OHAL etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
OHAL etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Mart 2020 Çarşamba

KHK'liye hesap açılmasın mı?

31 Mart 2019’daki yerel seçimlerde Cumhur İttifakı ile Millet İttifakı’nın İstanbul adayları arasındaki oy farkı çeşitli tekrar sayımlar sonrasında, İstanbul’da yaşayan ve Kanun Hükmünde Kararname ile kamu hizmetinden çıkarılmış olanların sayısının altına inince kendimce eğlenmiştim. Sonrasında KHK’lilerin oy verme hakkının olmaması gerektiği argümanı AKP’nin itiraz kampanyasının bir parçası haline geldi. Söz konusu girişim hayata geçmedi, ancak girişimi mümkün kılan düşünce yerli yerinde.

6 Ağustos 2017 Pazar

Almanya-Türkiye Gerilimi ve Yatımların Geleceği

Olağanüstü Hal (OHAL) şartlarında yaşamak sermayenin ilk tercihi olmayabilir ancak bu, OHAL altında yatırımlar ve büyüme duracak anlamına gelmiyor. Zira siyasal rejimi demokrasi olmayan ülkelerde de canlı ekonomik büyüme dönemlerinin görülmesi bir istisna değil. Bu basit gerçek, zaten “hukuk ve demokrasi yoksa yatırım gelmez” şeklinde formüle edilen argümanın naifliğini gösteriyordu. Argümandaki zayıflık, kapitalizmle ile demokrasi arasındaki durumsal ilişkiyi yapısal olarak görme yanılgısından kaynaklanıyor. Bu yazıda, Almanya-Türkiye arasında son günlerde yaşanan gerilimin ekonomi alanına da yansıma ihtimalinin ortaya çıkması vesilesiyle yukarıdaki argümanı biraz daha detaylandıracağım.

16 Haziran 2017 Cuma

Liberalizmin “Büyük Yanılgısı”

Liberalizmin temel tarih okuması kabaca şöyle: kapitalizmin gelişimi, demokrasi, hukukun üstünlüğü ve insan haklarının gelişimiyle el ele gider. Bu argüman ana akım siyaset biliminin olduğu gibi, 1945 sonrası ortaya çıkan kalkınma çalışmalarının da temelidir. Türkiye’de bu argümanın alıcısı çok. Soldan ya da sağdan pek çok önemli isim, piyasa ilişkilerinin gelişimi ile birlikte demokrasinin de gelişeceğine inanıyor. 

Özellikle AKP dönemi, bu yaklaşımın Türkiye’deki siyasal analize tam anlamıyla hakim olduğu bir dönem oldu. Bu hakim yaklaşıma göre, 2002-2007 arasındaki AKP’nin ilk dönemi ekonomi ile demokrasinin el ele gelişimine verilebilecek en güzel örnekti. Ancak 2007 sonrasındaki “demokratik duraklama” nedeniyle ekonomide işler kötüye gitmeye başladı. “Kapsayıcı olmayan kurumlar” ekonomik gelişmenin önünde engel olmaya başladı. Aşağıda, bu yaygın kanıya itirazlarımı sıralamaya çalışacağım. Bu tartışmayı iki nedenle önemsiyorum. İlki, muhalif kesimler arasında bu yanılgının hakim olması, stratejik açıdan sinizmi ve apolitikliği yeniden üretiyor. İkincisi, insanları güçsüzleştirerek, olası bir ekonomik krizi bir kurtarıcı olarak görmelerine yol açıyor.