Erdoğan yönetiminin 2021 planı kısaca üç ayaktan oluşuyordu. İlki, enflasyon oranından dikkate değer miktarda yüksek politika faizi belirlenmesi ve enflasyonda düşüş emarelerinin görüleceği bahar sonu, yaz başına kadar yüksek faize katlanılması. İkinci unsur, yüksek faizin yaratacağı arka plandan faydalanılması ve ters para ikamesinin gerçekleşmesi. Eklemek gerekir ki bu kısım, Merkez Bankası'nın ya da politika yapıcıların doğrudan müdahalede bulunabileceği bir kalem değildi. Daha ziyade koşulları hazırlayarak, gerekli itkiyi sağlayarak ters para ikamesinin gerçekleşmesini sağlayacaklardı. Güvendikleri sermaye girişleri işi kolaylaştıracaktı. Üçüncü ve son unsur da resmi tamamlayacak bir yatırımcı demokrasisi mesaisini şart kılıyordu: Hem IMF ve benzeri kuruluşlara selam durarak kamu harcamalarının kontrol altında olduğunun beyanı, hem de iş kurma kolaylığından teşvik politikasına kadar her alanda yatırımcı isteklerinin karşılanacağı bir programın ve eylem takviminin açıklanması.
Ekonomiyle ilgilenmeyebilirsiniz. Ancak bu sizi ekonomik krizin sonuçlarına maruz kalmaktan muaf kılmaz.
merkez bankası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
merkez bankası etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
30 Nisan 2021 Cuma
18 Nisan 2020 Cumartesi
Bu politikayla IMF kapısına gidilir mi?
Türkiye’nin yakın dönemde IMF ile ilgili tercihlerini ve tekrar alevlenen IMF tartışmasını birkaç nokta üzerinden aktaracağım. Öncelikle “bu” politika ile ne kast ettiğimi açıklayayım. Türkiye’de ekonomi yönetimi alanında riskli uygulamaları iyi ifade edecek bir terimin “bilanço dışı politika yapımı” olduğunu düşünüyorum. İlk başta üstlenilen maliyetin, toplumsallaştırılan riskin boyutunun takip edilemediği bir tarz karşımızdaki. Zaman içinde olayların seyrine bağlı olarak maliyet şekilleniyor.
6 Aralık 2019 Cuma
Hazine'ye gerçekleşmemiş gelir aktarmak mümkün mü?
Borç ödemeleri baş ağrıtıyor ve ağrıtacak. Görünüşe bakılırsa 2018’de Yeni Ekonomi Programı açıklandıktan sonra yapılanların benzerini 2019 sonunda ve 2020’de yapma isteği Saray koridorlarında dillendiriliyor.
12 Ağustos 2019 Pazartesi
Ekonomide devridaim makinesi
Komşunun kuyusunu kazma politikalarının dünya ekonomisinde ön plana yerleştiği zamanlar öngörülemezliğin artmasına işaret ediyor. ABD’nin Çin’i döviz kurunu maniple etmekle resmen suçlaması kur savaşı ihtimalini ve dünya ticaretinde belirsizlikleri artırdı. Aynı dönemde ise faiz düşerken, Türk Lirası değer kazandı. Durum, Türkiye’de öngörülebilirlik artıyor anlamına mı geliyor?
29 Temmuz 2019 Pazartesi
Merkez Bankası ne yapmak, nereye varmak istemektedir?
Bağımsız bir Merkez Bankası olmadığı için belki de başlığı ‘Erdoğan yönetimi ne yapmak nereye varmak istemektedir?’ şeklinde değiştirmek gerekirdi. MB Başkanı’nın görevden alınması öncesinde başlayan faiz indirimi beklentisi son iki haftada kesinlik kazanmıştı. 100 baz puanla başlayan tahminler, Para Politikası Kurulu toplantısı öncesinde 400 baz puana kadar çıkmıştı. Dünkü toplantıda, temkinli davranma uyarılarına aldırmadan enflasyon görünümündeki iyileşme gerekçesiyle 425 baz puan indirim geldi.
12 Haziran 2019 Çarşamba
TCMB'nin 12 Haziran 2019 Kararı: Ertelenen Faiz İndirimi
TCMB Para Politikası Kurulu (PPK) bu yılın dördüncü toplantısını yaptı ve faiz oranlarını sabit tuttu. Bu karar bir bakıma faiz indiriminin ertelenmesi anlamına geliyor.
14 Ocak 2019 Pazartesi
Bugün Piyasa için Ne Yaptın?
Dünyanın en yüksek politika faizi oranlarından birisi ile eylül ayından başlayarak Türk Lirası’nın değer kaybının bir süreliğine kontrol altına alındığını gördük. Ancak makroekonomik veriler en kötüsünün geride kaldığını söyleyen siyaset yapıcıları yalanlamaya devam ediyor. Ekonomi yönetimi elindeki tek piyasacı çekici sallamaya devam ediyor. Her engelin finansal derinleşme yetersizliği ya da yeterince piyasalaşamama çivisi olarak görülmesi ise aslında işleri zorlaştırıyor. Merkez Bankası’nın (MB) döviz ihaleleriyle bankalara sunduğu eşi görülmedik desteğin arkasında da böyle bir çekiç-çivi hikâyesi yatıyor.
