23 Ocak 2013 Çarşamba

Kur Savaşları: Yine ve Yeni


Brezilya Maliye Bakanı Mantega 2010 yılında kur savaşlarının geri döndüğü fikrini ortaya attığından beri aralıklarla bu durum konuşuluyor. Bir ülkenin rekabet gücünü korumak – arttırmak ve daha dar anlamda ihracatı arttırmak için başvurabileceği yöntemlerden birisi olarak kabul edilen para değerini düşürmenin başka ülkeler tarafından da uygulanması ve karşılıklı devalüasyonların birbirini takip etmesi anlamına gelen kur savaşlarını Mantega’nın vurgulaması, miktarsal kolaylaştırma adı verilen para politikasının birçok ülkede para birimi değerini düşürme isteği doğuracağına inanmasına bağlıydı. 

14 Ocak 2013 Pazartesi

Yunanistan: Borcunu öde, mali disipline sadık kal*


Uzun vadeye yayılan bir yeniden yapılandırma sayesinde, verilen tavize karşılık Yunan halkına on yıllar boyunca neoliberal politika uygulamalarının dayatılması öngörüldü. Avrupa Merkez Bankası ve Avro bölgesi devletleri her şeye rağmen Yunanistan’ın borçlarını ödemesini ve mali disipline sadık kalınmasını istiyorlar.


8 Kasım 2012 Perşembe

Krizin Gölgesinde ABD Başkanlık Seçimi

Önümüzdeki günlerde (6 Kasım) gerçekleştirilecek olan başkanlık seçimleri birçok açıdan sadece ABD’yi değil, dünyanın geri kalanını da yakından ilgilendirir nitelikte. Bu nedenle, gerek seçimlerin ABD içi dinamiklerle olan bağlantısını kurmak, gerekse bunun muhtemel sonuçlarına işaret etmek, önümüzdeki dönemi anlamak açısından önemli olanaklar sunabilir. 

22 Ekim 2012 Pazartesi

Kriz, ABD ve AB: Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Var mı ?


2008 yılında ABD konut piyasasındaki kredilerin batması ile tetiklenen ekonomik kriz, bankacılık ve finans sisteminin entegre yapısı nedeniyle hızla Avrupa piyasalarına ve dünya geneline yayılmış durumda. Ancak 2008’den günümüze kadar geçen süreci farklı aşamalarda değerlendirebiliriz. 

14 Ekim 2012 Pazar

Orta Vadeli Program, Türkiye Ekonomisi ve Kriz

Geçtiğimiz hafta ard arda önce IMF Türkiye Raporu, DünyaRaporu ve Türkiye’de yeni Orta Vadeli Program (2013-2015) açıklandı. Tabii ki açıklanan tüm bu belgelerin ortak noktası, 2008 yılından itibaren bir türlü içinden çıkılamayan ekonomik krizi konu almalarıydı (1). 

20 Eylül 2012 Perşembe

Sürekli Kriz Çağının Başlangıcı: Batı Cephesinde Değişen Bir Şey Yok

Geçtiğimiz haftayı kısaca özetlersek 2007-8'den itibaren var olan tablonun değişmediğini, hatta krizin daha da derinleştiğini görebiliriz. FED, gelen işsizlik rakamlarının bir türlü düşürülememesi üzerine piyasalara sınırsız parasal destek sağlayacağını ilan etti. Bunun karşısında Avrupa Merkez Bankası (ECB), geleneksel yolundan sapmayarak, sadece yapısal reformların uygulanması koşulu ile ikincil piyasalardan fon alımının yapılabileceğini ilan etti. Geçtiğimiz dönemden farklı olan ise, Çin'deki yavaşlamanın daha da belirginleşiyor olması.

22 Ağustos 2012 Çarşamba

Gerçeğin Çölüne Hoşgeldiniz: Neoliberal Ütopyanın Krizi

Geçtiğimiz günlerde Avrupa Birliği İstatistik Kurumu tarafından yayınlanan verilere bakıldığında 2012 yılının sonunda teknik olarak resesyona girileceği belli oldu. Teknik resesyon, üst üste iki çeyrek, yani 6 ay boyunca negatif büyüme gerçekleşmesi durumuna verilen ad. Ekonomik büyümenin gerçekleşmemesi durumunda, ekonominin resesyonda olduğu ilan ediliyor. Ancak bu dar teknik yorumu bir kenara bırakırsak, Avrupa’nın krizinin ne durumda olduğunu nasıl anlayabiliriz? Bunun için biraz geriye dönüp krizin yapısal ve Avrupa’ya özgü yanlarına bakmak gerekiyor[1].

