2018 verisi artık elimizde olduğu için 2018-2019 ekonomik krizi ile ilgili birkaç gözlem yapabiliriz. Bu yazıda üç grafik ile 2018'deki gelişmeleri özetleyerek, bu özetten iki sonuç çıkardım: (i) Ağustos 2018'deki döviz krizi sadece bir katalizördü, (ii) krizden çıkış ve ekonomik toparlanma belirtileri henüz görünmüyor.
Ekonomiyle ilgilenmeyebilirsiniz. Ancak bu sizi ekonomik krizin sonuçlarına maruz kalmaktan muaf kılmaz.
13 Mart 2019 Çarşamba
11 Mart 2019 Pazartesi
Ekonomik Krizin Gölgesinde Yerel Seçimler
Türkiye derin bir ekonomik krizin tam ortasında. 2018-2019 krizinin ilk aşaması Ağustos 2018’deki döviz kriziyle başladı. Döviz krizinin etkileri hızla ekonomiye yayıldı; enflasyon, faizler ve işsizlik artarken sanayi üretimi daraldı ve ekonomik büyüme durma noktasına geldi.
Krizin ikinci aşaması, Erdoğan yönetiminin krizin yarattığı sonuçlarla mücadele etmesiyle ve krizin sorumluluğunu başkalarına yüklemeye çalışmasıyla sürüyor.
Krizin ikinci aşaması, Erdoğan yönetiminin krizin yarattığı sonuçlarla mücadele etmesiyle ve krizin sorumluluğunu başkalarına yüklemeye çalışmasıyla sürüyor.
Üçüncü aşama ise 31 Mart 2019’da yapılacak yerel seçimlerden sonra başlayacak. Bu yazıda, yaklaşan yerel seçimler bağlamında 2018-2019 ekonomik krizinin arka planını, krizin aşamalarını ve güncel durumu ele alacağım.
7 Mart 2019 Perşembe
TCMB'nin 6 Mart Kararı: Sıcak Yaz Öncesi Utangaç İyimserlik
TCMB Para Politikası Kurulu (PPK) bu yılın ikinci toplantısını yaptı ve faiz oranlarını sabit tuttu. Kurul'un açıklama metni ile ilgili birkaç gözlemi aşağıda not aldım.
6 Mart 2019 Çarşamba
Neoliberal Popülizmin Krizi ve AKP'nin Yol Ayrımı
İleri Haber'e verdiğim ve 04.03.2019'da yayımlanan röportajı aşağıya ekliyorum. Orijinali şu linkte.
28 Şubat 2019 Perşembe
Piyasanın güven sorunu: Daha dibi görmedik
Ekonomik gelişmişlik için sözleşme kültürünün yerleşmesi ve kurumların kapsayıcı bir nitelik sergilemesi gerekliliği üzerinde, yeni kurumsalcı ve liberal tarih okuması çokça durur. Beklenti yönetimi kararları etkilediği için güven ortamının yaratılmasının daha fazla yatırım ve büyüme için faydalı olduğu sonucu sıklıkla duyduğumuz klişeye uzanır: Piyasanın güvene ihtiyacı vardır!
21 Şubat 2019 Perşembe
Devlet harcar mı, harcarsa da bizi kurtarır mı?
Ortalama haftada bir “bahar geliyor” açıklamaları yayımlanmaya devam ededursun, Türkiye’nin krizinin ne kadar devam edeceği belirsizliğini koruyor. Tartışmaya katkı sunan bir çalışma, TEPAV Ekonominin Seyir Defteri serisinde Fatih Özatay ve Güven Sak imzasıyla ve “Maliye Politikasında Manevra Alanı Var mı?” başlığıyla yayımlandı. Çalışmanın temel sorusunu maliye politikası olanaklarının kullanımıyla Türkiye’deki krizin etkisinin nasıl azaltılabileceği oluşturuyor. Bir başka ifadeyle yapısal dönüşüm gerçekleştirilene kadar zaman kazanmak üzere nasıl bir politika seti tercih edilmeli, özel olarak da kamu harcamaları ne kadar artırılmalı ki Türkiye’nin deneyimlediği ekonomik tahribat azaltılsın sorusu.
Petrol krize tuz biber ekecek mi?
