Türkiye Ekonomisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Türkiye Ekonomisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Ekim 2021 Pazartesi

'Rekabetçi Kur' Üzerine

Geçtiğimiz günlerde Sözcü Gazete'sine verdiğim röportajda muhtemelen yer darlığından söylediklerimin bir kısmına yer verilmiş. Yöneltilen iki soruya verdiğim yanıtların tamamını Kriz Notları'ndan okuyabilirsiniz.

30 Nisan 2021 Cuma

Üç soruda desteksiz ve eksik kapanma

Türkiye’de ilk Covid-19 vakasının resmi olarak ilan edilmesinin üzerinden neredeyse 14 ay geçti. Gelinen noktada adı “tam”, kendisi eksik 18 günlük bir “kapanma” görüyoruz. Üstelik salgının yeni dalgasında milyonlarca insana yeterli sosyal destek verilmemesi nedeniyle tahribatın ağırlaştığı bir tabloyla karşı karşıyayız. Böyle olmak zorunda mıydı sorusunun net bir yanıtı bulunuyor: Hayır!

Bitmeyen kriz ve Merkez Bankası tartışması

 Erdoğan yönetiminin 2021 planı kısaca üç ayaktan oluşuyordu. İlki, enflasyon oranından dikkate değer miktarda yüksek politika faizi belirlenmesi ve enflasyonda düşüş emarelerinin görüleceği bahar sonu, yaz başına kadar yüksek faize katlanılması. İkinci unsur, yüksek faizin yaratacağı arka plandan faydalanılması ve ters para ikamesinin gerçekleşmesi. Eklemek gerekir ki bu kısım, Merkez Bankası'nın ya da politika yapıcıların doğrudan müdahalede bulunabileceği bir kalem değildi. Daha ziyade koşulları hazırlayarak, gerekli itkiyi sağlayarak ters para ikamesinin gerçekleşmesini sağlayacaklardı. Güvendikleri sermaye girişleri işi kolaylaştıracaktı. Üçüncü ve son unsur da resmi tamamlayacak bir yatırımcı demokrasisi mesaisini şart kılıyordu: Hem IMF ve benzeri kuruluşlara selam durarak kamu harcamalarının kontrol altında olduğunun beyanı, hem de iş kurma kolaylığından teşvik politikasına kadar her alanda yatırımcı isteklerinin karşılanacağı bir programın ve eylem takviminin açıklanması.

Ekonomide zaman mekân kaymaları

 12 Mart 2021’de açıklanan Ekonomik Reformları tanıtım kitapçığını (önümdeki PDF dosyasını) açıp açıp kapatıyorum. Bir yandan da tanıtım toplantısını tekrar dinliyorum.

Bir süper teşvik hikayesi

Yaklaşık üç yıl önce anlı şanlı yeni süper teşvik programı kapsamında 135 milyar TL’ye varan yatırımların destekleneceği duyurulmuştu. Teşviklerde en büyük kalemlerden biri Metcap Enerji’nin polietilen ve polipropilen üretimine ayrılmıştı. Daha önce bir yazıda değinmiştim, şimdi hikayeyi anlatma zamanı.

Yıllar süren bir yıl biterken

2020 yılının son haftasına girerken, Türkiye ekonomi yönetiminin son bir yıldaki icraatını değerlendirme vakti.

Yeni ekonomi yönetimi, eski bir drama

 Sürekli kaygı altında yaşayan ve kendini düşünmekten etrafında ne olduğunu anlayamayan Bayan Stevenson’ın kocasına telefonla ulaşma çabasıyla başlar, Lucille Fletcher’ın 1943 tarihli radyo oyunu Sorry, Wrong Number (Kusura Bakmayın, Yanlış Numara olarak çevrilebilir). Her seferinde meşgul sesini duymaktan bıkıp operatörü arayan Bayan Stevenson yardım talebinde bulunur. Operatör bağlantı kurmakta başarılı olur, ancak aslında ana karakterimizin başka bir telefon konuşmasına kulak misafiri olduğunu okuruz. İki adamın konuşmasında George isimli katile bir kadını öldürme talimatı verilmektedir: Kansız ve çabucak. Mücevherler de çalınacak ki soygun görüntüsü verilsin.

Sorunlar ortada, muhalefetin yanlışı da

 Küresel Kuzey’de pandemi sonrasındaki toparlanma yol haritası, henüz netlik kazanmadı. Ancak istihdam destekleri, sermayenin ücret maliyetlerinin bir kısmının üstlenilmesi, ucuz kredi temini ve benzeri yöntemlerle, hatta zaman zaman devletin daha doğrudan işe el attığı destekler sunulması ile ekonomik daralmanın hafifletilmesi tercihi 2020’ye damga vuruyor.

