Ekonomiyle ilgilenmeyebilirsiniz. Ancak bu sizi ekonomik krizin sonuçlarına maruz kalmaktan muaf kılmaz.
kamu borcu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kamu borcu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
20 Aralık 2020 Pazar
Borç kime kalacak?
Pandemi sonrasında devam edecek finansal oynaklıklar karşısında ve zaman zaman alt üst olacak finansal piyasalar için ne gibi önlemler alınabileceği şimdiden konuşulmaya başlandı. Bugün verilen desteklerin, yarın yüksek bir bedel oluşturacağına dikkat çeken mali muhafazakâr The Economist dergisi, arazi ve veraset vergisi yanı sıra karbon vergisinin de uygulanabileceğini belirten bir başyazıyla çıktı. Düşük büyüme oranları nedeniyle borç sorununun ağırlaşmasının beklendiğini belirtti. Bu uyarılara aldırmaz görünen ve yıllık hasılalarının yüzde 10’unu aşan miktarda açık verecek duran merkez kapitalist ülkeler için günümüzde geçerli olan düşük borçlanma faizleri büyük bir avantaj sunuyor.
31 Mayıs 2019 Cuma
KÖİ maliyeti belirginleştikçe batış da netleşiyor
Tasarruf vaadinde bulunan, bunu yap(a)madığı gibi bütçeyi alt üst eden bir ekonomi yönetimi ile karşı karşıyayız. 2019 ilk çeyreğinde, çeyreklik bazda daralmanın aşılması ihtimali üzerinden krizden çıkış pazarlaması planlayan bir ekonomi yönetimi ile… 2019 yılı ilk dört ayında verilen 54,5 milyarlık bütçe açığı, yıllık hedefin yüzde 68’i. Son 12 ayda verilen faiz dışı açık yeni bir rekor kırarak 99,2 milyar TL’ye yükseldi.
21 Şubat 2019 Perşembe
Devlet harcar mı, harcarsa da bizi kurtarır mı?
Ortalama haftada bir “bahar geliyor” açıklamaları yayımlanmaya devam ededursun, Türkiye’nin krizinin ne kadar devam edeceği belirsizliğini koruyor. Tartışmaya katkı sunan bir çalışma, TEPAV Ekonominin Seyir Defteri serisinde Fatih Özatay ve Güven Sak imzasıyla ve “Maliye Politikasında Manevra Alanı Var mı?” başlığıyla yayımlandı. Çalışmanın temel sorusunu maliye politikası olanaklarının kullanımıyla Türkiye’deki krizin etkisinin nasıl azaltılabileceği oluşturuyor. Bir başka ifadeyle yapısal dönüşüm gerçekleştirilene kadar zaman kazanmak üzere nasıl bir politika seti tercih edilmeli, özel olarak da kamu harcamaları ne kadar artırılmalı ki Türkiye’nin deneyimlediği ekonomik tahribat azaltılsın sorusu.
7 Mayıs 2018 Pazartesi
Seçim sonrası sert iniş senaryosu güç kazanıyor
Nisanın son gününde AKP’nin açıkladığı Seçim Paketi sadece seçim sürecini değil sonrasını da belirleyecek bir içeriğe sahip. Paketle başlatılan vaat furyası, artan faiz ve yüksek enflasyon koşullarında neoliberal para politikası uzmanlarının tercih edeceği politika yapma atmosferini ortadan kaldırmakla kalmadı, aynı zamanda takip eden aylarda da çok zorlu mücadelelerin yolunu döşedi.
15 Kasım 2017 Çarşamba
Borç finansmanı değil absürt bir iktidar savunusu
Hazine Müsteşarlığı’nın kendisine yönelik eleştirilere cevaben 1 Kasım’da “Borç ve Nakit Yönetimine İlişkin Basın Açıklaması” gerçekleştirmesinin ardından kısa süreli bir tepki bombardımanı yaşandı. Ekim sonunda yayımlanan 2018 finansman programı ile birlikte değerlendirildiğinde bu belge Hazine Müsteşarlığı’nın konumu açısından önemli göstergeler sunuyor.
28 Temmuz 2017 Cuma
Türkiye’de Borçlanma Limiti Neden Değiştiriliyor?
Türkiye’de ilginç bir kanun
değişikliği gerçekleşecek. Belki de bir OHAL kararname maddesi ile Türkiye’nin
borçlanma limiti değiştirilecek ya da geçiçi bir maddeyle borç limiti krizi
savuşturulacak.
