Almanya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Almanya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Eylül 2018 Perşembe

Erdoğan’ın Almanya Ziyaretinin Önemi

Hukuk Yok, Siyasi Garanti Verelim 

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, giderek artan ekonomik kriz baskısını bir nebze de olsa hafifletebilmek için, gerek uluslararası firma temsilcileri gerekse resmi yetkililerle görüşmek üzere Eylül ayının son haftasını ABD ve Almanya ziyaretlerine ayırdı. ABD ziyaretinden hemen önce Erdoğan, Microsoft, Citibank, Google, Amazon, Philip Morris, Boeing, Pepsi Cola, Coca Cola ve IBM gibi 30 küresel firmanın temsilcileri ile buluştu. Bu sayfanın okuyucusunun aşina olacağı gibi, uluslararası yatırımların cezbedilmesi için hukuki değil siyasi güvence verilmiş. Abdülkadir Selvi’nin aktardığı şekliyle siyasi garanti konusu şu şekilde gündeme gelmiş:

‘Erdoğan toplantının sonunda şirket temsilcilerine çok önemli bir güvence veriyor: “Kendinizi ülkenizde hissedin. Sıkıntılı olduğunuzda ben buradayım” diyor.’ 

Yatırımcılara hukuki değil siyasi garanti verilmesi formülünün işlemesi için gerekli olan koşullara daha önceki yazılarda değinmiştim, o nedenle burada detaya girmiyorum. Sadece şunu belirtmekle yetineyim: Kriz ortamında bu formülün işlemesi zor. Ancak krizin dibi görüldüğünde mevcut iktidar halen siyasi garanti verebilecek pozisyonda kalmayı başarabilirse, bu formül tekrar işlemeye başlayabilir. 

27 Eylül 2017 Çarşamba

“Alman Mucizesinin” Karanlık Yüzü

Almanya’daki seçimler, pek çok açıdan kritik bir dönüm noktası idi. Seçimlere damgasını vuran tartışmasız bir şekilde faşist sağ “Almanya için Alternatif” (AfD) partisinin hızlı yükselişi ve parlamentoda üçüncü büyük parti haline gelmesi oldu. Bu yükselişin diğer yanında Hristiyan demokratların ve sosyal demokratların, yani sözde Büyük Koalisyon’un çöküşü var. Seçim sonuçları ile görüldü ki, pek çok ana akım yorumcunun söylediğinin aksine Almanya yükselen sağ popülist dalgadan muaf değil. Bu yazıda iki noktayı açmak istiyorum. İlki şu: AfD’nin yükselişinin gerisindeki nedenlerden biri, “Alman mucizesinin” karanlık yüzü olan emek piyasalarının esnekleştirilmesi. İkincisi de şu: AfD’nin yükselen oyu, “yeni normal” hale gelen sağ popülist dalga içinde bir kırılma noktasını ifade ediyor olabilir.

6 Ağustos 2017 Pazar

Almanya-Türkiye Gerilimi ve Yatımların Geleceği

Olağanüstü Hal (OHAL) şartlarında yaşamak sermayenin ilk tercihi olmayabilir ancak bu, OHAL altında yatırımlar ve büyüme duracak anlamına gelmiyor. Zira siyasal rejimi demokrasi olmayan ülkelerde de canlı ekonomik büyüme dönemlerinin görülmesi bir istisna değil. Bu basit gerçek, zaten “hukuk ve demokrasi yoksa yatırım gelmez” şeklinde formüle edilen argümanın naifliğini gösteriyordu. Argümandaki zayıflık, kapitalizmle ile demokrasi arasındaki durumsal ilişkiyi yapısal olarak görme yanılgısından kaynaklanıyor. Bu yazıda, Almanya-Türkiye arasında son günlerde yaşanan gerilimin ekonomi alanına da yansıma ihtimalinin ortaya çıkması vesilesiyle yukarıdaki argümanı biraz daha detaylandıracağım.