Ekonomiyle ilgilenmeyebilirsiniz. Ancak bu sizi ekonomik krizin sonuçlarına maruz kalmaktan muaf kılmaz.
29 Ocak 2019 Salı
Halimiz Yasaya Tabidir
Gıda fiyatlarında yükseliş devam ediyor. Denetimlerin artacağı haberleri sonrası marketlerde pahalı
sebze ve meyvelerin raftan indirilmesi gündeme geldi. Son on yıllarda
görülmedik şeyler yaşıyoruz.
17 Ocak 2019 Perşembe
TCMB'nin 16 Ocak Kararı: Temelsiz İyimserlik
16 Ocak'ta gerçekleştirilen Para Politikası Kurulu toplantı sonuçları ile ilgili iki noktayı vurgulamak istiyorum.
14 Ocak 2019 Pazartesi
2019’da Evi Değiştirir miyiz? Rejim ve Kriz Üzerine Uzun bir Değini
Ekonomi yönetimi bir kumar oynuyor. Plan işlemezse çok pahalıya patlayacak hamle Kasım ortasında başladı. Bu kumar işleri olduğu gibi sürdürme peşinde. Ancak çok sıkışırsa kısmi düzenlemelere, reformlara hayır demek AKP’nin harcı değil. Bunu görmeden yapılan iktidar eleştirisi, bir piyasalaştırma hamlesiyle, bir hukuk reformuyla işlerin yoluna girdiğini söylemeye izin verir. Daha ötesine geçmemiz gerek. Bu yazıda kısaca Kasım’da başlayan kumarı, mevcut politik ekonomik düzlemi ve yapısal reform önerilerinin sorunlarını göstermek istiyorum.
Yeşil Yeni Anlaşma: Bağlam ve sorunlar
Dünyada ekonomik sorunları, yükselen sağ milliyetçi ve faşizan dalgayı anlamak için kullandığımız sözcükler son on yılda giderek 1930’ları çağrıştırmaya başladı. 1929 Buhranı’yla karşılaştırılabilecek bir küresel kriz sonrasında neoliberalizmin dayattığı çözümsüzlüğe alternatif yanıt geliştirme çabalarının başarısızlığını takiben “sağ popülist” olarak da nitelenen aşırı sağ hareketler daha da güçlendi ve Avrupa’dan başlayarak müesses nizama ortak oldular ya da pazarlık masasına oturabilecek kıvama geldiler. Bu küresel konjonktürde yeni bir çare arayışının ifadesi olan Yeşil Yeni Anlaşma’yı kısaca irdelemek istiyorum.
2019'un Temel İkilemi
Bir önceki yazıda 2018 yılındaki uzlaşmalı vadeli döviz ihaleleri aracılığıyla Merkez Bankası’ndan bankalara kayda değer bir aktarım gerçekleştiğini yazmıştım. Elinde piyasalaştırma çekici ile her soruna finansal derinleşme imkanı olarak bakan düşünme tarzının işlemediğini belirtmiş, üstelik piyasalaştırmacı/finansal derinleşmeci anlayışın krizin ömrünü de uzattığını belirtmiştim. Bu tespiti kısaca açıklayacak ve 2019’un temel ikileminin bir yanda kemer sıkma taahhütleri öte yanda ekonomik çöküşü hafifletmek için devlet harcamalarını artırma baskısı altında kalmaktan kaynaklanacağını vurgulayacağım.
Bugün Piyasa için Ne Yaptın?
Dünyanın en yüksek politika faizi oranlarından birisi ile eylül ayından başlayarak Türk Lirası’nın değer kaybının bir süreliğine kontrol altına alındığını gördük. Ancak makroekonomik veriler en kötüsünün geride kaldığını söyleyen siyaset yapıcıları yalanlamaya devam ediyor. Ekonomi yönetimi elindeki tek piyasacı çekici sallamaya devam ediyor. Her engelin finansal derinleşme yetersizliği ya da yeterince piyasalaşamama çivisi olarak görülmesi ise aslında işleri zorlaştırıyor. Merkez Bankası’nın (MB) döviz ihaleleriyle bankalara sunduğu eşi görülmedik desteğin arkasında da böyle bir çekiç-çivi hikâyesi yatıyor.
Asgari Ücret Ne Kadar Olmalı?
6 Aralık’ta Asgari Ücret Tespit Komisyonu toplanacak. Türkiye’de asgari ücret ve çok yakınında ücret alan yaklaşık 9 milyon kişiyi doğrudan, bütün çalışan nüfusu ise dolaylı olarak ilgilendiren bir karara ay boyunca sürecek toplantıları takiben imza atarak 2019 yılı için ücret seviyesini tespit edecek.
