Kriz Notları

2008 yılında ABD’de patlak veren 21. yüzyılın ilk büyük krizi sadece bir ekonomik daralmaya yol açmadı, birçok ülkede emekçilerin yaşamını alt üst eden reformların uygulanmasına da gerekçe oldu.

Peki, kriz esasen neden ortaya çıktı? Nasıl bir dönemin içinden geçiyoruz? Türkiye ekonomisinin gidişatı nasıl? 2008’de yıkıma yol açan politika tercihleri birçok ülkede neden halen geçerliliğini koruyor? Küresel krizin yeni bir dalgası içinde miyiz? 2019 ile gelen ekonomik çalkantıların nedenleri ve sonuçları neler olabilir?

Yukardaki sorulara ve başkalarına 2011'den itibaren Kriz Notları'nda yanıtlar arıyor ve aklımıza gelen notları paylaşıyoruz. Umarız burada paylaştıklarımız, konu hakkındaki daha geniş bir kamusal tartışmanın bir parçası haline gelebilir.

24 Mart 2016 Perşembe

2016 Başında Dünya Ekonomisi ve Türkiye: Kriz Dinamikleri, Eğilimler ve Çelişkiler

2016’nın Ocak ayının ikinci yarısında Davos’ta gerçekleşen Dünya Ekonomik Forumu toplantısı, 2016’nın ilk günlerinde dünya genelinde yaşanan borsa çöküşlerinin gölgesinde yapıldı. Zaten forumun beş ana temasından üçü doğrudan küresel ekonomik krizle ilgiliydi. Kapitalizmin geleceğine dair umutları diri tutmanın temel amaç olduğu Davos zirvesinde dahi küresel krizin bu denli önemli bir yer kaplaması, meselenin ne denli ciddi olduğunu gösteren bir işaret. Bu yazıda 2008’de ABD’deki dev yatırım bankalarından biri olan Lehman Brothers’ın batmasıyla patlak veren ve halen süren küresel ekonomik krizin ana hatlarıyla gelişimi ve 2016 itibariyle beklenen güncel gelişmeler konu ediliyor. Bu bağlamda Türkiye ekonomisinin 2016 serüveni de kısaca ele alınacak. Bu durum tespiti için bir adım geriye çekilip 2008 öncesini kısaca hatırlamak gerek. [1]

10 Mart 2016 Perşembe

Avrupa Merkez Bankası Şapkadan Tavşan Çıkarabilir mi?

Avrupa Merkez Bankası (AMB) 10 Mart’taki para politikası kararları ile sürpriz yaratarak miktarsal genişleme (expanded asset purchase program) kapsamındaki menkul kıymet alım miktarını önemli ölçüde arttırdı. 2017 Mart’ına kadar devam edeceği açıklanan Avro Bölgesi miktarsal genişleme programında (devlet tahvillerini de kapsayan) menkul kıymet alımı ayda 60 milyar avro’dan 80 milyara çıkarılmış oldu. AMB aynı gün politika faizini yüzde 0,05’ten sıfıra indirdi. Aynı zamanda bankaları kredi vermeye teşvik için negatif seviyeye çekilmiş olan mevduat faizini 10 baz puan daha indirerek – 0,4’e çekti. Bankaların AMB’den borç aldıklarında ödeyecekleri faiz oranı da sınırlı bir düşüşle yüzde 0,25’e indirilirken, yatırım notuna sahip şirket tahvilleri de miktarsal genişleme programına eklendi. Bu son karar ve yeni bir finansman operasyonu duyurusu (TLTRO II) ile AMB hem bankalara hem de şirketler kesimine verebileceği desteğin sınırlarına bir adım daha yaklaşmış oldu.

8 Mart 2016 Salı

6 Göstergede Türkiye ve Rusya Ekonomisi: Gerilim Stratejisi Nereye Kadar?

2015 yılının sonlarına doğru düşürülen Rus uçağından sonra Türkiye ile Rusya Federasyonu arasında tansiyon artmıştı. Rusya'nın Türkiye'ye yönelik uyguladığı ekonomik yaptırımlardan sonra iki ülke arasındaki gerilim daha da şiddetlendi. Bazı çevreler petrol fiyatlarındaki düşüş nedeniyle Rus ekonomisinin zaten çöktüğü, dolayısıyla Türkiye'ye yaptırım uygulayacak bir gücünün olmadığını ileri sürüyor. Aşağıdaki 6 temel ekonomik gösterge ile Türkiye ve Rusya ekonomisi karşılaştırıldığında bu görüşü destekleyecek bir sonuca ulaşmak mümkün görünmüyor.