Dünyada en fazla petrol rezervine sahip Venezuela’daki hükümet darbesi girişiminin akıbeti önümüzdeki birkaç günde belli olabilir. Ancak, aralık ayında Venezuela ile 10 anlaşma imzalayan, enerji ve madencilik başta olmak üzere birçok alanda bu ülkeyle özel ilişki kurma çabasındaki Erdoğan yönetimini, ABD destekli darbe girişiminden ziyade son dönemde artan petrol fiyatları zorlayabilir.
15 Şubat 2019 Cuma
Üç Grafikte Ekonomik Gidişat
Bu hafta krizin gidişatını takip edebileceğimiz önemli veriler açıklandı. Üç grafikte özetleyeceğim. Grafikler, uzun süredir işaret ettiğimiz sürecin yaşandığını, yani krizin derinleştiğini gösteriyor.
1 Şubat 2019 Cuma
Venezuela’nın Krizi Üzerine İki Görüş
Venezuela krizi, Türkiye’deki iktidarın seçimler öncesinde kullanabileceği bir malzeme olması nedeniyle Türkiye’de de gündemin önemli başlıklarından biri haline geldi. Bu yazıda, Venezuela krizi üzerine iki görüşü tartışacağım. İlki şu: Venezuela krizi, 2008’de başlayan küresel krizin yarattığı konjonktürün içinde, küresel krizin üçüncü aşamasının bir parçası olarak görülmeli. İkincisi, Venezuela özelinde daha şiddetli bir şekilde yaşanan süreç, sadece o ülkeye özgü olan gelişmelerle, yani ‘kötü yönetim’ argümanı ile açıklamaz. Bu süreci 2000’lerdeki ‘post-neoliberalizm’ deneyinin krizi bağlamında ele almalıyız.
29 Ocak 2019 Salı
Halimiz Yasaya Tabidir
Gıda fiyatlarında yükseliş devam ediyor. Denetimlerin artacağı haberleri sonrası marketlerde pahalı
sebze ve meyvelerin raftan indirilmesi gündeme geldi. Son on yıllarda
görülmedik şeyler yaşıyoruz.
17 Ocak 2019 Perşembe
TCMB'nin 16 Ocak Kararı: Temelsiz İyimserlik
16 Ocak'ta gerçekleştirilen Para Politikası Kurulu toplantı sonuçları ile ilgili iki noktayı vurgulamak istiyorum.
14 Ocak 2019 Pazartesi
2019’da Evi Değiştirir miyiz? Rejim ve Kriz Üzerine Uzun bir Değini
Ekonomi yönetimi bir kumar oynuyor. Plan işlemezse çok pahalıya patlayacak hamle Kasım ortasında başladı. Bu kumar işleri olduğu gibi sürdürme peşinde. Ancak çok sıkışırsa kısmi düzenlemelere, reformlara hayır demek AKP’nin harcı değil. Bunu görmeden yapılan iktidar eleştirisi, bir piyasalaştırma hamlesiyle, bir hukuk reformuyla işlerin yoluna girdiğini söylemeye izin verir. Daha ötesine geçmemiz gerek. Bu yazıda kısaca Kasım’da başlayan kumarı, mevcut politik ekonomik düzlemi ve yapısal reform önerilerinin sorunlarını göstermek istiyorum.
Yeşil Yeni Anlaşma: Bağlam ve sorunlar
Dünyada ekonomik sorunları, yükselen sağ milliyetçi ve faşizan dalgayı anlamak için kullandığımız sözcükler son on yılda giderek 1930’ları çağrıştırmaya başladı. 1929 Buhranı’yla karşılaştırılabilecek bir küresel kriz sonrasında neoliberalizmin dayattığı çözümsüzlüğe alternatif yanıt geliştirme çabalarının başarısızlığını takiben “sağ popülist” olarak da nitelenen aşırı sağ hareketler daha da güçlendi ve Avrupa’dan başlayarak müesses nizama ortak oldular ya da pazarlık masasına oturabilecek kıvama geldiler. Bu küresel konjonktürde yeni bir çare arayışının ifadesi olan Yeşil Yeni Anlaşma’yı kısaca irdelemek istiyorum.