10 Ocak 2019 Perşembe
Kredi Kartı Borçları Silinsin Mi?
Bu haftaki grup toplantısında AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, kredi kartı borçlarının da yeniden yapılandırılacağını ilan etti, açıklama şu şekilde idi: “Ödeme güçlüğü yaşayan vatandaşlarımızın kredi kartı borçları tek bir çatı altında toplanacak. Vatandaşımız hangi bankaya kredi kartı borcu olursa olsun, ister 24 ay ister 60 ay vade ile Ziraat Bankası'ndan alacağı bu krediyle borcunu kapatacak”.
Erdoğan’ın açıklamasından sonra Ziraat Bankası, uygulamaya dair biraz daha geniş bilgi verdi. Buna göre kredi kartı borçlusuna 24 aya kadar aylık yüzde 1,10 ve 60 aya kadar aylık yüzde 1,20 faizle bireysel ihtiyaç kredisi kullandıracak. Yani kredi kartı borçları, ihtiyaç kredisine çevrilecek. Ayrıca banka tarafından yapılan açıklamadan, bu yeniden yapılandırma programının amacının kredi kartı borçlarının daha ödenebilir hale gelmesi olduğunu anlıyoruz.
Bu yazıda bir süredir devam eden borç yapılandırma zincirinin son halkası olan kredi kartı borçlarının yeniden yapılandırması kararını, 2000’li yıllarla birlikte başlayan bireysel borçlanmadaki hızlı artışa ve bu artışın yapısal sınırlarına işaret ederek ele alacağım.
8 Ocak 2019 Salı
Yine, Yeni Bir Borç Yapılandırmasıyla Karşınızda
Türkiye tarihinin en büyük kredi çöküşlerinden birisi halen
geride bırakılmadı.
3 Ocak 2019 Perşembe
Stres Testi Sonuçları Ne Kadar Gerçekçi?
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), Yeni Ekonomi Programı’nda yapılacağı ilan edilen stres testi sonuçlarını 27 Aralık 2018’de açıkladı. Bu yazıda, öncelikle stres testinin, küresel finans krizi sırasında ABD’deki uygulamasına kısaca değinerek, bu bağlamda BDDK’nın yaptığı açıklamayı değerlendireceğim. Son olarak, daha önceki yazılarda da yer verdiğim, taksitli ticari kredideki batık kredi oranına ait güncel verilere değinerek, bu oranın çoktan 2009 krizi sırasındaki seviyelere ulaştığını göstereceğim.
27 Aralık 2018 Perşembe
2018-2019 Krizinin Aşamaları
Geçen haftaki yazıda, 2018 yılında ekonomik krizin gelişimini bazı önemli dönüm noktalarıyla beraber ele almıştım. Bu yazıda, krizin gelişimini üç aşamada değerlendirebileceğimizi ileri süreceğim. Krizden çıkış için formüle edilen ‘dengelenme’ programının bir parçası halen eksik. Krizinin maliyetinin farklı sermaye kesimleri arasında nasıl bölüştürüleceği konusu, yerel seçimler sonrasında ertelendi. Bu konunun, yani krizin üçüncü aşamasının 2019 yılı içinde çözülememesi durumunda, 2020 yılında yeniden bir erken seçimin gündeme gelmesi sürpriz olmayacaktır.
24 Aralık 2018 Pazartesi
20 Aralık 2018 Perşembe
2018’de Adım Adım Krize
2018, pek çok açıdan önemli bir yıl oldu. Siyaseten bakıldığında, 2007’de başlayan rejim krizi 11 yıl sonra AKP lehine nihayete erdi, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçildi. Bu değişime, Türkiye ekonomisindeki hakim sermaye birikim modelinin krizi eşlik etti. Ya da ekonomik kriz, rejim değişimini öne aldı. Dolayısıyla hem siyaseten hem de ekonomik olarak 2018 yılı, 2002’de başlayan AKP hükümetleri açsından da bir dönüm noktası olarak görülebilir. Bu 16 yılı kapsayan bir değerlendirme yapmak bu yazının konusu değil. Bu yazıda 2018 yılına odaklanacağım, bazı önemli dönüm noktalarına işaret ederek, iktidarın 2018’deki en kritik hamlesinin seçimleri öne çekmek olduğunu ileri süreceğim.
13 Aralık 2018 Perşembe
TCMB'nin 13 Aralık Kararı: Ekonomik Daralma Başlıyor
TCMB Para Politikası Kurulu bu yılın son toplantısını yaptı ve faiz oranlarını sabit tuttu. Kurul'un açıklama metni ile ilgili birkaç gözlemi aşağıda not aldım.
