Geçtiğimiz Cuma günü ABD'de Silikon Vadisi Bankası (SVB) battı. Bu 2008 krizinden bu yana yaşanan en büyük banka iflasıydı. Cuma gününden beri akıllarda olan soru şu: SVB'nin batışı bir iflas dalgasını getirerek daha genel bir finansal krizi tetikleyebilir mi? Satır başlarıyla kısa bir değerlendirme yaptım.
Ekonomiyle ilgilenmeyebilirsiniz. Ancak bu sizi ekonomik krizin sonuçlarına maruz kalmaktan muaf kılmaz.
12 Mart 2023 Pazar
25 Ocak 2022 Salı
Sermayenin İç Savaşı Mı? İşçi Sınıfına Karşı Savaş Mı?
30 Aralık 2021 Perşembe
1 Kasım 2021 Pazartesi
Sermayenin İç Savaşı (Kısa Kaynakça)
18 Ekim 2021 Pazartesi
'Rekabetçi Kur' Üzerine
Geçtiğimiz günlerde Sözcü Gazete'sine verdiğim röportajda muhtemelen yer darlığından söylediklerimin bir kısmına yer verilmiş. Yöneltilen iki soruya verdiğim yanıtların tamamını Kriz Notları'ndan okuyabilirsiniz.
30 Nisan 2021 Cuma
Üç soruda desteksiz ve eksik kapanma
Türkiye’de ilk Covid-19 vakasının resmi olarak ilan edilmesinin üzerinden neredeyse 14 ay geçti. Gelinen noktada adı “tam”, kendisi eksik 18 günlük bir “kapanma” görüyoruz. Üstelik salgının yeni dalgasında milyonlarca insana yeterli sosyal destek verilmemesi nedeniyle tahribatın ağırlaştığı bir tabloyla karşı karşıyayız. Böyle olmak zorunda mıydı sorusunun net bir yanıtı bulunuyor: Hayır!
Reformcular geldi mi, neoliberalizm kaldı mı?
2021 yılında küresel ekonomik gündemin pandemi sonrası toparlanma üzerine odaklanacağı açıktı. ABD’de Biden yönetimi yeni bir Covid-19 destek paketi açıkladıktan sonra orada durmadı. Boyutu ve içeriği müzakereler sırasında değişecek olmakla birlikte büyüklüğü 2,3 trilyon doları bulabilecek sekiz yıllık bir yatırım planı açıklandı. Altyapı ve enerji yatırımları yanı sıra emeğe yönelik destekler de öngören iki aşamalı girişim, nam-ı diğer Toparlanma Planının maliyeti ikinci aşamayla birlikte 4 trilyon doları bulabilir. Sekiz yıl boyunca, her yıl ABD ekonomisinin GSYH’nin yüzde 1’ine varacak ek kamu yatırım ve desteğinden faydalanması planı, çok uluslu şirketlerin nasıl vergilendirileceği üzerine bir tartışmada somut adımlar atılması ihtimalini artırdı.
Bitmeyen kriz ve Merkez Bankası tartışması
Erdoğan yönetiminin 2021 planı kısaca üç ayaktan oluşuyordu. İlki, enflasyon oranından dikkate değer miktarda yüksek politika faizi belirlenmesi ve enflasyonda düşüş emarelerinin görüleceği bahar sonu, yaz başına kadar yüksek faize katlanılması. İkinci unsur, yüksek faizin yaratacağı arka plandan faydalanılması ve ters para ikamesinin gerçekleşmesi. Eklemek gerekir ki bu kısım, Merkez Bankası'nın ya da politika yapıcıların doğrudan müdahalede bulunabileceği bir kalem değildi. Daha ziyade koşulları hazırlayarak, gerekli itkiyi sağlayarak ters para ikamesinin gerçekleşmesini sağlayacaklardı. Güvendikleri sermaye girişleri işi kolaylaştıracaktı. Üçüncü ve son unsur da resmi tamamlayacak bir yatırımcı demokrasisi mesaisini şart kılıyordu: Hem IMF ve benzeri kuruluşlara selam durarak kamu harcamalarının kontrol altında olduğunun beyanı, hem de iş kurma kolaylığından teşvik politikasına kadar her alanda yatırımcı isteklerinin karşılanacağı bir programın ve eylem takviminin açıklanması.
Ekonomide zaman mekân kaymaları
12 Mart 2021’de açıklanan Ekonomik Reformları tanıtım kitapçığını (önümdeki PDF dosyasını) açıp açıp kapatıyorum. Bir yandan da tanıtım toplantısını tekrar dinliyorum.
Mafevkine fevkalade reformlar
Türkiye’de ekonomi yönetiminin 2021 yılı ilk yarısı için planı, yürürlüğe girdikten sonra uluslararası yatırımcıların ve IMF’nin desteğini aldı. Bu plan sıkı para politikasını takiben “ters para ikamesi”nin gerçekleşmesini, Merkez Bankası’nın rezerv biriktirmeye başlamasını, aynı dönemde enflasyonun düşme eğilimi sergilemesini ve yıl ortasında faizlerin düşürülmeye başlayacağı bir istikrar ortamının yaratılmasını öngörüyordu.
