Kriz Notları

2008 yılında ABD’de patlak veren 21. yüzyılın ilk büyük krizi sadece bir ekonomik daralmaya yol açmadı, birçok ülkede emekçilerin yaşamını alt üst eden reformların uygulanmasına da gerekçe oldu.

Peki, kriz esasen neden ortaya çıktı? Nasıl bir dönemin içinden geçiyoruz? Türkiye ekonomisinin gidişatı nasıl? 2008’de yıkıma yol açan politika tercihleri birçok ülkede neden halen geçerliliğini koruyor? Küresel krizin yeni bir dalgası içinde miyiz? 2019 ile gelen ekonomik çalkantıların nedenleri ve sonuçları neler olabilir?

Yukardaki sorulara ve başkalarına 2011'den itibaren Kriz Notları'nda yanıtlar arıyor ve aklımıza gelen notları paylaşıyoruz. Umarız burada paylaştıklarımız, konu hakkındaki daha geniş bir kamusal tartışmanın bir parçası haline gelebilir.

19 Nisan 2019 Cuma

Merkez Bankası Rezervlerinin Son Haftalarda Yerinde Sayması Ne Anlam İfade Ediyor?

Merkez Bankası rezervlerinin kurum tarafından ifade edilen 28 milyar doların çok altında seyrettiği ve kısa vadeli takas işlemleriyle bu miktarın artırılmış gösterildiğine yönelik olarak Financial Times 18 Nisan'da bir haber yaptı. Bu haber çok ses getirdi.

Birkaç not düşmek ve sorunu tarif etmek istiyorum:

Öncelikle, FT’nin haberi esas itibarıyla doğru (bazı rakamlarda farklılıklar var). MB Türkiye kamuoyundan esirgediği açıklamayı FT’nin sıkıştırması nedeniyle gazeteye yapmış. Muhtemelen başımıza daha büyük bir iş almayalım diyerek, yaptıkları rezerv hesabında kısa vadeli takas işlemlerinin etkisinin olduğunu ancak hesabı uluslararası standartlara göre yaptıklarını beyan etmişler. TCMB’den ayrıca bir yalanlama ya da açıklama gelmedi.

İkinci ve önemli husus Merkez Bankasının rezervlerinin son iki haftadır, yerinde sayması. Erime karşısında swap işlemlerine başvurarak ve fonlama stratejisini değiştirerek rezerv artırdılar. Ancak ilk artış etkisi sonrasında gerisi gelmedi, rezervler Nisan başından beri yerinde saydı. Türkiye’de bu işleme yönelik haberler de yeni bir atak olmadığı için gündemden düştü, düşürüldü.

Alaattin Aktaş’ın daha önce kendi twitter hesabında verdiği tabloyu güncelledim. Karışık görünebilir. Haberler ve yorumlar nedeniyle de çok sayıda rakam havada uçuyor. Ancak önemli rakamlar şunlar:

Kamunun mevduatı dâhil (altın hariç) net rezervler 17,6 milyar dolar. Bu dışarıda bırakıldığında yani kamu mevduatı hariç, altın hariç net rezerv 12,3 milyar dolar. Doğrudan müdahale edilebilecek, sevmediğim terimleri kullanacak olursam MB’nin hemen elinin altındaki cephane.

FT haberinde net dış varlıklar rakamı olarak 17 Nisan’da 24,1 milyar dolar olarak hesapladığım rakamı veriyor. Haberden teyit ettim. Uluslararası piyasada daha ziyade kamunun mevduatı hariç ancak altın dâhil rakam kullanılıyor. 

TCMB’nin haftalık açıkladığı net uluslararası rezerv rakamını ise aşağıdaki tabloda altın dâhil ve kamu dâhil rakam olarak görebilirsiniz (Burada kullanılan hesap yöntemi nedeniyle ufak farklılıklar mevcut, ancak rakam resmi sunuyor). TCMB 12 Nisan haftası itibarıyla net uluslararası rezervlerini 28,4 milyar dolar olarak açıkladı. Buradaki hesapta günlük hale getirip takip eden haftada net rezervlerin 29 milyar dolar civarında seyrettiğini görüyoruz.

Hangi rakamı alacağınız size kalmış. Ben tabloda boyadığım üç rakamı da takip etme taraftarıyım.

Çıkartılması gereken hususlar şunlar:

MB’nin bir spekülatif atak karşısında yeterli savunma alanı bulunmuyor. Sadece bir bilgisayar başında bu kelimeleri yazan aciz kulunuz değil, Washington’da dert anlatılan yatırım fonları temsilcileri de durumu biliyor.

MB’nin iletişim politikası felaket olduğu için, takas işlemlerini düzgün izah etmediği için FT muhabirleri haklı olarak altın bulmuşçasına haber yapıyor. Türkiye’deki herkes, bu takas haberleri Nisan başında sonlandı(rıl)dığı için “Ne oldu, bir dakika!” durumuna düşüyor. (FT haberindeki grafiğin Türkçeleştirilmiş versiyonunu Mahfi Eğilmez blogunda verdi, aşağıya yapıştırdım).

Haftalık vadeli takas işlemlerinin stok miktarı 12 milyar doları aşmış durumda, bir günlük takas hacminin 2 milyar doların üzerinde olması gerekir. Türkiye’deki bankalardan 2-3 milyar dolarlık ödünç alınmış parayla artırılmış olsa da müdahale imkânlarını tartışmak için MB’nin açıkladığı rakamlara bakmamız gerekiyor. Bu günlük rakamı çıkarttığınızda (TL’nin hızla değersizleşmesine karşı rezerv yakılan) Mart ayında MB’nin savrulduğu yerde olmadığı çıkıyor. Kısaca MB’nin müdahale imkanı var, ancak bu imkan son bir buçuk ay içerisinde oldukça daraldı.

Peki, kısa vadeli takasla eldeki doları artırmaktan ne zaman vazgeçilecek? Büyük ihtimalle döviz tevdiat hesaplarında çözülme görüldüğünde, TL üzerindeki baskı hafiflediğinde. DTH’da çözülme görülmezse ve aynı işlemlere devam edilirse ne olacak? Son bir yılda sıkça gördüğümüz dalgalanmaların yinelenmesi/şiddetlenmesi ihtimali artacak.

Sıradan vatandaşın bankadaki doları bozdurması, yastık altındaki doları TL’ye çevirmesi bu nedenle önemli. Ancak, 2018’de dolar karşısında yüzde 31 değer kaybetmiş TL’ye, 2019 yılında dünyada en çok değer kaybeden birkaç para biriminden birisi olan TL’ye itibar edilir mi? Bu rakamları açık yüreklilikle tartışabilecek insanların gece yarısı göz altına alındığı, fikir açıklayan akademisyenlerin hapis cezası aldığı bir ülkedeyiz. Soruyu soruyor, yanıtı vermiyorum.