlerini ve derinleşmesini, 2014’teki gelişmelerin ışığında ele
aldım. Ardından da küresel düzeyde 2015’e kalan çözümlenememiş sorunlara işaret
ederek, Türkiye’de Haziran 2015’te yapılacak parlamento seçimleri öncesi
Türkiye ekonomisinin genel durumu üzerine gözlemlerime yer verdim. [1]
2 Kasım 2014 Pazar
Ekonomi Yönetiminde Sıkışma-II: Talih Bir Kez Daha Hükümetin Yüzüne Gülecek Mi?
Önceki yazıda, Türkiye ve dünya ekonomisindeki gelişmelerin sonucunda 2015 yılında bir yandan ekonomik büyümenin
tempo kaybetmeye devam etmesi, diğer yandan da enflasyondaki artşın sürmesi
senaryosunun kuvvetli bir ihtimal olarak karşımızda durduğuna işaret etmiştim. Bu gelişmeler sonucunda ekonomi yönetiminin hareket alanının daralabileceği ve hükümet üzerinde ekonomik sorunların baskısının daha da artabileceği ihtimali üzerinde durmuştum. Bu yazının konusu, hükumetin elinde bu sıkışma tablosuna müdahale edebilmek için var olan seçeneklerin neler olabileceği. Uluslararası konjonktürdeki gelişmeler, hükümet açısından önceki yazıda işaret ettiğim olumsuz tabloyu dağıtabilir mi? sorusu, bu yazıda değineceğim ikinci konu olacak.
15 Ağustos 2014 Cuma
Avro Bölgesi'nde deflasyona doğru
Şubat ayında krizotlarıblogspot.com’daki değerlendirmelerin
zemin hazırladığı Finansallaşma, Borç Krizi ve Çöküş isimli kitabımıza son
paragrafları eklerken Dünya ekonomisinde uluslararası finansal kuruluşların bir
umut olarak tutunduğu zayıf toparlanmadan bir olasılık olarak bahsetmiştik. Toparlanma
sonrası FED faiz kararları ve parasal genişlemenin sona ermesi 2014 boyunca ve
özellikle sonlarda aralarında Türkiye’nin de bulunduğu orta gelir düzeyindeki
ülkelerde büyük oynaklıklara yol açabilirdi. Ancak başka bir senaryo da
konuşulmaktaydı:
13 Şubat 2014 Perşembe
2014’e Girerken Küresel Güney’de Ekonomik Kilitlenme: Çalışanlar Nasıl Etkilenecek?
“Yükselen piyasalar” olarak kodlanan ülkelerde yaşanan
sert devalüasyonlar, Çin’in ekonomik büyüme temposunun azalması, Avro
Bölgesi’nde artan deflasyon riski ve ABD’de bir türlü toparlanamayan ekonomik
büyüme 2014’ün ilk ayında göze çarpan gelişmelerdi. Türkiye’de ise devlet krizinin eşlik ettiği seçim sürece ve buna
eşlik eden yavaşlayan bir ekonomik büyüme temposuna tanıklık ediyoruz. Son
olarak 7 Şubat’ta gelen uluslararası kredi değerlendirme kuruluşu
Standart&Poors’un Türkiye’nin kredi notu görünümünü durağandan negatife çevirmesi haberi, önümüzdeki dönemin
ekonomik büyüme için çok da parlak olmadığına işaret ediyor.
Bu yazıda, 17 Aralık ile başlayan yolsuzluk ve rüşvet
operasyonu ve bunun giderek bir devlet krizine dönüşmesi süreci olmasaydı da,
Türkiye’nin küresel ekonomik dalgalanmadan yine de etkileneceğini, devlet
krizinin ise, sadece bu etkiyi daha da derinleştiren ve büyüten bir unsur
olarak ele alınması gerektiğini ileri süreceğim. Bu çerçeveden hareketle
yaşanan tüm bu gelişmeleri daha iyi anlayabilmek için önerim bir adım geri
çekilerek şu temel sorulara yanıt aramak: Yeni bir ekonomik krize mi giriyoruz?
“Yükselen piyasalar” krizi 2008 krizi ile bağlantılı mı? Olası krizin
mekanizmaları neler olabilir? Ve bu krizden çalışanlar nasıl etkilenecek?
29 Ocak 2014 Çarşamba
Küresel Krizde Yeni Aşama, Merkez Bankası Kararları ve Yaklaşan Krizin Adını Koymak
Geçtiğimiz hafta TL, Dolar karşısından,
Arjantin Peso’sundan sonra en hızlı değer kaybeden para birimi olunca 27 Ocak akşamı, merkez bankası para politikası kurulunu olağanüstü toplantıya çağırdı ve
sonuçta sert faiz artırımı kararları aldı. Bankanın aldığı
kararları ve bu kararların olası etkilerini anlayabilmek için, meseleyi dünya ve Türkiye ekonomisinin temel dinamiklerini hesaba katan bir konjonktür analizinin içine yerleştirmek isabetli olacaktır.
Labels:
2008 Krizi,
2014,
2014 Krizi,
ABD,
Avro,
Avrupa,
Avrupa Birliği,
Dolar,
Durgunluk,
Dünya Ekonomisi,
enflasyon,
Faiz,
FED,
FED Kararları,
İşsizlik,
Kriz,
Kur,
merkez bankası,
Stagflasyon,
Yükselen Piyasalar
22 Ekim 2013 Salı
5. Yılında 2008 Krizi: Bir Ara Değerlendirme
21. yüzyılın ilk büyük ekonomik krizi, geçtiğimiz Eylül
ayında beşinci yılını doldurdu. 2008’de ABD’de patlak veren kriz, bugüne kadar farklı
aşamalardan geçerek şu anda Avrupa’ya çöreklenmiş gibi görünüyor. Ancak 2008
krizinin nedenlerini açıklamak ve muhtemel sonuçlarını tahmin edebilmek için
güncel krizin kapitalizmin yaşadığı diğer büyük krizlerle benzeşen ya da farklılaşan
yönlerinin neler olduğu sorusuna cevap vermek gerekiyor.
24 Haziran 2013 Pazartesi
Hükümetin Yeni Stratejisi ve 5 Soruda Faiz Lobisi Tartışmaları
Geçtiğimiz hafta dolar tarihi bir rekor kırarak 1.95 TL seviyesinden döndü, borsada önemli kayıplar gerçekleşti, Merkez Bankası bir günde 350 milyon dolarlık müdahale yapmasına rağmen etkili olamadı ve faizler yükseldi. Peki bu yaşananların Gezi direnişi ile ilgisi var mı? Faiz lobisi ve uluslararası komplocular yeni bir hamleye mi girişti?
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)