Geçtiğimiz hafta, 1990’lı yıllarda ekonomik ve siyasal
istikrarsızlıkların oluşmasına zemin oluşturan siyasal-iktisadi çerçevenin
2000’lerde değiştiğini yazmıştım.
Bu değişim, 2000’lerde tek parti iktidarlarını mümkün kılan önemli bir etkendi.
Yazıyı şu soruyla bitirmiştim: günümüzde hükümetlerin ekonomi politikalarını
şekillendiren siyasal-iktisadi yapıda bir değişim yaşanıyor mu? Bu soruya
vereceğimiz yanıtlar, gerek ekonomik gerekse siyasal gidişat için tahminde
bulunabilme olanaklarımızı artırabilir. İlk yazıdaki parametrelerden hareketle
bu düşünce akışını sürdürürsek, aşağıdaki üç gelişmeyi vurgulayabiliriz.
Ekonomiyle ilgilenmeyebilirsiniz. Ancak bu sizi ekonomik krizin sonuçlarına maruz kalmaktan muaf kılmaz.
İstikrar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İstikrar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
3 Mart 2017 Cuma
24 Şubat 2017 Cuma
İstikrarın Ekonomi Politiği - I
90’lara dönüş tartışması farklı alanlarda bir süredir
yapılıyor. Özellikle “siyasi istikrarsızlıkla” nitelenen koalisyon hükümetleri
ile “istikrarla” özdeşleştirilen tek parti hükümetleri arasındaki farklar, bu
tartışmalarda öne çıkarılarak vurgulanıyor. Ancak koalisyon hükümetlerini ya da
tek parti iktidarlarını doğuran siyasal-iktisadi çerçeveye bu tartışmaların pek
azında değiniliyor. Okuyucuyu yormaması için iki parça olarak formüle ettiğim
bu yazının ilk kısmı aşağıda. Bu yazıda hükümetlerin ekonomi politikaları ve bu
politikaları geliştirdikleri siyasal-iktisadi çerçeve bağlamında 2000’leri
1990’lardan ayıran üç özellik üzerinde durarak bir karşılaştırma yapacağım.
25 Ocak 2014 Cumartesi
Dünya Krizi Derinleşirken Türkiye Ekonomisi
21.
yüzyılın ilk büyük ekonomik krizi, 2008 yılında kapitalist sistemin merkezinde,
ABD’de patlak verdi. Ekonomik büyüme oranlarındaki gelişime bakıldığında günümüzde
dünya ekonomisinin krizin etkilerini atlatmaktan uzak olduğu, hatta 2013’teki
gibi 2014’te de ekonomik büyüme temposunun azalmaya devam edebileceği görülüyor.
Böyle bir konjonktürden Türkiye’nin etkilenmemesi olanaksızdır. Ancak bu
etkinin boyutunu, Türkiye ekonomisinin yapısal dinamikleri ve mevcut devlet
krizinin ne yönde gelişeceği belirleyecektir. Bu yazıda meselenin ekonomik yönün
odaklanacağız.
12 Haziran 2013 Çarşamba
Gezi Direnişinin Ekonomi Politiği
İki haftasını dolduran Gezi direnişi üzerine pek çok yorum ve analiz yapılacak. Nilüfer Göle'nin başını çektiği depolitizasyon harekatını bir kenara koyduğumuzda, başbakanın şahsi üslubu, iktidarın değişen yapısı ya da isyanın sınıfsal niteliği üzerine yapılan tartışmalar devam edecek. Ancak burada, hareketin bastırılması için aktive edilen "faiz lobisi" argümanı üzerinden, direnişin ekonomi-politiği ve hükümetin muhtemel adımları üzerine kısa bir değerlendirme yapacağız.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)