12 Aralık 2018 Çarşamba
Beş Soruda 2018-2019 Ekonomik Krizi
5 Haziran 2018’de, henüz Ağustos ayındaki döviz krizi yaşanmadan önce, Gazete Duvar’daki ‘10 Soruda 2018 Ekonomik Krizi’ başlıklı yazıya şu cümleler ile başlamıştım: ‘Türkiye ekonomisi hızla bir ekonomik daralmaya doğru ilerliyor… Durumu daha da zorlaştıran, daralmanın yüksek enflasyon ortamında gerçekleşme ihtimalinin yükselmesi, yani stagflasyon riski.’ O yazının üzerinden altı ay geçmişken bir güncelleme yapmak istedim. Bu sefer, önceki yazıda değindiklerimi özetleyerek beş soruya sığdırdım.
6 Aralık 2018 Perşembe
TL’nin Değerlenmesi, Krizi Çözer Mi?
Ekonomide bir sürü sorun varken herkesin konuştuğu konu TL’nin değeri. Hatta TL’nin ABD doları karşısındaki hareketine, bir çeşit ‘kriz barometresi’ muamelesi yapılıyor genellikle. TL’nin değerinin ekonomi gündeminin merkezinde kalmayı sürdürmesi nedeniyle, bu meselenin nasıl anlaşılması gerektiği ile ilgili görüşümü yazmak istedim. Mevcut ekonomik model değişmediği sürece, TL'nin değerlenmesi 'işlerin yoluna girdiği' anlamına gelmezken, değersizleşmesi daha da kötüleşmesi anlamına geliyor. Neden mi? Aşağıda açıklamaya çalıştım.
29 Kasım 2018 Perşembe
Ekonomideki Gerçekler
Türkiye ekonomisi ile ilgili veriler gelmeye devam ettikçe, yaşanan ekonomik krizin boyutu giderek daha net bir şekilde ortaya çıkmaya başlıyor. Uluslararası kurumlardan yapılan tahminlerde, 2019 yılı için Türkiye ekonomisinin daralacağı görüşü üzerinde bir uzlaşma var. En son OECD’nin açıkladığı tahminlerde 2019 yılında Türkiye ekonomisinin 0,4 daralacağı öngörülmüş.
Diğer yandan, son haftalarda TL’nin nispi olarak değerlenmesi ve faizlerdeki göreli düşüşler ile, bir kere daha ‘en kötüsü geride kaldı’ nakaratı dolaşıma sokulmaya çalışılıyor. Geçtiğimiz haftaki yazıda, batık kredi oranının yükseldiğine, işsizliğin arttığına ve sanayi üretiminde daralmanın başladığına işaret etmiştim. Bu hafta da iki veri üzerinden, geçtiğimiz haftaki değerlendirmeyi sürdüreceğim.
28 Kasım 2018 Çarşamba
-Mış gibi siyasetiyle kriz yönetimi
Devlet sponsorluğunda kredi genişlemesiyle yüksek büyüme oranlarına zorlanmış, küresel finansal koşulların değişmesiyle hızla krize yuvarlanmış bir ekonomide debeleniyoruz. Krizi yönetenler öyle değilmiş gibi yapmayı tercih ediyorlar. İş bilmezlikleri sıralayarak ekonomi yönetimini akla davet etmek ya da baskıcı bir rejim karşısında farklı ekonomik müdahalelerde bulunacak aktörlerin zayıflığına rağmen alternatifleri dillendirmek naif kalıyor. Fakat, bu naiflikte yine de ısrarcı olmamız gerektiğini düşünüyorum. Nedenini işsizlik verilerine de değinerek açıklayacağım.
Eyy tasarruf! Geldiysen üç kere vur
Anadolu Ajansı kaynaklı ısmarlama bir haber Emeklilik Gözetim Merkezi’nden (EGM) alınan verileri yüzümüze boca ediyor. Türkiye’de Bireysel Emeklilik Sistemi’nin 15’inci yılını doldurduğunu, sistemde 85 milyar liralık birikim yapıldığını ilan ediyor. Benzer, gün aşırı çıkan haberler haneleri tasarrufa çağırıyor.
Mevzuattan muaf: Türkiye Kalkınma Partisi/Bankası
3 Ekim öğleden sonra. Meclis’te Türkiye Kalkınma Bankası’na ilişkin kanun teklifinin Plan Bütçe Komisyonu’ndaki görüşmeleri sırasında CHP, HDP ve İYİ Parti milletvekilleri çeşitli itirazlar dillendiriyor. Mevzuattan muaf olmasına çalışılan Kalkınma Bankası’nın neden böyle bir yapılandırmaya tabi kılınacağından tutun da teklifin öncelikli ele alınmasına, Türkiye’deki kalkınma hedeflerine uzanan bir tartışmadır sürüyor.
