Ülke ekonomisinin büyük bir sıçrama (hece fazlası olmayanından) eşiğinde olduğuna dair propagandanın birkaç ayağı var. Bunların başında Türkiye’de resmi işsizlik oranının salgın başlangıcında düşük kaydedilmesi, faizlerin 2020’de bir süreliğine de olsa düşüş sergilemesi, konut ve otomobil piyasalarında görülen canlanma geliyor. Borsa endeksinin son 5 ayın en yüksek seviyesine gelmesi (7 Temmuz) resmin en önemli parçalarından. Üst perdeden gelen “Türkiye’nin ekonomik bir krize gireceğini söyleyenler, böyle bir krize maddi, manevi ve siyasi yatırım yapanlar, pandemi dönemimizdeki performansımızla hüsrana uğradı ve uğramaya devam edecek” açıklamaları ile “hiçbir şey olmadı ve güçlüyüz” söylemi tamamlanıyor.
Ekonomiyle ilgilenmeyebilirsiniz. Ancak bu sizi ekonomik krizin sonuçlarına maruz kalmaktan muaf kılmaz.
borsa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
borsa etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
30 Nisan 2021 Cuma
7 Ocak 2016 Perşembe
Devre kesiciler mi, makina kırıcılar mı? Çin’de borsa çöküşleri devam ediyor
7 Ocak'ta dünya borsa tarihinin en sersemletici olaylarından
birisi yaşandı. Yine Çin’de. CSI endeksi işlemlerin ilk 13 dakikasında yüzde 5
düşünce borsa oyuncularının sakinleşmesi için 15 dakika süren bir ara verildi.
Bu otomatik ara sonrasında düşüş oranı yüzde 7’yi geçince Çin borsası bugün
için işlemlere kapandı. 30 dakikada son derece olağandışı durumlarda kullanılması
beklenen devre kesiciler (circuit-breaker) iki kez devreye girmiş oldu.
7 Temmuz 2015 Salı
Çin’de borsa çöküşü ve ihtimaller
Dünya kapitalizmi 2008 krizi sonrası dönemde merkez
ülkelerin politika tepkileri nedeniyle bir süreliğine Çin, Brezilya gibi
ülkelerin yüksek büyüme oranlarını deneyimledi. Devasa ekonomisiyle Çin’in
performansı kapitalizmin küresel ölçekte yaşadığı depresif eğilimlerin ciddi
bir özellik arz etmediği düşüncesini korumak için Dünya Bankası gibi kuruluşlar
tarafından kullanıldı. ABD ekonomisindeki 2014 ve 2015’teki zayıf toparlanma
sonrasında muhtemel FED faiz arttırımının “yükselen piyasa” olarak adlandırılan
ülkelere sermaye girişine darbe vuracağı ve yeni çalkantıları beraberinde
getirebileceği daha görünür oldu. Avro Bölgesindeki deflasyona 2012’de
ertelenen Yunan borç sorununun yeniden eklenmesiyle daha şimdiden 2015 bir kriz
yılı unvanını kazandı. Bütün dikkatler Brüksel’deki görüşmelere ve Syriza’nın
referandumda elde ettiği desteği nasıl harcayacağına çevrilmişken, Çin’deki
finansal çöküş gündeme gecikmeli olarak yerleşti.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)