Kriz Notları

2008 yılında ABD’de patlak veren 21. yüzyılın ilk büyük krizi sadece bir ekonomik daralmaya yol açmadı, birçok ülkede emekçilerin yaşamını alt üst eden reformların uygulanmasına da gerekçe oldu.

Peki, kriz esasen neden ortaya çıktı? Nasıl bir dönemin içinden geçiyoruz? Türkiye ekonomisinin gidişatı nasıl? 2008’de yıkıma yol açan politika tercihleri birçok ülkede neden halen geçerliliğini koruyor? Küresel krizin yeni bir dalgası içinde miyiz? 2019 ile gelen ekonomik çalkantıların nedenleri ve sonuçları neler olabilir?

Yukardaki sorulara ve başkalarına 2011'den itibaren Kriz Notları'nda yanıtlar arıyor ve aklımıza gelen notları paylaşıyoruz. Umarız burada paylaştıklarımız, konu hakkındaki daha geniş bir kamusal tartışmanın bir parçası haline gelebilir.

15 Nisan 2019 Pazartesi

Ekonomik ve Siyasi Kriz Derinleşiyor

2019'un ilk işsizlik verisi bugün açıklandı. Rakamlar, Türkiye'deki krizin sosyal ve siyasi boyutunu daha net görünür kıldı. Kısa birkaç not aldım.

11 Nisan 2019 Perşembe

10 Nisan Kurtarma Paketi: Bu Yol Bizi Nereye Götürür?

10 Nisan 2019’da açıklanan Yapısal Dönüşüm Adımları isimli 2019 yılı reform paketi bankacılık sektöründe büyük bir krizi önlemek için devlet bankalarının sermayelendirilmesini, bu sayede borç yapılandırma süreçlerinin aksamamasını, ancak bir kısım şirketin de bankacılık sektörü aracılığıyla batmasına izin verilmesini öngörüyor.

Vergi reformu mu, vergi soygunu mu geliyor?

Vergi reformu söylemi tekrar dolaşıma girdi, yeni bir vergi sistemi için çalışmaların başladığı en yüksek seviyeden ilan edildi. En azından 65’inci hükümet programının ilanından bu yana süren “yeni” vergi reformuna ilişkin çalışmalara dair gelecek hafta içinde, “reform paketi” açıklaması sırasında daha fazla bilgi sahibi olacağız. Henüz içeriğine dair yeterli bilgi sahibi olmadığımız düzenlemeleri kısa bir zaman içinde göreceğiz. Bu bağlamda vergi reformu tartışmasını hatırlatmak ve amacın ne olduğunu sormak gerekiyor.

27 Mart 2019 Çarşamba

Ekonomi Dikiş Tutmuyor

22 Mart 2019 cuma günü, 10 Ağustos'taki kur krizinden bu yana TL'nin tek günde en çok değer kaybettiği gün oldu. Bu yazıda, 22 Mart'tan bu yana yaşananlar ile ilgili kısa ve teknik olmayan bir değerlendirme yaparak, yaşananları anlamlandırmaya çalışacağım. 

25 Mart 2019 Pazartesi

25 Mart’ta Ne Oldu?

Türkiye ekonomisinde olanlar havsalaya sığmıyor. 

25 Mart’ta döviz piyasasında oynaklık devam etse de, dövizin daha fazla yükselmesinin önüne geçildi. Ama yaşananlar ve bazı önlemler Ağustos’taki kur krizini pek çok açıdan anımsattı.

Aşağıda izleyebildiğim kadarıyla olanları kısaca, özel bir analiz yapmadan aktarıyorum. Bu takipte bir sorun söz konusuysa ilgili okuyucunun da uyarıda bulunacağını umuyorum.

Devlet bankalarını kullanmanın sınırı var mı?

Türkiye ekonomisinin 2018’in dördüncü çeyreğinde bir önceki çeyreğe göre yüzde 2,4 küçüldüğü ve 2018’in ikinci çeyreğinde durgunluğa girdiği, üçüncü ve dördüncü çeyreklerde de resesyona girdiğinin resmi olarak teyit edilmesinin üzerinden sadece bir hafta geçtiğinde, çok satan gazete köşeleri ve siyaset yapıcıların toplantıları, her şeyin geride kaldığına ilişkin yorum ve görüşlerle doldu.

