Ekim ayının ilk günlerinde, ekonomik gidişata dair önemli veriler açıklanmaya başladı. Üç veri ile geldiğimiz noktayı ve gidilecek istikameti görebiliyoruz.
Ekonomiyle ilgilenmeyebilirsiniz. Ancak bu sizi ekonomik krizin sonuçlarına maruz kalmaktan muaf kılmaz.
enflasyon etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
enflasyon etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
3 Ekim 2018 Çarşamba
7 Mayıs 2018 Pazartesi
Seçim sonrası sert iniş senaryosu güç kazanıyor
Nisanın son gününde AKP’nin açıkladığı Seçim Paketi sadece seçim sürecini değil sonrasını da belirleyecek bir içeriğe sahip. Paketle başlatılan vaat furyası, artan faiz ve yüksek enflasyon koşullarında neoliberal para politikası uzmanlarının tercih edeceği politika yapma atmosferini ortadan kaldırmakla kalmadı, aynı zamanda takip eden aylarda da çok zorlu mücadelelerin yolunu döşedi.
Bir kriz mi geliyor?
Türk lirasının değer kaybı ve faiz oranının yüksekliği nedeniyle Türkiye’nin bir kriz atmosferi içinde olup olmadığı sorusu ya da hükümetin aldığı/almayı planladığı önlemlerin olası bir krizi önleyip önlemeyeceği konusu yeniden hararetle konuşulmaya başlandı. Bir paket olarak pazarlanan ekonomik önlemlerin içinde mart ayı sonunda yasalaşan tek hazine hesabının kapsamının genişletilmesi de yer alıyor. Ayrıca KDV borcu bulunanların ödemelerinin tecili ve gıda enflasyonunu kontrol altına almak için çalışmaların sürdüğü, bir yandan daha fazla teşvik verilirken öte yandan da vergi ödemelerinde kolaylık sağlanması gibi unsurlar hükümetin yakın dönemdeki planları arasında.
25 Mart 2017 Cumartesi
Göçmenlerin Türkiye Ekonomisine Etkileri
Son dönemde önce Almanya ardından da Hollanda ile yaşanan gerginlikler sonrası Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, mültecilerle ilgili Avrupa Birliği ile Türkiye arasında yapılan geri kabul anlaşmasının askıya alınabileceği sinyalini verdi. Ancak İçişleri Bakanı daha açık sözlüydü: “Çok arzu ediyorsanız, bir Geri Gönderme Anlaşmamız var, isterseniz size göndermediğimiz her ay 15 bin mültecinin önünü açalım da aklınız bir şaşırsın”. Bu açıklama ile Türkiye, resmi ağızdan açıkça kendi ülkesinde sığınmacı olarak bulunan insanların aslında siyasi bir koz olarak da kullanılabileceğini ilan etmiş oldu. Bu pozisyonun insani, ahlaki ve siyasi değerlendirmesini yapmak şüphesiz önemli. Ancak bu yazıda, yeri geldiğinde uluslararası siyaset açısından bir koz olarak görülen sığınmacıların Türkiye ekonomisine etkileriyle ilgili iki gözleme yer vereceğim.
16 Nisan 2015 Perşembe
Merkez Bankalarının egemenliği devam edecek mi?
Amerikan Merkez Bankası FED’in eski başkanlarından Alan Greenspan’in cebinde önemli
toplu sözleşmelerdeki ücret artışlarına ilişkin verileri not ettiği bir kağıtla
dolaştığı rivayet edilir. Bu verileri arada bir kontrol eder, ekonomik
beklentiler üzerine konuşurken cebindeki kağıda zaman zaman başvururmuş.
Greenspan’in yaptığı merkez bankalarının fiyat istikrarı hedefinin son derece
açık bir şekilde ücret artışlarının kısıtlanmasındaki başarı ile
rabıtalandığını göstermesi açısından önemli. Ancak bu durum bir Merkez
Bankası’nın her daim ücretleri baskılamak için bir araç görevi görebileceği
sonucuna bizi ulaştırmamalı.
15 Eylül 2014 Pazartesi
Ekonomi Yönetiminde Sıkışma-I: 2015 İçin Bir Düşünce Egzersizi
Türkiye ekonomisine ait 2014 yılı 2. çeyrek verileri açıklandı. Bu yazı, mevcut verilere dayanarak önümüzdeki dönem ekonomik gelişmelerin neler olabileceğine dair bir düşünce egzersizi niteliğinde. Sonucunu şimdiden söyleyeyim: 2015 içinde, Ocak 2014'ün koşullarına geri dönebiliriz.
13 Şubat 2014 Perşembe
2014’e Girerken Küresel Güney’de Ekonomik Kilitlenme: Çalışanlar Nasıl Etkilenecek?
“Yükselen piyasalar” olarak kodlanan ülkelerde yaşanan
sert devalüasyonlar, Çin’in ekonomik büyüme temposunun azalması, Avro
Bölgesi’nde artan deflasyon riski ve ABD’de bir türlü toparlanamayan ekonomik
büyüme 2014’ün ilk ayında göze çarpan gelişmelerdi. Türkiye’de ise devlet krizinin eşlik ettiği seçim sürece ve buna
eşlik eden yavaşlayan bir ekonomik büyüme temposuna tanıklık ediyoruz. Son
olarak 7 Şubat’ta gelen uluslararası kredi değerlendirme kuruluşu
Standart&Poors’un Türkiye’nin kredi notu görünümünü durağandan negatife çevirmesi haberi, önümüzdeki dönemin
ekonomik büyüme için çok da parlak olmadığına işaret ediyor.