22 Kasım 2018 Perşembe
Sanayi Daralıyor, Batık Krediler ve İşsizlik Artıyor
Türkiye’de yaşanan ekonomik krizin nedenleri ve krizin gelişim süreci ile ilgili konuları daha önceki yazılarda detaylı olarak ele almıştım. Tekrara düşmemek için bu yazıda bunlara değinmeyeceğim. Krizin nedenleri ve mekanizmaları üzerinde durmak yerine, üç güncel güncel verilerden hareket ederek, krizin derinleşmekte olduğuna işaret edeceğim.
15 Kasım 2018 Perşembe
Avrupa’da Krizin Nedenleri ve Gidişatı
2008 küresel finansal krizinin başlangıcının üzerinden 10 yıl geçti. Krizin etkileri bazı bölgelerde yoğunlaşarak devam ediyor, Avrupa Birliği (AB) de bu bölgelerden biri. ABD ile kıyaslandığında Avrupa’da krizin etkilerinin çok daha uzun sürmesinin nedenleri üzerine farklı görüşler var. Bu görüşler, bir yanıyla Avro Krizi’nin nedenleri ile ilgili yaklaşımları da içeriyor. Bu yazıda, Avro Krizi’nin nedenleri ve krizin gidişatı ile ilgili üç farklı yaklaşımı ele alacağım. Bu tartışma, Almanya’dan 2018’in üçüncü çeyreğinde gelen ekonomik daralma verisi ve AB Komisyonu ile İtalya hükümeti arasında yaşanan bütçe krizi bağlamında, daha önemli hale geliyor.
13 Kasım 2018 Salı
Müteahhit Düzeni Battı. Alternatifler Neler?
2017 tarihli bir Birleşmiş Milletler raporunda, barınma hakkının metalaştırılmasına dayanan modellerin mahzurlarına dikkat çekilmişti. Barınma hakkının metalaştırılması, konutun ve kent mekanının bir yatırım aracına dönüştürülmesini ifade ediyor. Metalaşma sürecinde, konutun barınma gibi ihtiyaç karşılama işlevi, yani kullanım değeri yerine; bir kazanç kapısı ve yatırım aracı olma işlevi, yani değişim değeri öne çıkıyor.
Raporda konut hakkının metalaştırılması ile insan haklarının ayrılmaz bir parçası olan güvenli ve insan onuruna yakışır konutlarda yaşama hakkı ortadan kaldırıldığına değiniliyor. O dönemde, konunun Türkiye boyutunu değerlendiren bir yazıda şu noktalara işaret etmiştim:
‘Piyasa temelli modellerin güvenli, erişilebilir ve yaşanabilir konut gereksinimi karşılamakta başarısız kaldığı çok açık. Elbette bu, konutların içinde bulunduğu kent mekânının da piyasa temelli modellere göre düzenlenmesi sonucunda giderek bir yatırım aracına dönüşmesinin bir sonucu. Bir yatırım aracına dönüşen kentte yaşayanların hayat kalitesi ise ikincil önemde. Bunu İstanbul’da yaşayanlar ya da İstanbul’un kuşbakışı resmini gören herhangi biri rahatlıkla anlayacaktır.’
Bir yıl sonra 2018’e geldiğimizde, geçtiğimiz yıl sarsıntıları hissedilen konut sektöründeki çöküşün yaşanmaya başladığını görüyoruz. Önceki gün açıklanan ‘konutta stokları eritme paketi’, barınma ihtiyacının piyasa temelli olarak karşılandığı modelin iflas ettiğini ilan etti. Konunun farklı boyutlarına aşağıda değineceğim. Ancak detaya girmeden şunu vurgulamak istiyorum: Yaklaşan yerel seçimler öncesinde, batmış bir piyasa temelli konut edindirme modeline karşı alternatiflerin tartışılması, çok daha önemli hale geliyor.
2 Kasım 2018 Cuma
Dolar İndi, Kriz Bitti Mi?
Dolar, TL karşısında 5.50 seviyesinin altına indiğinde, Türkiye ekonomisinde yaşanan zorlukların ortadan kalktığını düşünenler çoğaldı. Hatta, ‘en kötüsü geride kaldı’ korosuna kamu banka müdürleri de eklendi. Bu yazıda, ilk olarak bu hafta açıklanan üç veri ile ekonomik gelişmeleri takip ederek, ardından başlıktaki soruya yanıt arayacağım.
25 Ekim 2018 Perşembe
TCMB'nin 25 Ekim Kararı: Kriz Derinleşiyor
Para Politikası Kurulu toplantısı sonucunda politika faizi %24 düzeyinde sabit tutuldu. Açıklama metnindeki üç vurguyla ilgili kısa notlar aldım. Merkez bankasının ana mesajı, krizin derinleştiği yönünde.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)