Kriz Notları

2008 yılında ABD’de patlak veren 21. yüzyılın ilk büyük krizi sadece bir ekonomik daralmaya yol açmadı, birçok ülkede emekçilerin yaşamını alt üst eden reformların uygulanmasına da gerekçe oldu.

Peki, kriz esasen neden ortaya çıktı? Nasıl bir dönemin içinden geçiyoruz? Türkiye ekonomisinin gidişatı nasıl? 2008’de yıkıma yol açan politika tercihleri birçok ülkede neden halen geçerliliğini koruyor? Küresel krizin yeni bir dalgası içinde miyiz? 2018 ile gelen ekonomik çalkantıların nedenleri ve sonuçları neler olabilir?

Yukardaki sorulara ve başkalarına 2011'den itibaren Kriz Notları'nda yanıtlar arıyor ve aklımıza gelen notları paylaşıyoruz. Umarız burada paylaştıklarımız, konu hakkındaki daha geniş bir kamusal tartışmanın bir parçası haline gelebilir.

27 Şubat 2014 Perşembe

Yabancı Sermaye, AKP ve Demokrasi

27 Şubat itibariyle, BİST'teki yabancı yatırımcı payı yüzde 61'e geriledi. Bu 2005 yılı Temmuz ayından itibaren en düşük pay. Bu 9 yılda ABD'de yaşanan 2008-9 krizi ve 2011'de yoğunlaşan Avro Bölgesi krizleri gibi çok önemli gelişmeler yaşandı. Ancak yabancı yatırımcı bunlar yerine son dönemde yaşanan gelişmelerden daha çok etkilenmiş gibi görünüyor.

Bunun için birbiriyle ilişkili üç temel nedenden bahsedebiliriz. İlki, 2008'de başlayan küresel krizin üçüncü aşaması olarak "yükselen piyasalar" olarak adlandırılan ülkelerin önümüzdeki dönemde yeni bir ekonomik krizle karşılaşması ihtimalinin giderek artması. Tabii ki FED'in para politikası değişikliği bunda en önemli etken olarak görülebilir. İkincisi, Türkiye ekonomisindeki büyüme temposunun giderek yavaşlıyor olması. Sonuncusu ise tabii ki siyasi istikrar unsuru. 


Ancak altını çizmek gerek: Yabancı yatırımcı ülkedeki rejimlerin niteliğiyle doğrudan ilgili değildir. Yani gittiği ülkenin demokrasiyle ya da otoriter sistemlerle yönetildiği, yatırım yapmak için yegane kriter olarak görülmez. Yabancı yatırımcı bunun dışında iki noktayı dikkate alır. İlki yapacağı yatırımın karlı olup olmayacağı; ikincisi de yatırımını koruyacak bir devlet sisteminin ve dolayısıyla da kurumsal ve hukuksal sistemin istikrarlı olup olmadığı. Türkiye açısından son dönemde yaşanan gelişmeler bu kriterlerin her ikisinde de ciddi aşınmaların olduğunu gösteriyor. Dolayısıyla yabancı yatırımların azalmasını bu şekilde anlayabiliriz.

Ara Sonuç: 
Yabancı sermaye AKP otoriterleşiyor diye değil, yoğunlaşan çelişkileri yönetemiyor diye desteğini çekebilir. Buradan demokrasi falan da çıkmaz!