1 Haziran 2016 Çarşamba
IMF içinde başlayan neoliberalizm tartışması krizin virajlarına eşlik edecek
Uluslararası Para Fonu (IMF) Araştırma Departmanı mensubu üç
ekonomist (Ostry, Loungani ve Furceri), Fon’un önde gelen yayınlarından Finance and Development’ın 2016 Haziran
sayısında “Neoliberalism: Oversold?” başlıklı bir makale yayımladılar. Ostry,
Loungani ve Furceri kendi cemaatlerinde fazla eleştirel bulunduğu için üstü
çizili kelimeyi kullanmanın ötesine geçip, “neoliberal” politikaların zaman
zaman maliyetlerinin
faydalarından daha fazla olabildiğini de ileri sürdüler. Ülke ekonomilerinin
yaşadığı sorunların tek bir politika paketiyle (mali konsolidasyon + sermaye
serbestliği) çözülemeyeceğinden dem vurdular.
12 Mayıs 2016 Perşembe
Hazine garantisi sorunu siyasi krizin arkasında yatıyor olabilir mi? Beş soru, beş cevap
Başkanlığa meyleden otoriter yarı-başkanlık sisteminde 64. Hükumetin
başbakanı geçtiğimiz hafta içinde kibarca bir ifadeyle görevden alındı. Geç kapitalistleşen
ülkelerden sermaye çıkışıyla çakışan bu görev değişimi kararı Türkiye’de
borsanın diğer benzer konumdaki ülkelerden daha fazla düşüşüne ve dövizin yine
benzer konumdaki diğer ülkelere göre daha fazla değer kazanmasına neden oldu. Siyasi
kriz ve ekonomik çalkantı, uzun vadeli kredi borcu 100 milyar ABD dolarını
(bundan sonra dolar) geçen özel sektöre üç gün içinde yaklaşık yüzde 5’lik bir
Türk lirası değer kaybı ile okkalı bir darbe vurdu.
4 Eylül 2014 Perşembe
Kamu borcunda pari passu, ya da sermayenin ayakbağı eskiden nasıl bir kozdu? (II)
İlk kısımda pari passu
(eşit davranma) maddesinin yatırımcılar ama özellikle hedge fonları açısından devletleri, borçlarını tamamen ödemeye
zorlama ya da yeniden yapılandırma koşullarından daha avantajlı ödemeler
koparma amacıyla kullanılmaya başlandığını belirttik. Bu pratik 1990’lardan
itibaren yayıldı. 2005 sonrasında Arjantin yapılandırmasını takiben dava sayısında
fırlama yaşandı. ABD Yüksek Mahkemesinin Haziran ayındaki onaması o zaman
başlayan sürece ilişkin olsa da Arjantin’in Temmuz sonundaki temerrüt kararı bu
anlayışa darbe vurmuş görünüyor. Ancak Arjantin’in varlıklarına el koymak üzere
çeşitli ülkelerde davalar açan fonlarla hukuk mücadelesi daha uzun yıllar devam
edecek. Buna karşın benzer belirsizliklerin yaşanmaması için çerçeve ihtiyacı
söz konusu. Çünkü çeşitli tazminat ve ödemelerle süregiden bu hukuki mücadele
büyük resmin sadece bir boyutu.
19 Nisan 2013 Cuma
Hata mı atmosferik basınç mı?
Harvard’dan
Prof. Carmen Reinhart ve Prof. Kenneth Rogoff This Time is Different çalışmalarıyla akademik dünyaya derli toplu
bir finansal kriz tarihçesi hediye etmekle kalmadılar. Bu ve buna eşlik eden
makaleleri, raporları ile kamu borcu ve büyüme arasındaki ilişkiyi masaya
yatırıp, “bu ilişki biraz muğlak ve elimizde net bir kanıt yok” diyerek birçok
iktisatçının geçiştirdiği eşik sorununu incelediler. Soru şuydu: Kamu borcunun
gayri safi yurtiçi hasılaya oranı hangi seviyede olursa ekonomik faaliyet açısından
bir tehdit teşkil etmez? Çok sayıda ülkenin kamu borcu / GSYH oranları üzerinden
yaptıkları hesaplamalar bu muğlaklığı ortadan kaldırdı. Borç oranı % 90’ı
geçtiğinde ekonomiye radikal denilebilecek bir etkide bulunuyor ve tehlike
çanları çalıyordu.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)