12 Ağustos 2012 Pazar

Neoliberal Avrupa'ya Geçiş Süreci

Bu röportaj Arif Koşar tarafından yapılmış ve 10.08.2012 tarihli Evrensel gazetesinde yayınlanmıştır. Arşiv açısından burada da bulunsun istedik.

Yunanistan, İtalya, son olarak da İspanya... Yardım isteyecek mi istemeyecek mi? Avrupa Merkez Bankası borçlu ülkelerin tahvillerini alacak mı almayacak mı? Hatta Avro Birliği dağılacak mı? 2008 krizinden bugüne geçen dört yılda dünya hâlâ bir biçimde krizle boğuşmayı sürdürüyor. Dünyanın en gelişmiş ülkeleri krizden henüz yakasını kurtarabilmiş değil. Kolay kolay da kurtarabilecekmiş gibi gözükmüyor. Ancak her kriz süreci de ülkelerin ekonomik ve sosyal yapısında önemli değişikliklere neden oluyor. İşte emekçiler bu neoliberalleşme sürecine karşı çeşitli biçimlerde tepki gösterirken, biz de bu kriz sürecini iki bilim insanıyla konuşuyoruz.
Konuklarımız Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Türkay ve New York Üniversitesi Siyaset Bilimi Bölümünden Dr. Ümit Akçay.

28 Haziran 2012 Perşembe

Ekonomik Değişkenlerle Avrupa Krizi ve Türkiye

Ekonomik kriz ile siyasi krizin içiçe geçmiş görünümlerinin, Yunanistan'daki seçimin ardından geçici bir süreliğine de olsa durulacağını bekleyen "piyasalar", Güney Kıbrıs'ın da iflasını duyurması, İspanyol bankalarının resmi olarak kurtarılmayı talep etmelerinin ardından yeniden teyakkuza geçti.

9 Mayıs 2012 Çarşamba

Avrupa İçin Sonraki Adım Ne? Kriz, Aşırı Sağ ve Sol Alternatif


Gerek Fransa’da iktidara gelen sosyal demokratların, gerekse Yunanistan’da daha ileri taleplerle gündeme gelen sosyalistlerin önünde çok önemli bir tarihsel sorunluluk durmakta. Zira Fransız sosyal demokratlarının öne sürdüğü büyüme ve istihdam politikasının, Avrupa para birliği sürdükçe, uygulanma şansı yok!

7 Mayıs 2012 Pazartesi

Fransız ve Yunan Seçimlerinden Sonra Krizin Gidişatı

Geçtiğimiz hafta sonu Fransa ve Yunanistan'da yapılan seçimler, bir anlamıyla Avrupa'da iki yıldır uygulanan krizden çıkış programının oylanması anlamına geliyordu. Sonuç açık: Programdan kimse hoşnut değil. Ancak yerine ne konacağı hala açık değil!

22 Mart 2012 Perşembe

Krizi Fırsata Çevirmek: Yeni Avrupa ve "Alman Modeli"

Geçtiğimiz yılın ortalarından itibaren yoğunlaşan ekonomik kriz Avrupa coğrafyasını terk etmiyor. Bir yandan yükselen bir "Alman modelinden" söz edilirken, diğer yandan da Yunanistan'ın iflasının ardından diğer "çevre" ülkeler iflas tehdidi ile sermaye lehine yeniden yapılandırmalara maruz kalıyor. Sonuç: Yeni bir Avrupa kuruluyor ve orada "emeğin" sözü yok!


15 Mart 2012 Perşembe

yunan borç takası utangaç temerrüde dönüştü

Yunanistan borçlarının tamamını ödeyemeyeceğini takas girişiminde bulunarak ilan etti. Gerçekleşen takasta Yunan hükümeti, ulusal hukuka göre çıkartılan tahvillerle ilgili olarak kolektif eylem maddesini uygulayacağını açıklayarak bu şekilde çıkartılan tahvilleri ellerinde bulunduranların % 85’lik katılımını (152 milyar avro) % 100’e tamamlama gücünü kullanacak. Bu nedenle gerçekleşen işlem gönüllü bir takas olmaktan çıktı. Başka bir hukuki sisteme göre çıkartılan tahvillerde katılım % 69 olarak (20 milyar avro) gerçekleşti ve 9 milyar Avro değerinde tahvil tutanların kredi temerrüt takasının (CDS) getirdiği olanaklardan faydalanması bekleniyor. Yani, borcu temerrüde karşı sigortalamış olanlar, zararlarını sigorta yaptırdıkları finansal aracı şirketlerden alacaklar. Uluslararası Takas ve Türev Derneği bunun bir temerrüt durumu olduğunu tescil etti. Belirlenecek dönüştürme oranına göre CDS sahipleri takasa katılmayarak karlı bir pozisyonda kalmış olacaklardır. Bu aynı zamanda sınırlı bir kamu borcu CDS testi, birkaç milyar dolarlık bir CDS ödemesinin sigorta yaptıranlara sorunsuz bir şekilde ödenmesi bekleniyor.