2019'un Temel İkilemi
Bir önceki yazıda 2018 yılındaki uzlaşmalı vadeli döviz ihaleleri aracılığıyla Merkez Bankası’ndan bankalara kayda değer bir aktarım gerçekleştiğini yazmıştım. Elinde piyasalaştırma çekici ile her soruna finansal derinleşme imkanı olarak bakan düşünme tarzının işlemediğini belirtmiş, üstelik piyasalaştırmacı/finansal derinleşmeci anlayışın krizin ömrünü de uzattığını belirtmiştim. Bu tespiti kısaca açıklayacak ve 2019’un temel ikileminin bir yanda kemer sıkma taahhütleri öte yanda ekonomik çöküşü hafifletmek için devlet harcamalarını artırma baskısı altında kalmaktan kaynaklanacağını vurgulayacağım.
Bugün Piyasa için Ne Yaptın?
Dünyanın en yüksek politika faizi oranlarından birisi ile eylül ayından başlayarak Türk Lirası’nın değer kaybının bir süreliğine kontrol altına alındığını gördük. Ancak makroekonomik veriler en kötüsünün geride kaldığını söyleyen siyaset yapıcıları yalanlamaya devam ediyor. Ekonomi yönetimi elindeki tek piyasacı çekici sallamaya devam ediyor. Her engelin finansal derinleşme yetersizliği ya da yeterince piyasalaşamama çivisi olarak görülmesi ise aslında işleri zorlaştırıyor. Merkez Bankası’nın (MB) döviz ihaleleriyle bankalara sunduğu eşi görülmedik desteğin arkasında da böyle bir çekiç-çivi hikâyesi yatıyor.
Asgari Ücret Ne Kadar Olmalı?
6 Aralık’ta Asgari Ücret Tespit Komisyonu toplanacak. Türkiye’de asgari ücret ve çok yakınında ücret alan yaklaşık 9 milyon kişiyi doğrudan, bütün çalışan nüfusu ise dolaylı olarak ilgilendiren bir karara ay boyunca sürecek toplantıları takiben imza atarak 2019 yılı için ücret seviyesini tespit edecek.
10 Ocak 2019 Perşembe
Kredi Kartı Borçları Silinsin Mi?
Bu haftaki grup toplantısında AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, kredi kartı borçlarının da yeniden yapılandırılacağını ilan etti, açıklama şu şekilde idi: “Ödeme güçlüğü yaşayan vatandaşlarımızın kredi kartı borçları tek bir çatı altında toplanacak. Vatandaşımız hangi bankaya kredi kartı borcu olursa olsun, ister 24 ay ister 60 ay vade ile Ziraat Bankası'ndan alacağı bu krediyle borcunu kapatacak”.
Erdoğan’ın açıklamasından sonra Ziraat Bankası, uygulamaya dair biraz daha geniş bilgi verdi. Buna göre kredi kartı borçlusuna 24 aya kadar aylık yüzde 1,10 ve 60 aya kadar aylık yüzde 1,20 faizle bireysel ihtiyaç kredisi kullandıracak. Yani kredi kartı borçları, ihtiyaç kredisine çevrilecek. Ayrıca banka tarafından yapılan açıklamadan, bu yeniden yapılandırma programının amacının kredi kartı borçlarının daha ödenebilir hale gelmesi olduğunu anlıyoruz.
Bu yazıda bir süredir devam eden borç yapılandırma zincirinin son halkası olan kredi kartı borçlarının yeniden yapılandırması kararını, 2000’li yıllarla birlikte başlayan bireysel borçlanmadaki hızlı artışa ve bu artışın yapısal sınırlarına işaret ederek ele alacağım.
8 Ocak 2019 Salı
Yine, Yeni Bir Borç Yapılandırmasıyla Karşınızda
Türkiye tarihinin en büyük kredi çöküşlerinden birisi halen
geride bırakılmadı.
3 Ocak 2019 Perşembe
Stres Testi Sonuçları Ne Kadar Gerçekçi?