Tersiyle düzüyle dolarizasyon sorunu
Gözlemcilere bu kadar mı olur dedirten yabancı para mevduatlarındaki artış hikayesinin, bir süreliğine sonuna gelmiş bulunmamız olasılığı hiç olmadığı kadar arttı.
Rejime taç takılacak mı?
Erdoğan yönetimi açısından sindirilmesi zor bir darbe anlamına gelen 2019 İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminde, kendi ifadesiyle “kampanyayı yönetmiş” bir siyasi danışman Boğaziçi Üniversitesi’ne kayyum rektör ataması sonrasındaki gösteriler yaygınlaşırken bir tweet attı. Çok dikkat sarf etmek gerekmeyebilirdi, fakat söz konusu “spin doctor” aynı zamanda Türkiye’nin kitle desteği açısından en büyük ikinci partisinin genel başkanı olan Kemal Kılıçdaroğlu’nu, o noktaya taşıyan kampanyalardan birisini de yönetmiş bulunduğu ve canı burnunda bir kitleye doğrudan seslendiği için kulak kabartmak gerekti.
Bir süper teşvik hikayesi
Yaklaşık üç yıl önce anlı şanlı yeni süper teşvik programı kapsamında 135 milyar TL’ye varan yatırımların destekleneceği duyurulmuştu. Teşviklerde en büyük kalemlerden biri Metcap Enerji’nin polietilen ve polipropilen üretimine ayrılmıştı. Daha önce bir yazıda değinmiştim, şimdi hikayeyi anlatma zamanı.
Sermayeyi ağırlamak
Yıllar süren bir yıl biterken
2020 yılının son haftasına girerken, Türkiye ekonomi yönetiminin son bir yıldaki icraatını değerlendirme vakti.
Pandemiye karşı kamusal finans
Küresel araştırma ağı Municipal Services Project, Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı ve Avrupa Borç ve Kalkınma Ağı, geçtiğimiz hafta içinde yeni bir çalışma yayımladılar. Profesör Dr. David McDonald (Queen's Üniversitesi), Dr. Thomas Marois (SOAS, Londra Üniversitesi) ve Dr. Diana Barrowclough (UNCTAD) tarafından derlenen kitabın başlığı Kamu Bankaları ve Covid-19: Pandemiye Karşı Kamusal Finans ile Mücadele olarak çevrilebilir.
Para politikasında Maradona!
Türkiye’de Merkez Bankası'nın faiz artışına karşın döviz çalkantılarının sonu henüz gelmedi. Uluslararası gündem nedeniyle çetin geçeceği anlaşılan aralık ve ocak aylarını takiben, eğer o zamana yeni kadrolardan söz etmiyor olursak ve pandeminin sahneden ne zaman çekileceği netleşirse mevcut hava değişebilir. Bugünse kısa bir geçiş döneminin ortasında duruyoruz.
Yeni ekonomi yönetimi, eski bir drama
Sürekli kaygı altında yaşayan ve kendini düşünmekten etrafında ne olduğunu anlayamayan Bayan Stevenson’ın kocasına telefonla ulaşma çabasıyla başlar, Lucille Fletcher’ın 1943 tarihli radyo oyunu Sorry, Wrong Number (Kusura Bakmayın, Yanlış Numara olarak çevrilebilir). Her seferinde meşgul sesini duymaktan bıkıp operatörü arayan Bayan Stevenson yardım talebinde bulunur. Operatör bağlantı kurmakta başarılı olur, ancak aslında ana karakterimizin başka bir telefon konuşmasına kulak misafiri olduğunu okuruz. İki adamın konuşmasında George isimli katile bir kadını öldürme talimatı verilmektedir: Kansız ve çabucak. Mücevherler de çalınacak ki soygun görüntüsü verilsin.
Kur krizi, reloaded
Sanki iki yıl öncesine ışınlandık. Fakat bu sefer, sersemletici değer kayıpları faiz artışı sonrasında geldi. Faiz son üç ayda beş yüz baz puandan fazla arttı (politika faizi gösterge niteliği taşımadığı için ağırlıklı ortalama fonlama maliyetinden bahsediyorum, bu satırlar yazılırken yüzde 13’ü de aşmıştı) ancak para birimi değer kaybı daha uzun süreye yayılarak devam ediyor.
Offshore para trafiği ve toplanamayan vergiler
Türkiye’de politika yapıcılar gelir dağılımını bozan mevcut vergi düzenini itinayla koruyor. Özel tüketim vergisi, ithalde alınan KDV ve gelir vergisi ile esas parayı toplayan Maliye aslında tahakkuk eden vergilerin önemlice bir kısmını toplayamıyor, ancak yine de esasen tüketimi vergilendirerek yola devam edilebiliyor.