25 Eylül 2018 Salı
Arjantin Dersleri: Üzülmeyi Bırakıp Merkez Bankacı Kovmanın Sevimliliği
Dünyada en yüksek faiz oranı Arjantin’de. Bahar aylarında
çığrından çıkan yükseliş Ağustos ayı sonunda kuru kontrol altına almak için
faizlerin yüzde 60’a yükseltilmesiyle birçok gözlemciyi serseme çevirdi. IMF
ile devam eden görüşmelerde işlerin kısa zaman içinde düzeleceği görünümü
vermek zorunda hisseden Mauricio Macri, Merkez
Bankası Başkanını kovarak hem kitlelere hem de IMF’ye bir kurban sundu.
27 Mayıs 2017 Cumartesi
Ekonomide Durum: Geleceğe Kaçış
Türkiye ekonomisi üzerine en son Ocak sonunda yazmıştım. Ocak sonunda, ekonomi stagflasyonist bir sıkışmanın eşiğindeydi, merkez bankası dolardaki yükselişi durdurma ve ekonomik durgunluğun aşılması gibi zorlu bir ikilemle karşılaşmıştı. Şimdi sonuçlarını daha iyi görebildiğimiz “örtülü faiz artışı” süreci bu ikilemden çıkış için formüle edildi. Bu yazıda, (i) 2014 ve 2017’deki iki faiz artış sürecinin farklı şekillenmesinin nedeninin ekonomik konjonktür olduğuna, ve (ii) ekonomideki stagfasyonist sıkışmanın maliye politikasının göreli gevşemesi ve kredi genişlemesi sayesinde ertelendiğine işaret edeceğim.
23 Ağustos 2016 Salı
Faizle Döviz Arasında Sıkıştırılmış Ekonomi
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) faiz politikası üzerine yazanlar arasında bir süredir iki kutup oluştu. İlki neoliberal ortodoksinin deforme edilmesinden hoşlanmayan “endişeli liberaller”, ikincisi de herhangi bir iktisadi akım ile ilişkilendirilmesi mümkün olmayan ve sadece faizin düşmesini savunan “büyüme koalisyonunun” sözcüleri. Karşılıklı alınan bu pozisyonlar her vesilede aynı tezlerin tekrarlanması ile neredeyse katılaşmış durumda. Son yazısında Mahfi Eğilmez, bu tartışmadaki pozisyonları güncel olarak özetledi.
Tartışmanın kısırlığının en önemli nedeni, Türkiye’de ekonomi politikasının para politikasına, kur ve faiz arasına sıkıştırılmış olması. Esasında bu Türkiye’ye özgü de değil. Dünya da benzer bir tıkanıklık var. Oysa para politikası, ne Türkiye ekonomisinin sorunlarını çözmede anahtardır, ne de dünya ekonomisini düzlüğe çıkaracak bir sihirli değnek. O halde neden sürekli faiz oranlarıyla yatıp kalkıyoruz?
19 Aralık 2015 Cumartesi
FED Sahne Aldı, Sıra TCMB'de!
Uzun süredir beklenen FED faiz
artışı gerçekleşti.
FED’in sözlü yönlendirme mekanizmasını etkin kullanması sonucunda 0.25 oranında
yapılan faiz artışı esasında etkisi olmayan bir olay (non-event) haline
geldi. FED başkanı Yellen’in yaptığı basın açıklamasında 2016 için ılımlı bir
faiz artışı sürecinin öngörüldüğünü ancak bunun verilerdeki gelişmelere bağlı
olduğunu açıkladı.
Faiz artışı sonrası aralarında Türkiye’nin de olduğu ülkeleri zor bir 2016
bekliyor.
13 Kasım 2015 Cuma
Merkez Bankası Tartışmaları Üzerine Bir Not
1 Kasım seçimleri sonrasında ekonomi yönetiminin nasıl
şekilleneceği ve yeni hükümetin temel önceliklerinin neler olacağı bir tartışma
konusu olarak varlığını koruyor. Bu süreçte özellikle merkez bankasının konumu
yeniden gündeme geliyor. Örneğin açıklanması seçim sonrasına ertelenen AB
İlerleme Raporu'nda merkez bankası bağımsızlığının erozyona uğradığının altı
çiziliyor. Konuyla ilgilenenlerin hükümete eleştirileri de
bu çerçevede şekilleniyor. Bu vesile ile tartışma hakkında iki noktanın altını
çizmek istiyorum.
2 Mart 2015 Pazartesi
Küresel Kriz Derinleşirken Türkiye’nin İhracatı Daralıyor
Türkiye ekonomisine
dair veriler açıklandıkça, ekonomi yönetiminde merkez bankası ve faiz
üzerinden yaşanan gerilimin nedenleri biraz daha netleşiyor. Şubat ayı ihracat
rakamlarına baktığımızda, yüzde 13'lük sert bir düşüş yaşandığını görüyoruz. Bunun temel nedeni, küresel krizin derinleşmesi sürecinin Türkiye'yi etkilemeye başlaması. Bunun anlamı, seçime gidilen bir ortamda iç talebin canlandırılmasının, merkez bankası başkanının istifası pahasına dahi olsa bir zorunluluk halini alması.