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), Yeni Ekonomi Programı’nda yapılacağı ilan edilen stres testi sonuçlarını 27 Aralık 2018’de açıkladı. Bu yazıda, öncelikle stres testinin, küresel finans krizi sırasında ABD’deki uygulamasına kısaca değinerek, bu bağlamda BDDK’nın yaptığı açıklamayı değerlendireceğim. Son olarak, daha önceki yazılarda da yer verdiğim, taksitli ticari kredideki batık kredi oranına ait güncel verilere değinerek, bu oranın çoktan 2009 krizi sırasındaki seviyelere ulaştığını göstereceğim.
27 Aralık 2018 Perşembe
2018-2019 Krizinin Aşamaları
Geçen haftaki yazıda, 2018 yılında ekonomik krizin gelişimini bazı önemli dönüm noktalarıyla beraber ele almıştım. Bu yazıda, krizin gelişimini üç aşamada değerlendirebileceğimizi ileri süreceğim. Krizden çıkış için formüle edilen ‘dengelenme’ programının bir parçası halen eksik. Krizinin maliyetinin farklı sermaye kesimleri arasında nasıl bölüştürüleceği konusu, yerel seçimler sonrasında ertelendi. Bu konunun, yani krizin üçüncü aşamasının 2019 yılı içinde çözülememesi durumunda, 2020 yılında yeniden bir erken seçimin gündeme gelmesi sürpriz olmayacaktır.
24 Aralık 2018 Pazartesi
20 Aralık 2018 Perşembe
2018’de Adım Adım Krize
2018, pek çok açıdan önemli bir yıl oldu. Siyaseten bakıldığında, 2007’de başlayan rejim krizi 11 yıl sonra AKP lehine nihayete erdi, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçildi. Bu değişime, Türkiye ekonomisindeki hakim sermaye birikim modelinin krizi eşlik etti. Ya da ekonomik kriz, rejim değişimini öne aldı. Dolayısıyla hem siyaseten hem de ekonomik olarak 2018 yılı, 2002’de başlayan AKP hükümetleri açsından da bir dönüm noktası olarak görülebilir. Bu 16 yılı kapsayan bir değerlendirme yapmak bu yazının konusu değil. Bu yazıda 2018 yılına odaklanacağım, bazı önemli dönüm noktalarına işaret ederek, iktidarın 2018’deki en kritik hamlesinin seçimleri öne çekmek olduğunu ileri süreceğim.
13 Aralık 2018 Perşembe
TCMB'nin 13 Aralık Kararı: Ekonomik Daralma Başlıyor
TCMB Para Politikası Kurulu bu yılın son toplantısını yaptı ve faiz oranlarını sabit tuttu. Kurul'un açıklama metni ile ilgili birkaç gözlemi aşağıda not aldım.
12 Aralık 2018 Çarşamba
Beş Soruda 2018-2019 Ekonomik Krizi
5 Haziran 2018’de, henüz Ağustos ayındaki döviz krizi yaşanmadan önce, Gazete Duvar’daki ‘10 Soruda 2018 Ekonomik Krizi’ başlıklı yazıya şu cümleler ile başlamıştım: ‘Türkiye ekonomisi hızla bir ekonomik daralmaya doğru ilerliyor… Durumu daha da zorlaştıran, daralmanın yüksek enflasyon ortamında gerçekleşme ihtimalinin yükselmesi, yani stagflasyon riski.’ O yazının üzerinden altı ay geçmişken bir güncelleme yapmak istedim. Bu sefer, önceki yazıda değindiklerimi özetleyerek beş soruya sığdırdım.
6 Aralık 2018 Perşembe
TL’nin Değerlenmesi, Krizi Çözer Mi?
Ekonomide bir sürü sorun varken herkesin konuştuğu konu TL’nin değeri. Hatta TL’nin ABD doları karşısındaki hareketine, bir çeşit ‘kriz barometresi’ muamelesi yapılıyor genellikle. TL’nin değerinin ekonomi gündeminin merkezinde kalmayı sürdürmesi nedeniyle, bu meselenin nasıl anlaşılması gerektiği ile ilgili görüşümü yazmak istedim. Mevcut ekonomik model değişmediği sürece, TL'nin değerlenmesi 'işlerin yoluna girdiği' anlamına gelmezken, değersizleşmesi daha da kötüleşmesi anlamına geliyor. Neden mi? Aşağıda açıklamaya çalıştım.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)