11 Şubat 2012 Cumartesi

Yunanistan ve İtalya'dan Sonra Romanya: Yeni Teknokrat Hümümet İktidara!


Geçtiğimiz hafta, Romanya’da uygulanan sert IMF porgramına verilen tepkiler sonucunda hükümet istifa etti. Ancak iş hükümetin istifası ile bitmiyor, şu anda konuşulan Yunanistan ve İtalya gibi bir teknokrat hükümet kurarak sonbahardaki seçimlere kadar ülkeyi bu şekilde yönetmek. Kriz ilerlerken, Teknokrat iktidarlar giderek “yeni normal” haline geliyor! Daha önce dediğimiz gibi "teknokrasi her eve lazım"!

10 Şubat 2012 Cuma

ABD ve Avrupa Krizindeki Farklılıklar: Herkesin Krizi Kendine (mi)


Kapitalizmin içsel olarak kriz üreten, hatta bu krizlerle birlikte var olan bir yapıda olduğunu artık herkes kabul ediyor. Bu krizlerin nasıl oluştuğuna dair, özellikle Marksistlerin başını çektiği bir dizi açıklama biçimi ise sürecin genelini açıklar nitelikte. Ancak yine de ABD'deki kriz dinamikleri ile Avrupa'daki kriz dinamikleri farklı olabiliyor.

16 Aralık 2011 Cuma

Avrupa Zirvesi ve Krizden Çıkış İçin Öneriler: Sosyal Devlet Hayaletinin Çöküşü

Yaz aylarında Amerika ile başlayan, sonbahar ve kışla birlikte Avrupa'yı etkisi altına alan ekonomik kriz, bir kışla bitmeyecek gibi görünüyor. Buna karşın krizden çıkış için geliştirilen stratejiler ve önerilere baktığımızda tutarlı bir çerçeve hala görünmüyor. Kriz, IMF tarafından bile 1930'lu yıllardaki krize benzetilse de, krizden çıkış için önerilen politikaların 1930'lardakilerle ilgisi yok.

13 Aralık 2011 Salı

teknokrasi her eve lazım

Finansal piyasalarla kurduğumuz ilişki gerçek yaşam koşullarıyla kurduğumuz ilişkinin hakim rengini vermeye başlıyorsa ya da belirleyeni konumundaysa bu durumda gündelik yaşamın finansallaşmasından bahsedilebilir. Hanehalkı borcunun artması ya da borç temelli finansal genişleme enstrümanlarına atıfta bulunarak yapılabilecek tanımlara bir ek yapmak gerekirse burada piyasayla girilen ilişkinin politik ve kurucu bir nitelik taşıdığını eklememiz gerekiyor; ayrıca bu ilişkilenme tarzına müdahale edemeyen eylemlilik sonuçsuz kalarak finansal piyasaların muktedir görünümüne destek olabiliyor. Bu kaydı düşmeksizin kriz sonrasında devrimci bir duruma en çok yaklaşılan örnek olarak Yunanistan’da yeniden yapılandırma programını uygulamak üzere teknokratik bir iktidarın iş başına geçirilmesi ve göreve başlamasını açıklamakta zorlanacağımız kesin.

9 Aralık 2011 Cuma

Küresel Krizde Yeni Bir Aşama (mı?)


Ekonomik kriz ile siyasi krizin iç içe geçtiği ve giderek otoriter yönetimlerin iktidara geldiği bu süreçte, gidişatı krizin faturasını ödemek istemeyen emekçilerin mücadelesi belirleyecek[i].

8 Aralık 2011 Perşembe

birimiz hepimiz, hepimiz Europa için!


