Kriz Notları

2008 yılında ABD’de patlak veren 21. yüzyılın ilk büyük krizi sadece bir ekonomik daralmaya yol açmadı, birçok ülkede emekçilerin yaşamını alt üst eden reformların uygulanmasına da gerekçe oldu.

Peki, kriz esasen neden ortaya çıktı? Nasıl bir dönemin içinden geçiyoruz? Türkiye ekonomisinin gidişatı nasıl? 2008’de yıkıma yol açan politika tercihleri birçok ülkede neden halen geçerliliğini koruyor? Küresel krizin yeni bir dalgası içinde miyiz? 2019 ile gelen ekonomik çalkantıların nedenleri ve sonuçları neler olabilir?

Yukardaki sorulara ve başkalarına 2011'den itibaren Kriz Notları'nda yanıtlar arıyor ve aklımıza gelen notları paylaşıyoruz. Umarız burada paylaştıklarımız, konu hakkındaki daha geniş bir kamusal tartışmanın bir parçası haline gelebilir.

25 Nisan 2019 Perşembe

TCMB'nin 25 Nisan Kararı: Dümen Kilitlendi, Sürükleniyoruz.

TCMB Para Politikası Kurulu (PPK) bu yılın üçüncü toplantısını yaptı ve faiz oranlarını sabit tuttu. Ancak açıklama metnindeki değişim erken bir faiz indirimi sinyali olarak algılandığı için TL'de sert hareketler görülmeye başlandı. Metni kısaca değerlendirdim.

1. Kriz Sürüyor, Sürecek

Önceki yazılarda da belirtmiştim ama tekrar etmekte fayda var. Ekonomi yönetiminin kullandığı propaganda diline aşina olmayanlar için hatırlatayım: 'Ekonomideki dengelenme' gördüğünüz yerleri 'ekonomik kriz' olarak değiştirirseniz, gerçekte yaşananın ne olduğunu daha iyi anlayabilirsiniz. 25 Nisan açıklamasında krizin sürdüğü belirtilmiş:
"... açıklanan veriler ekonomideki dengelenme eğiliminin devam ettiğini göstermektedir"

2. Utangaç İyimserlik Veri İle Desteklenemiyor

Son iki açıklama metninde, merkez bankasının ihracat ile ilgili beklentisi değişiyor. Banka, bu yılın ilk toplantısında 'dış talebin gücünü koruyacağı' beklentisinde olduğunu ifade etmişti. Şüphesiz ki bu temelsiz bir iyimserlik idi.

Yılın ikinci toplantısında, bu temelsiz iyimserlik utangaç iyimserliğe dönüştü. Bugünkü toplantıda da bu yaklaşım değişmeden korundu. Ancak 
ihracattaki bu iyimserlik, verilerle desteklenebilmiş değil. 

Örneğin dün Türkiye Beyaz Eşya Sanayicileri Derneği (TÜRKBESD) tarafından yapılan açıklamada, beyaz eşya ihracatı Mart ayında % 6, Ocak-Mart döneminde de % 3 düşüştü.



3. Faiz İndirimi Sinyali

Banka'nın açıklamasındaki en önemli değişiklik, önceki açıklamalarında yer alan ve aşağıda koyu renkle işaretlediğim ifadenin bugünkü açıklama metninden çıkarılması oldu:

'Enflasyon beklentileri, fiyatlama davranışları, para politikası kararlarının gecikmeli etkileri, maliye politikasının dengelenme sürecine vereceği katkı ve enflasyonu etkileyen diğer unsurlardaki gelişmeler yakından izlenerek ihtiyaç duyulması halinde ilave parasal sıkılaştırma yapılabilecektir.'
Bu, Haziran toplantısında faiz indiriminin gündeme alındığı olarak algılandı ve TL'de sert hareketler görüldü.

4. Para Politikası Kilitlendi

Normal şartlar altında, resesyonda olan bir ekonomide merkez bankasının faiz indirimi yaparak, ekonomik canlanmaya destek vermesi beklenir. Ancak Türkiye'deki yapısal kriz konjonktürü ve bunun döviz-faiz kıskacı olarak ortaya çıkması, para politikasının kilitlenmesine neden oluyor.

TL'nin yeni şoklarla değer kaybetmeye devam etmesi, merkez bankasının faiz indirimini sürekli ileriye öteliyor. Ancak zaten resesyonda olan bir ekonomide faizlerin yüksek seyretmesi, ekonomiyi daha fazla boğuyor.

Ekonomi yönetiminin bu açmazı, mevcut krizin daha da derinleşmesine ve süresinin uzamasına neden oluyor.

***

Konunun pek çok farklı boyutu var, ancak şimdilik bu kısa notu sonlandırıyorum. İleride başka boyutları yorumlamaya devam edeceğim. Merkez bankası faiz kararı ve diğer ekonomik gelişmeleri konuştuğumuz 25.04.2019 tarihli Kriz Notları yayınını aşağıya ekliyorum.