Kriz Notları

2008 yılında ABD’de patlak veren 21. yüzyılın ilk büyük krizi sadece bir ekonomik daralmaya yol açmadı, birçok ülkede emekçilerin yaşamını alt üst eden reformların uygulanmasına da gerekçe oldu.

Peki, kriz esasen neden ortaya çıktı? Nasıl bir dönemin içinden geçiyoruz? Türkiye ekonomisinin gidişatı nasıl? 2008’de yıkıma yol açan politika tercihleri birçok ülkede neden halen geçerliliğini koruyor? Küresel krizin yeni bir dalgası içinde miyiz? 2019 ile gelen ekonomik çalkantıların nedenleri ve sonuçları neler olabilir?

Yukardaki sorulara ve başkalarına 2011'den itibaren Kriz Notları'nda yanıtlar arıyor ve aklımıza gelen notları paylaşıyoruz. Umarız burada paylaştıklarımız, konu hakkındaki daha geniş bir kamusal tartışmanın bir parçası haline gelebilir.

11 Şubat 2012 Cumartesi

Yunanistan ve İtalya'dan Sonra Romanya: Yeni Teknokrat Hümümet İktidara!


Geçtiğimiz hafta, Romanya’da uygulanan sert IMF porgramına verilen tepkiler sonucunda hükümet istifa etti. Ancak iş hükümetin istifası ile bitmiyor, şu anda konuşulan Yunanistan ve İtalya gibi bir teknokrat hükümet kurarak sonbahardaki seçimlere kadar ülkeyi bu şekilde yönetmek. Kriz ilerlerken, Teknokrat iktidarlar giderek “yeni normal” haline geliyor! Daha önce dediğimiz gibi "teknokrasi her eve lazım"!

Başbakanın istifasının ardından geçici olarak Başbakanlığa atanan Catalin Predoiu, bir önceki kabinede herhangi bir parti bağlantısı olmadan Adalet Bakanı olarak yer alıyordu ve Avrupa Birliği ile yapılan görüşmelerde kritik bir rol oynamıştı. Başbakan Emil Boc’un hükümeti ise, iki buçuk yıldır çok sert bir ekonomik tedbirler programı uygulamaktaydı. 
Porgramın içeriğinde, zaten Avrupa’nın en düşük ortalama ücretine (350 Euro) sahip olan Romanya’da ücretlerin yüzde 25 oranında düşürülmesi, KDV’nin yüzde 24’e yükseltilmesi ve 200.000 kamu çalışanının işlerine son verilmesi gibi tedbirler yer alıyordu ve bunlar 2008’den beri iktidarda olan Boc hükümeti tarafından uygulandı. Bu tedbirlerin karşılığında ise IMF ve AB’den 20 milyar dolarlık bir kredi kullanımı söz konusu idi. 

Geniş toplum kesimlerinin haklarını sert bir şekilde budamayı amaçlayan programın uygulanması ise, sağlık sisteminin özelleştirilmesi aşamasında kesintiye uğradı. Sağlık Bakanlığını yürüten Raed Arafat’ın geçtiğimiz Ocak ayında istifasının ardından Başbakanın kendisini “özel sağlık sistemi düşmanlığı” ile suçlaması üzerine başlayan gösteriler, kısa zamanda genel olarak tedbirler programın eleştirildiği kitle gösterilerine dönüştü ve bunun sonucunda da başbakan Boc istifa etmek durumunda kaldı. 

Şimdiki sorun, bu tür ekonomik programlar karşısında hükümetlerin istifa etmeleri değil, bu istifalara yol açan gösterilere ve sonrasına yön verecek bir alternatif programın oluşturulması gibi görünüyor. Aksi halde gelen gideni aratacak, zira neoliberalizmin alternatifi "tenokratik-otoriterizm" olarak geliyor!