Erdoğan yönetiminin 2021 planı kısaca üç ayaktan oluşuyordu. İlki, enflasyon oranından dikkate değer miktarda yüksek politika faizi belirlenmesi ve enflasyonda düşüş emarelerinin görüleceği bahar sonu, yaz başına kadar yüksek faize katlanılması. İkinci unsur, yüksek faizin yaratacağı arka plandan faydalanılması ve ters para ikamesinin gerçekleşmesi. Eklemek gerekir ki bu kısım, Merkez Bankası'nın ya da politika yapıcıların doğrudan müdahalede bulunabileceği bir kalem değildi. Daha ziyade koşulları hazırlayarak, gerekli itkiyi sağlayarak ters para ikamesinin gerçekleşmesini sağlayacaklardı. Güvendikleri sermaye girişleri işi kolaylaştıracaktı. Üçüncü ve son unsur da resmi tamamlayacak bir yatırımcı demokrasisi mesaisini şart kılıyordu: Hem IMF ve benzeri kuruluşlara selam durarak kamu harcamalarının kontrol altında olduğunun beyanı, hem de iş kurma kolaylığından teşvik politikasına kadar her alanda yatırımcı isteklerinin karşılanacağı bir programın ve eylem takviminin açıklanması.
Ekonomiyle ilgilenmeyebilirsiniz. Ancak bu sizi ekonomik krizin sonuçlarına maruz kalmaktan muaf kılmaz.
30 Nisan 2021 Cuma
Tersiyle düzüyle dolarizasyon sorunu
Gözlemcilere bu kadar mı olur dedirten yabancı para mevduatlarındaki artış hikayesinin, bir süreliğine sonuna gelmiş bulunmamız olasılığı hiç olmadığı kadar arttı.
Para politikasında Maradona!
Türkiye’de Merkez Bankası'nın faiz artışına karşın döviz çalkantılarının sonu henüz gelmedi. Uluslararası gündem nedeniyle çetin geçeceği anlaşılan aralık ve ocak aylarını takiben, eğer o zamana yeni kadrolardan söz etmiyor olursak ve pandeminin sahneden ne zaman çekileceği netleşirse mevcut hava değişebilir. Bugünse kısa bir geçiş döneminin ortasında duruyoruz.
Yıkılmadı ama tadilatta: Ekonomide devridaim makinesi
Hazine’nin temmuz ve ağustos aylarındaki borçlanma temposu ve bu borcun döviz cinsi olması 'birileri çıldırmış olmalı' dedirtebilir. Büyük olasılıkla Türkiye 2020’de tarihinin en büyük net borçlanmasını gerçekleştirmiş olacak.