Kriz Notları

2008 yılında ABD’de patlak veren 21. yüzyılın ilk büyük krizi sadece bir ekonomik daralmaya yol açmadı, birçok ülkede emekçilerin yaşamını alt üst eden reformların uygulanmasına da gerekçe oldu.

Peki, kriz esasen neden ortaya çıktı? Nasıl bir dönemin içinden geçiyoruz? Türkiye ekonomisinin gidişatı nasıl? 2008’de yıkıma yol açan politika tercihleri birçok ülkede neden halen geçerliliğini koruyor? Küresel krizin yeni bir dalgası içinde miyiz? 2019 ile gelen ekonomik çalkantıların nedenleri ve sonuçları neler olabilir?

Yukardaki sorulara ve başkalarına 2011'den itibaren Kriz Notları'nda yanıtlar arıyor ve aklımıza gelen notları paylaşıyoruz. Umarız burada paylaştıklarımız, konu hakkındaki daha geniş bir kamusal tartışmanın bir parçası haline gelebilir.

28 Temmuz 2017 Cuma

Türkiye’de Borçlanma Limiti Neden Değiştiriliyor?

Türkiye’de ilginç bir kanun değişikliği gerçekleşecek. Belki de bir OHAL kararname maddesi ile Türkiye’nin borçlanma limiti değiştirilecek ya da geçiçi bir maddeyle borç limiti krizi savuşturulacak.

21 Temmuz 2017 Cuma

Kriz ve Alternatifler: Sosyal Demokrasinin Krizi

Küresel kapitalizm derin bir bunalım içinde. Bunalım, sadece 2008 krizi sonrası bir türü güçlü ekonomik toparlanmanın gerçekleşmemesi ile tanımlanmıyor. Aynı zamanda, merkez kapitalist ülkelerde krizden çıkış için uygulanan ekonomi politikalarının bizzat krizin nedeni olan politikalar olması ekonomik bunalımın siyaseten de yansımalarını ortaya çıkarıyor. “Daha fazla neoliberalizm” olarak özetlenebilecek ekonomi politikası tepkisi, siyaseten geniş kesimlerin mevcut düzen partilerinden umutlarını kesmeleriyle sonuçlandı. Kabaran bu hoşnutsuzluğu kapsayabilecek, yeterince gelişkin bir sol alternatifin yokluğunda, sağ popülizm şimdilik yükselen bir siyasal akım olarak öne çıkıyor. Yani, ekonomik zorluklara eşlik eden demokrasinin krizi, güncel bunalımın bir diğer özelliği. 

Tüm bu gelişmeler “küresel ara rejim” başlığı altında tartışılabilir. Ancak bu yazıda mevcut bulanımdan çıkış için alternatifler üzerine yapılabilecek tartışmalardaki çıkış noktasının neler olabileceği üzerinde durmaya çalışacağım. Takdir edersiniz ki mesele bir yazıyla tüketilemeyecek kadar kapsamlı. O nedenle bu yazının tartışmaya mütevazı bir giriş olarak değerlendirilmesi yerinde olur.

13 Temmuz 2017 Perşembe

Kritik Dönemeçte 180 Günlük Plan

Türkiye ekonomisinde 2016 sonlarında görülen stragflasyonist sıkışma, alınan önlemlerle bir süreliğine de olsa atlatıldı ancak biriken temel ekonomik sorunlarla ilgili atılan ciddi bir adım henüz ortada yok. Anaakım iktisatçıların “yapısal reformların gerekliliği” söylemi sürerken, Başbakan Yıldırım, “reform devrimi gerçekleştireceğiz” açıklamasıyla çıtayı biraz daha yükseltti. Ancak şimdi gündemde, Cumhurbaşkanı’nın bakanlıklardan gelecek bilgilerle hazırlanmasını istediği 180 günlük plan var. Açıklamalardan anlaşılan, bunun ardından 2018 için bir yıllık bir hazırlık daha yapılacak. Peki, planlama ufku neden 6 ay ile 1 yıla sıkışmış durumda? Bunun nedeni, 2019’da yapılacak olan, ülkenin kaderini tayin edici nitelikteki Cumhurbaşkanlığı seçimleri. 

8 Temmuz 2017 Cumartesi

G20 Hamburg Zirvesi: Almanya’nın Yükselişi ve Küresel Ara Rejim

Önümüzdeki hafta sonu (7-8 Temmuz 2017) G20 zirvesi Almanya’nın Hamburg kentinde yapılacak. G20 platformu, 2008 krizi sonrasında G7’nin genişletilmesiyle oluşturuldu. Böylelikle dünya ticaretinin yüzde 80’ini, üretiminin yüzde 85’ini ve nüfusunun üçte ikisini kapsar genişlikte bir forum halin geldi. Temel işlevi 2008 sonrasında krizden çıkış adımlarının eşgüdümlü bir şekilde planlanması idi. Ancak son dönemde G20’ler, “küresel ara rejimin” semptomlarını izleyebileceğimiz platformlardan biri olarak da öne çıktı. Bu zirveye damgasını vuracak olan gelişme, gerileyen ABD hegemonyasına karşı Almanya’nın yükselişi olacak.

2 Temmuz 2017 Pazar

Borçlan(dırıl)ma, Çalışma İlişkileri ve Siyasal Davranış

Geçen haftaki yazıda, kadrajı en yoksulların borçlan(dırıl)masına odaklamıştım. Bu hafta, odağı artan borçlan(dır)manın çalışma yaşamı ve siyasal davranış üzerine olası etkilerine doğrulttum. Haftaya da, daha panaromik bir görüntü elde edebilmek için, finansal içerilmenin nasıl bir sürecin parçası olduğuna değinmeyi planlıyorum.