Kriz Notları

2008 yılında ABD’de patlak veren 21. yüzyılın ilk büyük krizi sadece bir ekonomik daralmaya yol açmadı, birçok ülkede emekçilerin yaşamını alt üst eden reformların uygulanmasına da gerekçe oldu.

Peki, kriz esasen neden ortaya çıktı? Nasıl bir dönemin içinden geçiyoruz? Türkiye ekonomisinin gidişatı nasıl? 2008’de yıkıma yol açan politika tercihleri birçok ülkede neden halen geçerliliğini koruyor? Küresel krizin yeni bir dalgası içinde miyiz? 2019 ile gelen ekonomik çalkantıların nedenleri ve sonuçları neler olabilir?

Yukardaki sorulara ve başkalarına 2011'den itibaren Kriz Notları'nda yanıtlar arıyor ve aklımıza gelen notları paylaşıyoruz. Umarız burada paylaştıklarımız, konu hakkındaki daha geniş bir kamusal tartışmanın bir parçası haline gelebilir.

20 Eylül 2012 Perşembe

Sürekli Kriz Çağının Başlangıcı: Batı Cephesinde Değişen Bir Şey Yok

Geçtiğimiz haftayı kısaca özetlersek 2007-8'den itibaren var olan tablonun değişmediğini, hatta krizin daha da derinleştiğini görebiliriz. FED, gelen işsizlik rakamlarının bir türlü düşürülememesi üzerine piyasalara sınırsız parasal destek sağlayacağını ilan etti. Bunun karşısında Avrupa Merkez Bankası (ECB), geleneksel yolundan sapmayarak, sadece yapısal reformların uygulanması koşulu ile ikincil piyasalardan fon alımının yapılabileceğini ilan etti. Geçtiğimiz dönemden farklı olan ise, Çin'deki yavaşlamanın daha da belirginleşiyor olması.