Dayanaklardan birisi kredi hacmindeki değişim. Kredi çöküşünü sonlandırmak ve yeni bir çevrim başlatmak için devlet bankalarının kullanımına değinmekte bu nedenle fayda var.

Devlet finansallaşırken ne olur?

Başlıktaki sorunun kısa bir cevabı var. Devlet finansallaşırken krizle baş etmek için alternatif tedbirler bastırılır. Süreç tersine çevrilemezse sonuç çevre ülkeler açısından bağımlılığın yeniden üretilmesi ve kırılganlıkların devamı olur.

13 Mart 2019 Çarşamba

Üç Grafikle 2018-2019 Ekonomik Krizi

2018 verisi artık elimizde olduğu için 2018-2019 ekonomik krizi ile ilgili birkaç gözlem yapabiliriz. Bu yazıda üç grafik ile 2018'deki gelişmeleri özetleyerek, bu özetten iki sonuç çıkardım: (i) Ağustos 2018'deki döviz krizi sadece bir katalizördü, (ii) krizden çıkış ve ekonomik toparlanma belirtileri henüz görünmüyor.

11 Mart 2019 Pazartesi

Ekonomik Krizin Gölgesinde Yerel Seçimler

Türkiye derin bir ekonomik krizin tam ortasında. 2018-2019 krizinin ilk aşaması Ağustos 2018’deki döviz kriziyle başladı. Döviz krizinin etkileri hızla ekonomiye yayıldı; enflasyon, faizler ve işsizlik artarken sanayi üretimi daraldı ve ekonomik büyüme durma noktasına geldi.

Krizin ikinci aşaması, Erdoğan yönetiminin krizin yarattığı sonuçlarla mücadele etmesiyle ve krizin sorumluluğunu başkalarına yüklemeye çalışmasıyla sürüyor. 

Üçüncü aşama ise 31 Mart 2019’da yapılacak yerel seçimlerden sonra başlayacak. Bu yazıda, yaklaşan yerel seçimler bağlamında 2018-2019 ekonomik krizinin arka planını, krizin aşamalarını ve güncel durumu ele alacağım. 

7 Mart 2019 Perşembe

TCMB'nin 6 Mart Kararı: Sıcak Yaz Öncesi Utangaç İyimserlik

TCMB Para Politikası Kurulu (PPK) bu yılın ikinci toplantısını yaptı ve faiz oranlarını sabit tuttu. Kurul'un açıklama metni ile ilgili birkaç gözlemi aşağıda not aldım.

6 Mart 2019 Çarşamba

28 Şubat 2019 Perşembe

Piyasanın güven sorunu: Daha dibi görmedik

Ekonomik gelişmişlik için sözleşme kültürünün yerleşmesi ve kurumların kapsayıcı bir nitelik sergilemesi gerekliliği üzerinde, yeni kurumsalcı ve liberal tarih okuması çokça durur. Beklenti yönetimi kararları etkilediği için güven ortamının yaratılmasının daha fazla yatırım ve büyüme için faydalı olduğu sonucu sıklıkla duyduğumuz klişeye uzanır: Piyasanın güvene ihtiyacı vardır!

21 Şubat 2019 Perşembe

Devlet harcar mı, harcarsa da bizi kurtarır mı?

Ortalama haftada bir “bahar geliyor” açıklamaları yayımlanmaya devam ededursun, Türkiye’nin krizinin ne kadar devam edeceği belirsizliğini koruyor. Tartışmaya katkı sunan bir çalışma, TEPAV Ekonominin Seyir Defteri serisinde Fatih Özatay ve Güven Sak imzasıyla ve “Maliye Politikasında Manevra Alanı Var mı?” başlığıyla yayımlandı. Çalışmanın temel sorusunu maliye politikası olanaklarının kullanımıyla Türkiye’deki krizin etkisinin nasıl azaltılabileceği oluşturuyor. Bir başka ifadeyle yapısal dönüşüm gerçekleştirilene kadar zaman kazanmak üzere nasıl bir politika seti tercih edilmeli, özel olarak da kamu harcamaları ne kadar artırılmalı ki Türkiye’nin deneyimlediği ekonomik tahribat azaltılsın sorusu.