4 Nisan 2020 Cumartesi

2020 çöküşü ve ekonomide istikrar kalkanı

Borsalarda bir günde yüzde 8-9’luk değer kayıpları artık normalleşti. Borsada işlem gören hisselerin sahipleri trilyonlarca dolar kaybederken, güvenli sığınak arayışı dolar cinsi varlıklara olan talebi artırıyor. Ancak dolara olan hücum, ABD borsalarında art arda düşüşleri engellemiyor. 9 Mart ve 16 Mart’taki çöküşler 1987’dekiyle karşılaştırılabilecek büyüklükte, 18 Mart’ta da büyük bir gerileme var. Bilhassa bu koşullar altında, tıbbi terimlerle toplumsal olayları açıklamak çoğunlukla yanlışa sevk eder. Ancak Michael Leavitt’in salgın hastalıklar için daha önce sarf etmiş olduğu cümleyi biraz değiştirerek küresel finansal krizler için kullanmak yanlış olmayacak: Bir küresel finansal kriz öncesinde söylediğimiz herhangi bir şey yersiz telaşa neden olurken, sonrasında söylediğimiz hiçbir şey de yeterli olmuyor.

2 Eylül 2019 Pazartesi

Döviz Krizinin Birinci Yılında Ekonomik Gidişat

Bu röportaj, 02.09.2019 tarihinde Cumhuriyet'te yer aldı. Gazete'de muhtemelen yer sorunu nedeniyle bazı yanıtlar kısaltılmış. Röportajın tam metnini buradan okuyabilirsiniz.

22 Temmuz 2019 Pazartesi

Hard kapitalizmde başkanlık

Sömürü düzeni içindeyiz. Ama içinde olduğumuz, emekçinin canını alan, canını alana kadar da dünyaya geldiğine pişman eden versiyonu. Yol Tv’den Özge Uyanık’ın uzattığı mikrofona konuşan Azadî Kaya’nın feryadı duyulmaya değer. “Bu devlette hard kapitalizm var, leşçi, can alıcı” diyordu yenilenen İstanbul seçimi öncesinde.

15 Haziran 2019 Cumartesi

Ekonomik fırtına: Öncesi sessizlik mi?

Amerikan Merkez Bankası’nın haziran ayında faiz indirimine gitmesine yüksek olasılık, o olmazsa temmuz ayında indirim gerçekleştirmesine kesin gözüyle bakılıyor. Sene bitmeden bir indirim daha gelmesi bekleniyor. Bu gelişmeler kısmen dolar endeksine ve küresel Güney ülkeleri para birimlerine yansıdı. Türkiye’de mayıs ayında en çok getiri sunan yatırım aracı yine de dolar olurken, bahsettiğim son gelişmelerin Türkiye’deki yabancı para mevduatlarına yansıyıp yansımayacağı sorusu İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimi sonrasına kalmış duruyor.

22 Mayıs 2019 Çarşamba

Mayıs notları: Drift atmakla sorun çözülüyor mu?

Seçim iptali kararı alındığında arka plan şöyleydi: MB rezervleri (kamu mevduatı ve altın çıkartıldığında) Nisan ayı ortasında takas işlemleri hariç eksiye inmişti. Vatandaşın ve şirketlerin dövize hücumu duracak mı tartışması yapılıyordu. Yabancı sermaye hisse senetlerine dönmeye başlamış, ancak tahvil piyasasına ilgi göstermiyor gibi duruyordu. Bu sırada Türkiye’de program tanımlı faiz dışı açık rekoru kırılmıştı.

Hanelerin borç sorunu çözülebilir mi?

1 Mayıs gösterilerindeki pankart ve sloganlara kıdem tazminatı sorunu ve emeklilikte yaşa takılanların talepleri damga vurdu. Çünkü çalışanların hakları olan gelire, birikime, tazminata ulaşamamaları ağır bir borç kapanını dayatıyor.

11 Nisan 2019 Perşembe

10 Nisan Kurtarma Paketi: Bu Yol Bizi Nereye Götürür?

10 Nisan 2019’da açıklanan Yapısal Dönüşüm Adımları isimli 2019 yılı reform paketi bankacılık sektöründe büyük bir krizi önlemek için devlet bankalarının sermayelendirilmesini, bu sayede borç yapılandırma süreçlerinin aksamamasını, ancak bir kısım şirketin de bankacılık sektörü aracılığıyla batmasına izin verilmesini öngörüyor.

Vergi reformu mu, vergi soygunu mu geliyor?

