Kriz Notları

2008 yılında ABD’de patlak veren 21. yüzyılın ilk büyük krizi sadece bir ekonomik daralmaya yol açmadı, birçok ülkede emekçilerin yaşamını alt üst eden reformların uygulanmasına da gerekçe oldu.

Peki, kriz esasen neden ortaya çıktı? Nasıl bir dönemin içinden geçiyoruz? Türkiye ekonomisinin gidişatı nasıl? 2008’de yıkıma yol açan politika tercihleri birçok ülkede neden halen geçerliliğini koruyor? Küresel krizin yeni bir dalgası içinde miyiz? 2018 ile gelen ekonomik çalkantıların nedenleri ve sonuçları neler olabilir?

Yukardaki sorulara ve başkalarına 2011'den itibaren Kriz Notları'nda yanıtlar arıyor ve aklımıza gelen notları paylaşıyoruz. Umarız burada paylaştıklarımız, konu hakkındaki daha geniş bir kamusal tartışmanın bir parçası haline gelebilir.

7 Ağustos 2018 Salı

Kur Şokundan Döviz Krizine

Türkiye ekonomisi çok kritik bir dönemden geçiyor. TL'nin hızla değersizleşmesi, firmaların kur riskini daha da artırdı. Riskin büyüklüğü ile ilgili bir kaç veri vererek, firmaların neden bu kadar borçlu hale geldiğinin nedenlerine işaret edeceğim.


Kur Riski

İlk olarak, dış borç ödemesi takviminde, Eylül'de 7 milyar dolara yakın, Ekim'de ise 10 milyar doların üzerinde ödeme var. Ve bu borçların neredeyse tamamı özel sektörün. Sadece özel sektör borcu, milli gelirin yüzde 60'ını geçmiş durumda. Bunun yarısı ise döviz biçiminde. Döviz rezervlerinin kısa dönemli dış borca oranı ise yüzde 60'lara kadar gerilemiş durumda.

Peki, bu firma borçları neden bu kadar hızlı arttı?

Hükümet ile Sermayenin 'Büyüme Koalisyonu'

2008 krizi sonrasında hükümet ile sermayenin kurduğu 'büyüme koalisyonu' nedeniyle. Küresel konjonktür nedeniyle ucuz dövizin olduğu ortamda firmaların dövizle krediye yönlendirilmesi, hem firma karlılıklarının yükseltilmesini hem de ekonomik büyümenin canlı olması sayesinde siyasi desteğin sürmesini sağladı.

Küresel konjonktür terse döndüğünde, önceki dönemde yüksek karlar elde eden firmalar yavaş yavaş zarar etmeye hatta batmaya başladı. Hükümet 2016 sonrasında yaklaşım 30.000 firmayı kurtararak bunun siyasi faturasını 24 Haziran seçimleri sonrasına ertelemeyi başardı. Dolar-TL'nin 5.40'a gelmesi, 2016'dan bu yana ertelenen ekonomik ve siyasi faturanın artık ertelenemeyecek bir noktaya vardığını gösteriyor.


Kur Şokundan Kur Krizine

Kritik aşama, kur şoku nedeniyle, borçların ödenemediği noktada başlayacak. İçeride bankalarla zaten 30 milyar dolara yakın yeniden yapılandırma yapılması bunun ön adımları. Kur şokunun kur krizine dönüştüğü ortamda, dövizle borçlanma sürecine aracılık eden bankacılık sisteminin hasarsız bir şekilde ayakta kalması bir mucize olur.

Faiz artışının resesyona neden olacağı korkusu ile ertelenmesi sonrasında ekonominin döviz kuru krizine yakalanması, 2013 sonrası yoğunlaşan birikim rejimi krizinin bir belirtisi.

Yaşanan bir birikim modeli krizi. Bu tip kriz konjonktürlerinin en önemli belirtisi, ekonomi yönetiminin müdahale seçeneklerinin sınırlanmasıdır.

Aşağıdaki videoda, süreci kısaca özetlemiştim, buradaya ekliyorum.