Petrol krize tuz biber ekecek mi?

Dünyada en fazla petrol rezervine sahip Venezuela’daki hükümet darbesi girişiminin akıbeti önümüzdeki birkaç günde belli olabilir. Ancak, aralık ayında Venezuela ile 10 anlaşma imzalayan, enerji ve madencilik başta olmak üzere birçok alanda bu ülkeyle özel ilişki kurma çabasındaki Erdoğan yönetimini, ABD destekli darbe girişiminden ziyade son dönemde artan petrol fiyatları zorlayabilir.

15 Şubat 2019 Cuma

Üç Grafikte Ekonomik Gidişat

Bu hafta krizin gidişatını takip edebileceğimiz önemli veriler açıklandı. Üç grafikte özetleyeceğim. Grafikler, uzun süredir işaret ettiğimiz sürecin yaşandığını, yani krizin derinleştiğini gösteriyor.

1 Şubat 2019 Cuma

Venezuela’nın Krizi Üzerine İki Görüş

Venezuela krizi, Türkiye’deki iktidarın seçimler öncesinde kullanabileceği bir malzeme olması nedeniyle Türkiye’de de gündemin önemli başlıklarından biri haline geldi. Bu yazıda, Venezuela krizi üzerine iki görüşü tartışacağım. İlki şu: Venezuela krizi, 2008’de başlayan küresel krizin yarattığı konjonktürün içinde, küresel krizin üçüncü aşamasının bir parçası olarak görülmeli. İkincisi, Venezuela özelinde daha şiddetli bir şekilde yaşanan süreç, sadece o ülkeye özgü olan gelişmelerle, yani ‘kötü yönetim’ argümanı ile açıklamaz. Bu süreci 2000’lerdeki ‘post-neoliberalizm’ deneyinin krizi bağlamında ele almalıyız. 

29 Ocak 2019 Salı

Halimiz Yasaya Tabidir

Gıda fiyatlarında yükseliş devam ediyor. Denetimlerin artacağı haberleri sonrası marketlerde pahalı sebze ve meyvelerin raftan indirilmesi gündeme geldi. Son on yıllarda görülmedik şeyler yaşıyoruz.

17 Ocak 2019 Perşembe

TCMB'nin 16 Ocak Kararı: Temelsiz İyimserlik

16 Ocak'ta gerçekleştirilen Para Politikası Kurulu toplantı sonuçları ile ilgili iki noktayı vurgulamak istiyorum.

14 Ocak 2019 Pazartesi

2019’da Evi Değiştirir miyiz? Rejim ve Kriz Üzerine Uzun bir Değini

Ekonomi yönetimi bir kumar oynuyor. Plan işlemezse çok pahalıya patlayacak hamle Kasım ortasında başladı. Bu kumar işleri olduğu gibi sürdürme peşinde. Ancak çok sıkışırsa kısmi düzenlemelere, reformlara hayır demek AKP’nin harcı değil. Bunu görmeden yapılan iktidar eleştirisi, bir piyasalaştırma hamlesiyle, bir hukuk reformuyla işlerin yoluna girdiğini söylemeye izin verir. Daha ötesine geçmemiz gerek. Bu yazıda kısaca Kasım’da başlayan kumarı, mevcut politik ekonomik düzlemi ve yapısal reform önerilerinin sorunlarını göstermek istiyorum.

Yeşil Yeni Anlaşma: Bağlam ve sorunlar

Dünyada ekonomik sorunları, yükselen sağ milliyetçi ve faşizan dalgayı anlamak için kullandığımız sözcükler son on yılda giderek 1930’ları çağrıştırmaya başladı. 1929 Buhranı’yla karşılaştırılabilecek bir küresel kriz sonrasında neoliberalizmin dayattığı çözümsüzlüğe alternatif yanıt geliştirme çabalarının başarısızlığını takiben “sağ popülist” olarak da nitelenen aşırı sağ hareketler daha da güçlendi ve Avrupa’dan başlayarak müesses nizama ortak oldular ya da pazarlık masasına oturabilecek kıvama geldiler. Bu küresel konjonktürde yeni bir çare arayışının ifadesi olan Yeşil Yeni Anlaşma’yı kısaca irdelemek istiyorum.

