Mart ayının ikinci haftasından itibaren, diğer bir ifadeyle Türkiye’de pandeminin başlangıcından haziran ayına kadar geçen sürede çok hızlı bir kredi genişlemesi yaşandı. Bu dönemde Türk Lirası cinsi kredilere bakıldığında devlet bankalarının ticari kredi hacimlerini yüzde 27 artırdığını, devlet bankaları bireysel kredi hacimlerinin ise yüzde 15 arttığını görüyoruz. Özel bankalar ve yabancı bankalarda böyle bir hareketlilik bulunmuyordu. Mayıstaki hareketlenme ise aktif rasyosunun etrafından dolanma uğraşının yansımasıydı. Mayıs ayının sonunda yeniden tanzim edilen bu aktif rasyosu, KOBİ kredilerini, ihracat kredilerini paya çıkarıp bankaları daha uzun vadeli kredi vermeye zorluyor. Devlet bankaları ise yeni kredi destek paketleriyle bugünlerde tüketimi harlamaya devam ediyorlar.
Ekonomiyle ilgilenmeyebilirsiniz. Ancak bu sizi ekonomik krizin sonuçlarına maruz kalmaktan muaf kılmaz.
Kalkınmacılık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kalkınmacılık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
20 Aralık 2020 Pazar
22 Temmuz 2019 Pazartesi
On Birinci Kalkınma Planı ve tekinsiz itiraflar
Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi’ndeki ilk Kalkınma Planı 8 Temmuz’da Meclis’e gönderildi ve üzerine görüşmeler başladı. Plan, temel hedeflerin önceki plana göre farklılaşması kadar çeşitli ve garip kuramsallaştırma girişimleri ile de gündeme geldi. Türkiye’de gündem çok hızlı değişse de daha çok konuşulacak bu metne değinmek gerekiyor.
10 Ağustos 2018 Cuma
Yeni Rejim ve ‘Kalkınmacı Devlet’
Geçen haftaki yazıda, ekonomideki güncel sorunlarına çözüm olarak hazırlanan bir istikrar programının çözüm değil, benzer sorunları yaratan bir kısırdöngüye dönüş anlamına gelebileceğinin altını çizmiştim. Gerçekten de, son dönemde sıklıkla dile getirilen ‘IMF programı’ seçeneği, Türkiye ekonomisindeki birikim modeli krizini aşmaktan çok, zaten krizde olan mevcut birikim modelinin devamını sağlamaya yönelik olacaktır.
Geçen hafta kaldığım yerden devam ederek, bu yazıda şu soruyu ele alacağım: 24 Haziran sonrasındaki siyasi rejim değişikliğini, yapısal krizi aşmaya dönük ve ‘kalkınmacı devlet’ modeline yönelen bir devlet-kurma girişimi olarak görebilir miyiz?
12 Temmuz 2018 Perşembe
Ekonomide çözüm: Neoliberal patikadan çıkış
Türkiye’de ekonomi yönetiminin tepesinde yer alan Cumhurbaşkanı danışmanları yeni bir hikâye yazmanın peşindeler. Olaylar, Türkiye ve IMF arasındaki anlaşmanın sona erdiği 2008’den itibaren liranın değer kaybını sıcak paraya bağımlı ekonomik yapıdan ve IMF darboğazından kurtulma adımı olarak görmeyle başlıyor.
29 Kasım 2015 Pazar
Küresel Kriz, 64. Hükümet Programı ve Yeni Ekonomi Kabinesi: “Utangaç” Kalkınmacılık!
Geçen Nisan ayında yazdığım bir yazının başlığı “AKP, TÜSİAD
ve Küresel Kriz: Yeni Bir Kalkınmacı İttifaka Doğru (mu?)” idi.
Yazının yazıldığı sırada küresel krizin yeni aşamasına geçildiğini biliyor,
fakat henüz 7 Haziran ve 1 Kasım’ın sonuçlarını bilmiyorduk. Yazı, küresel
ekonomideki yapısal dinamiklerin aktörlerin seçimleri üzerinde etkili
olabileceği, en azından seçenek alanını yeniden tanımladığı düşüncesinden
hareket ediyordu. Bu yazıda Nisan’da kaldığımız yerden devam ederek 64.
Hükümet’in bileşimini ve programını ana hatlarıyla değerlendireceğim.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)