18 Temmuz 2014 Cuma
Kutsal Ruh, Merkez Bankası ve Piyasaya İman
Geçen hafta Portekiz’de Banco Espírito Santo (BES ya da Kutsal Ruh
Bankası!) üzerinden Avrupa’da spekülatif bir dalga oluştuğunu gözlemledik. Bir
İspanyol Bankası’nın tahvil ihracından vazgeçmesi, Yunan tahvillerine talebin
azalması ve Avrupa’da borsa düşüşleri ile birleşince yeni bir kriz başlangıcı
düşüncesi görünür oldu. Ancak aynı günlerde finansal oynaklıklar sonrası
görülen bir olgu olarak yine uluslararası piyasalar ve fonlardan Portekiz
tahvillerine destekler de geldi.
29 Ocak 2014 Çarşamba
Küresel Krizde Yeni Aşama, Merkez Bankası Kararları ve Yaklaşan Krizin Adını Koymak
Geçtiğimiz hafta TL, Dolar karşısından,
Arjantin Peso’sundan sonra en hızlı değer kaybeden para birimi olunca 27 Ocak akşamı, merkez bankası para politikası kurulunu olağanüstü toplantıya çağırdı ve
sonuçta sert faiz artırımı kararları aldı. Bankanın aldığı
kararları ve bu kararların olası etkilerini anlayabilmek için, meseleyi dünya ve Türkiye ekonomisinin temel dinamiklerini hesaba katan bir konjonktür analizinin içine yerleştirmek isabetli olacaktır.
Labels:
2008 Krizi,
2014,
2014 Krizi,
ABD,
Avro,
Avrupa,
Avrupa Birliği,
Dolar,
Durgunluk,
Dünya Ekonomisi,
enflasyon,
Faiz,
FED,
FED Kararları,
İşsizlik,
Kriz,
Kur,
merkez bankası,
Stagflasyon,
Yükselen Piyasalar
23 Ocak 2013 Çarşamba
Kur Savaşları: Yine ve Yeni
Brezilya Maliye Bakanı Mantega 2010 yılında kur savaşlarının geri döndüğü fikrini ortaya attığından beri aralıklarla bu durum konuşuluyor. Bir ülkenin rekabet gücünü korumak – arttırmak ve daha dar anlamda ihracatı arttırmak için başvurabileceği yöntemlerden birisi olarak kabul edilen para değerini düşürmenin başka ülkeler tarafından da uygulanması ve karşılıklı devalüasyonların birbirini takip etmesi anlamına gelen kur savaşlarını Mantega’nın vurgulaması, miktarsal kolaylaştırma adı verilen para politikasının birçok ülkede para birimi değerini düşürme isteği doğuracağına inanmasına bağlıydı.
7 Ekim 2011 Cuma
Dünya'nın Krizi, Doların Yükselmesi: Müdahale Nereye Kadar?
Obama'nın açıkladığı plan hala uygulamaya geçmedi. Avrupa'da merkez bankası "genişleyici önlemlere devam" dedi. Yunanistan'da Troyka görüşmelerinden beklenen sonuç çıkmadı. Uzun süredir bekleyen İngiltere de sonunda oyuna dahil oldu. Krizin etkisiyle ABD-Çin ilişkileri giderek geriliyor. Ve Türkiye'de merkez bankasının müdahaleleri devam ediyor. Evet, nerede kalmıştık?
20 Eylül 2011 Salı
Bir Ay Sonra Krizin Neresindeyiz?
2008 krizinden sonra yeniden toparlanma ve dünya ekonomilerinin yeniden büyüme trendine girişi beklenirken, 2011 yılının Ağustos ayında, Avrupa ve ABD'deki devlet borçları konusu, ikinci dip beklentilerini güçlendirdi. Önceki krizde bankaları kurtaran devletlerdi. Özel zarar, merkez bankaları aracılığıyla toplumsallaştırıldı, kamu borcu haline getirildi. Şimdi tek tek ülkeler kamu borcunu ödeyemez hale geldiklerinde, onların zararlarını sosyalleştirecek haminin kim olacağı ise meçhul. Yani bankalar battığında merkez bankaları kurtarır, küçük ülkeler battığında büyük ülkeler yardıma koşar. Ancak büyük ülkeler battığında - ki bu aktüel bir olasılık- ne olacağını henüz kimse bilmiyor. Muhtemelen, krizin bu kadar yakın ve yıkıcı olarak geldiğinin "hissedilmesinin" ardında cevabı bilinmeyen bu soru yatıyor[1].
6 Ağustos 2011 Cumartesi
Merkez Bankası Ne Yapmak İstiyor
MB'nin son aldigi kararlardan sonra, esas olarak neyi amaçladığının tam olarak anlaşılmadığı görülüyor. O zaman biz de anlamaya çalışalım.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)