2019'un Temel İkilemi

Bir önceki yazıda 2018 yılındaki uzlaşmalı vadeli döviz ihaleleri aracılığıyla Merkez Bankası’ndan bankalara kayda değer bir aktarım gerçekleştiğini yazmıştım. Elinde piyasalaştırma çekici ile her soruna finansal derinleşme imkanı olarak bakan düşünme tarzının işlemediğini belirtmiş, üstelik piyasalaştırmacı/finansal derinleşmeci anlayışın krizin ömrünü de uzattığını belirtmiştim. Bu tespiti kısaca açıklayacak ve 2019’un temel ikileminin bir yanda kemer sıkma taahhütleri öte yanda ekonomik çöküşü hafifletmek için devlet harcamalarını artırma baskısı altında kalmaktan kaynaklanacağını vurgulayacağım.

Bugün Piyasa için Ne Yaptın?

Dünyanın en yüksek politika faizi oranlarından birisi ile eylül ayından başlayarak Türk Lirası’nın değer kaybının bir süreliğine kontrol altına alındığını gördük. Ancak makroekonomik veriler en kötüsünün geride kaldığını söyleyen siyaset yapıcıları yalanlamaya devam ediyor. Ekonomi yönetimi elindeki tek piyasacı çekici sallamaya devam ediyor. Her engelin finansal derinleşme yetersizliği ya da yeterince piyasalaşamama çivisi olarak görülmesi ise aslında işleri zorlaştırıyor. Merkez Bankası’nın (MB) döviz ihaleleriyle bankalara sunduğu eşi görülmedik desteğin arkasında da böyle bir çekiç-çivi hikâyesi yatıyor.

Asgari Ücret Ne Kadar Olmalı?

6 Aralık’ta Asgari Ücret Tespit Komisyonu toplanacak. Türkiye’de asgari ücret ve çok yakınında ücret alan yaklaşık 9 milyon kişiyi doğrudan, bütün çalışan nüfusu ise dolaylı olarak ilgilendiren bir karara ay boyunca sürecek toplantıları takiben imza atarak 2019 yılı için ücret seviyesini tespit edecek.

10 Ocak 2019 Perşembe

Kredi Kartı Borçları Silinsin Mi?

Bu haftaki grup toplantısında AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, kredi kartı borçlarının da yeniden yapılandırılacağını ilan etti, açıklama şu şekilde idi: “Ödeme güçlüğü yaşayan vatandaşlarımızın kredi kartı borçları tek bir çatı altında toplanacak. Vatandaşımız hangi bankaya kredi kartı borcu olursa olsun, ister 24 ay ister 60 ay vade ile Ziraat Bankası'ndan alacağı bu krediyle borcunu kapatacak”. 

Erdoğan’ın açıklamasından sonra Ziraat Bankası, uygulamaya dair biraz daha geniş bilgi verdi. Buna göre kredi kartı borçlusuna 24 aya kadar aylık yüzde 1,10 ve 60 aya kadar aylık yüzde 1,20 faizle bireysel ihtiyaç kredisi kullandıracak. Yani kredi kartı borçları, ihtiyaç kredisine çevrilecek. Ayrıca banka tarafından yapılan açıklamadan, bu yeniden yapılandırma programının amacının kredi kartı borçlarının daha ödenebilir hale gelmesi olduğunu anlıyoruz. 

Bu yazıda bir süredir devam eden borç yapılandırma zincirinin son halkası olan kredi kartı borçlarının yeniden yapılandırması kararını, 2000’li yıllarla birlikte başlayan bireysel borçlanmadaki hızlı artışa ve bu artışın yapısal sınırlarına işaret ederek ele alacağım.