Bu yazıda, 17 Aralık ile başlayan yolsuzluk ve rüşvet
operasyonu ve bunun giderek bir devlet krizine dönüşmesi süreci olmasaydı da,
Türkiye’nin küresel ekonomik dalgalanmadan yine de etkileneceğini, devlet
krizinin ise, sadece bu etkiyi daha da derinleştiren ve büyüten bir unsur
olarak ele alınması gerektiğini ileri süreceğim. Bu çerçeveden hareketle
yaşanan tüm bu gelişmeleri daha iyi anlayabilmek için önerim bir adım geri
çekilerek şu temel sorulara yanıt aramak: Yeni bir ekonomik krize mi giriyoruz?
“Yükselen piyasalar” krizi 2008 krizi ile bağlantılı mı? Olası krizin
mekanizmaları neler olabilir? Ve bu krizden çalışanlar nasıl etkilenecek?
29 Ocak 2014 Çarşamba
Küresel Krizde Yeni Aşama, Merkez Bankası Kararları ve Yaklaşan Krizin Adını Koymak
Geçtiğimiz hafta TL, Dolar karşısından,
Arjantin Peso’sundan sonra en hızlı değer kaybeden para birimi olunca 27 Ocak akşamı, merkez bankası para politikası kurulunu olağanüstü toplantıya çağırdı ve
sonuçta sert faiz artırımı kararları aldı. Bankanın aldığı
kararları ve bu kararların olası etkilerini anlayabilmek için, meseleyi dünya ve Türkiye ekonomisinin temel dinamiklerini hesaba katan bir konjonktür analizinin içine yerleştirmek isabetli olacaktır.
Labels:
2008 Krizi,
2014,
2014 Krizi,
ABD,
Avro,
Avrupa,
Avrupa Birliği,
Dolar,
Durgunluk,
Dünya Ekonomisi,
enflasyon,
Faiz,
FED,
FED Kararları,
İşsizlik,
Kriz,
Kur,
merkez bankası,
Stagflasyon,
Yükselen Piyasalar
22 Ekim 2012 Pazartesi
Kriz, ABD ve AB: Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Var mı ?
2008 yılında ABD konut piyasasındaki kredilerin batması
ile tetiklenen ekonomik kriz, bankacılık ve finans sisteminin entegre yapısı
nedeniyle hızla Avrupa piyasalarına ve dünya geneline yayılmış durumda. Ancak
2008’den günümüze kadar geçen süreci farklı aşamalarda değerlendirebiliriz.
14 Ekim 2012 Pazar
Orta Vadeli Program, Türkiye Ekonomisi ve Kriz
Geçtiğimiz hafta ard arda önce IMF Türkiye Raporu, DünyaRaporu ve Türkiye’de yeni Orta Vadeli Program (2013-2015) açıklandı. Tabii ki
açıklanan tüm bu belgelerin ortak noktası, 2008 yılından itibaren bir türlü
içinden çıkılamayan ekonomik krizi konu almalarıydı (1).
23 Eylül 2011 Cuma
resesyon mu, savaş ve enflasyon mu?
Jonathan Nitzan ve Shimson Bichler II. Dünya Savaşı sonrası kapitalizmin pusulasının enflasyon olduğunu vurgulayan çalışamalarında yeni bir sistemin farklılaşmacı (differential) bir birikim mantığı ile biçimlendiğini gösteriyor. Depresyon tuzağına geri dönmemenin koşulu hükümetlerin paranın değer yitirmesine razı olması. Ne de olsa parasal genişlemeye aynı oranda eşlik etmeyen bir mal ve hizmet üretimi de yıllık bileşik büyüme oranını (compound annual growth rate) % 3’ün üzerinde tutabilir.
7 Ağustos 2011 Pazar
Krizi Çözecek Olan Enflasyon Mu?
Önceki gün gerçekleşen kredi notu şokundan sonra, ABD hazinesi S&P'nin yaptığı hesaplama hatası üzerinde dururken, Kongre üyeleri, kredi değerlendirme kuruluşlarının siyasi karar alma süreçlerinin davranışlarını önceden tahmin edemeyeceğini söyleyerek tepki gösterdiler. Ancak Stiglitz ya da Rogoff gibi ekonomistlere baktığımızda ilginç değerlendirmeler gelmeye devam ediyor.
Gerek Stiglitz'in gerekse Rogoff'un söylediklerindeki ortak yan ise, nostaljik bir şarkıyı yeniden hatırlatır nitelikte. Enflasyon aslında iyi bir şeydir!
Peki bunca yıllık enflasyon karşıtı mücadeleden sonra, enflasyon neden kurtuluş reçetesi olarak görülmeye başladı.
Gerek Stiglitz'in gerekse Rogoff'un söylediklerindeki ortak yan ise, nostaljik bir şarkıyı yeniden hatırlatır nitelikte. Enflasyon aslında iyi bir şeydir!
Peki bunca yıllık enflasyon karşıtı mücadeleden sonra, enflasyon neden kurtuluş reçetesi olarak görülmeye başladı.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)