Zeus, Girit’e kaçırdığı Europa’ya adanın koruyucusu olan Talos, avının peşini bırakmayan bir köpek ve hedefi hiç ıskalamayan bir mızrak bırakır. Bu tanrıça figürünü her fırsatta kullanan Avrupa Birliği içinse işler mitolojideki gibi gitmiyor. Yine de kapitalizmin ve finansal piyasaların hediyesi krizle başa çıkmaya çalışırken elinde avucunda ne varsa kullanan AB teknokratları koruyucu finansal düzenlemeler, hedefinden vazgeçmeyen bir mali disiplin ve bu disipline uymayanları dürtecek bir ceza sistemi üzerinde kafa yormaya devam ediyorlar. Bu çabanın politikacılarda somutlaşmış bir ismi de var artık: Merkozy (Merkel + Sarkozy). Ancak buna gelmeden önce teknokratikleşme ve finansal disiplini tüm topluma dayatmanın başka örnekleri üzerinde durmak gerekiyor.

11 Kasım 2011 Cuma

Kapitalizmin Demokrasi ile İmtihanı: Teknokratlar İktidara!


Ağustos ayından itibaren yoğunlaşarak artan ekonomik krizin siyasi sonuçları ortaya çıkmaya başladı. İspanya'daki seçim karanının ardından Yunanistan'da hükümet düştü ve bugün de İtalya'da 3. Berlusconi hükümeti, istifa planını açıklaması ile birlikte fiilen sona erdi. Ancak düşen hükümetlerin yerine getirilmek istenen "teknokrat hükümetler" düşünüldüğünde, kapitalizmin sıkıştığında pek de demokrasi sevdalısı olmadığı bir kez daha görülmüş oldu.

15 Ekim 2011 Cumartesi

Dolar, Altın, Kriz: Paranın Siyasi Teorisine Doğru


Paranın ne olduğu ve işlevlerinin neler olduğu üzerine rivayetler muhtelif. İktisat teorisi, türlü matematiksel modellerle bir "pozitif bilim" olma iddiasını kanıtlamaya çalışsa da, tüm ekonominin üzerine yükseldiği zemin olan paranın detaylı bir analizini hanüz yapabilmiş değil. Bu mesele, kriz dönemlerinde daha yakıcı hale geliyor ve sorun şu düzeye gelip takılıyor: Dolar mı, altın mı?

7 Ekim 2011 Cuma

Dünya'nın Krizi, Doların Yükselmesi: Müdahale Nereye Kadar?

Obama'nın açıkladığı plan hala uygulamaya geçmedi. Avrupa'da merkez bankası "genişleyici önlemlere devam" dedi. Yunanistan'da Troyka görüşmelerinden beklenen sonuç çıkmadı. Uzun süredir bekleyen İngiltere de sonunda oyuna dahil oldu. Krizin etkisiyle ABD-Çin ilişkileri giderek geriliyor. Ve Türkiye'de merkez bankasının müdahaleleri devam ediyor. Evet, nerede kalmıştık?

29 Eylül 2011 Perşembe

Boçlanma Paradoksu ya da Devletlerin İflası

Şu sıralar gözler Avrupa üzerine odaklanmış olsa da, ABD'den gelen açıklamalar kafaların iyice karıştığını gösteriyor. İşler giderek sarpa sararken, çözüm için yapılan önerilerde de ciddi bir açmazla karşı karşıya kalınmış durumda: Borçlanma parakdoksu!

28 Eylül 2011 Çarşamba

Dünya Krizi Gölgesinde Türkiye: Sahi, Bize Ne Oluyor Kuzum!

Hafta başından itibaren yine Yunanistan ve ABD bağlamında pek çok önemli gelişme yaşandı. Ancak bugün dünyada yaşanan gelişmelere değil Türkiye'ye odaklanarak, dünya krizinin gölgesinde Türkiye'nin bu krizden etkilenme biçimlerine bakacağız. Evet, bugünkü sorularımız şunlar: Dolar neden yükseliyor, büyüme ve işsizlikte önümüzdeki dönemlerde neler yaşanacak? 2001 sonrası oluşturulan modelin sonuna mı gelindi?

27 Eylül 2011 Salı

bir itiraf ve yeni bir plan

Finansal piyasalara bakıldığında büyük bir kaosun eşiğinde olduğumuz söylenebilir. Alessio Rastani 26 Eylül sabahı BBC news’te durumu özetledi: “Bir itirafta bulunmam gerekirse üç yıldır bu anı düşlüyorum. Her gün yatağıma gidiyor ve başka bir resesyonu düşlüyorum”.