Vergi reformu söylemi tekrar dolaşıma girdi, yeni bir vergi sistemi için çalışmaların başladığı en yüksek seviyeden ilan edildi. En azından 65’inci hükümet programının ilanından bu yana süren “yeni” vergi reformuna ilişkin çalışmalara dair gelecek hafta içinde, “reform paketi” açıklaması sırasında daha fazla bilgi sahibi olacağız. Henüz içeriğine dair yeterli bilgi sahibi olmadığımız düzenlemeleri kısa bir zaman içinde göreceğiz. Bu bağlamda vergi reformu tartışmasını hatırlatmak ve amacın ne olduğunu sormak gerekiyor.

29 Ocak 2019 Salı

Halimiz Yasaya Tabidir

Gıda fiyatlarında yükseliş devam ediyor. Denetimlerin artacağı haberleri sonrası marketlerde pahalı sebze ve meyvelerin raftan indirilmesi gündeme geldi. Son on yıllarda görülmedik şeyler yaşıyoruz.

14 Ocak 2019 Pazartesi

2019'un Temel İkilemi

Bir önceki yazıda 2018 yılındaki uzlaşmalı vadeli döviz ihaleleri aracılığıyla Merkez Bankası’ndan bankalara kayda değer bir aktarım gerçekleştiğini yazmıştım. Elinde piyasalaştırma çekici ile her soruna finansal derinleşme imkanı olarak bakan düşünme tarzının işlemediğini belirtmiş, üstelik piyasalaştırmacı/finansal derinleşmeci anlayışın krizin ömrünü de uzattığını belirtmiştim. Bu tespiti kısaca açıklayacak ve 2019’un temel ikileminin bir yanda kemer sıkma taahhütleri öte yanda ekonomik çöküşü hafifletmek için devlet harcamalarını artırma baskısı altında kalmaktan kaynaklanacağını vurgulayacağım.

22 Kasım 2018 Perşembe

Sanayi Daralıyor, Batık Krediler ve İşsizlik Artıyor

Türkiye’de yaşanan ekonomik krizin nedenleri ve krizin gelişim süreci ile ilgili konuları daha önceki yazılarda detaylı olarak ele almıştım. Tekrara düşmemek için bu yazıda bunlara değinmeyeceğim. Krizin nedenleri ve mekanizmaları üzerinde durmak yerine, üç güncel güncel verilerden hareket ederek, krizin derinleşmekte olduğuna işaret edeceğim. 

13 Kasım 2018 Salı

Müteahhit Düzeni Battı. Alternatifler Neler?

2017 tarihli bir Birleşmiş Milletler raporunda, barınma hakkının metalaştırılmasına dayanan modellerin mahzurlarına dikkat çekilmişti. Barınma hakkının metalaştırılması, konutun ve kent mekanının bir yatırım aracına dönüştürülmesini ifade ediyor. Metalaşma sürecinde, konutun barınma gibi ihtiyaç karşılama işlevi, yani kullanım değeri yerine; bir kazanç kapısı ve yatırım aracı olma işlevi, yani değişim değeri öne çıkıyor. 

Raporda konut hakkının metalaştırılması ile insan haklarının ayrılmaz bir parçası olan güvenli ve insan onuruna yakışır konutlarda yaşama hakkı ortadan kaldırıldığına değiniliyor. O dönemde, konunun Türkiye boyutunu değerlendiren bir yazıda şu noktalara işaret etmiştim

‘Piyasa temelli modellerin güvenli, erişilebilir ve yaşanabilir konut gereksinimi karşılamakta başarısız kaldığı çok açık. Elbette bu, konutların içinde bulunduğu kent mekânının da piyasa temelli modellere göre düzenlenmesi sonucunda giderek bir yatırım aracına dönüşmesinin bir sonucu. Bir yatırım aracına dönüşen kentte yaşayanların hayat kalitesi ise ikincil önemde. Bunu İstanbul’da yaşayanlar ya da İstanbul’un kuşbakışı resmini gören herhangi biri rahatlıkla anlayacaktır.’ 

Bir yıl sonra 2018’e geldiğimizde, geçtiğimiz yıl sarsıntıları hissedilen konut sektöründeki çöküşün yaşanmaya başladığını görüyoruz. Önceki gün açıklanan ‘konutta stokları eritme paketi’, barınma ihtiyacının piyasa temelli olarak karşılandığı modelin iflas ettiğini ilan etti. Konunun farklı boyutlarına aşağıda değineceğim. Ancak detaya girmeden şunu vurgulamak istiyorum: Yaklaşan yerel seçimler öncesinde, batmış bir piyasa temelli konut edindirme modeline karşı alternatiflerin tartışılması, çok daha önemli hale geliyor.