Pazartesi, Mayıs 07, 2018

Hükümetin el kitabından bölümler: Baskın seçim sürecinde madde madde yapılacaklar

Türkiye’nin en büyük ticari ortağı olan bölgenin ulusaşan örgütü tarihin en sert değerlendirme raporunu yayımladığı gün, aynı zamanda o ülkenin en tepedeki Güvenlik Kurulu olağan anayasal yollarla işini yerine getiremediğini söylercesine olağanüstü yönetimin devam etmesini salık verdiğinde başka bir şey konuşmaya imkân kalmamış demektir. Ancak Türkiye, Avrupa Komisyonu raporunun açıklandığı salı sabahından sonra sadece iktidar ortağı bir parti liderinin erken seçim çağrısını tartışıyordu. Tartışma çarşamba öğleden sonra seçim kararının açıklanmasıyla devam etti.


Olağanüstü hal koşullarında yapılacak seçimin güvenliği konusuna girmeden seçim (ve referandumu da göz önünde bulundurursak plebisit) eğik düzleminde iktidar partisinin neler yapmayı tercih ettiğine üç maddede değinmek istiyorum.

1- Yeni ekonomik paket açıklamak.
Son on yılda yedi önlem paketi ve çok sayıda istihdam teşvikinin de aralarında yer aldığı 25 kadar kapsamlı düzenleme yapan Adalet ve Kalkınma Partisi nisan ayı içinde de benzer bir paket açıkladı. AKP, 2015 seçim sürecinde nisan ayında İstihdam, Sanayi Yatırımı ve Üretimi Destekleme Paketi’ni, 2017 referandumuna giden yol açılırken (2016 ortasındaki Ekonomik Müjdeler Paketi’ni atlasak dahi) aralık ayında Ekonomik Önlem Paketi’ni açıklamıştı.

Piyasacı ufuksuzluk nedeniyle birbirine benzer bu paketler yatırım yapandan vergi alınmamasına, yatırımcılara arsa tahsisine varan kolaylıklar sağlanmasına ve işverenlerin maliyetlerinin bir kısmının devlet tarafından üstlenilmesine yer vermişti. Cumhuriyet tarihinin rakamsal olarak en büyük teşvik paketi olduğu iddia edilen 135 milyar TL’lik nisan ayı paketi de bir avuç şirkete verilecek teşviklerde bu yöntemlerin kapsamını genişleterek benimsedi.

Seçim kararı alındığına göre, pek vakit olmasa da yeni birkaç teşvik paketinin açıklanması son derece olasıdır. Bu durumda içerik aynı olacak, gelecekte elde edilecek vergi gelirlerinden feragat ve işverenlerin yükünün hafifletilmesi anlamına gelen önlemler tekrar sıralanacaktır.

2- Ekonomik güven endeksi arzu edilen seviyede tutulamıyorsa dahi düşüşünü yavaşlatmak.
Adalet ve Kalkınma Partisi temsilcilerinin seçim tartışmasının zamanını biraz da ekonomik güven endeksi ve tüketici güvenine bakarak kararlaştırdığı söylenegelir. TÜİK tarafından derlenen bu endeksler ekonomik beklentilere dair genel bir bakış sunmakla birlikte ekonomik beklentilerin en iyi konuma geldiği ya da endeksin rekor kırdığı zamanlarda seçime gidildiğini iddia etmek yanlış olur. (i)

2007’de başlayan ve birbirlerine geçen aşamalarla ilerleyen uluslararası krizin dalgaları Türkiye’ye 2008’in son çeyreğinde vurmuştu. 2013’ten sonra Türkiye çok daha net bir şekilde Türk Lirası’nın değer kaybettiği ve kredi kanallarının kurumaya başladığı bir platoya oturdu. 2015’te yükselen piyasalardan çıkış eğilimi geride kalsa da, merkez ülkelerdeki finansal sıkılaşma daha pahalı kredi anlamına geliyor. Finansal sıkılaşmaya ek olarak darbe girişimi sonrası ekonomik çalkantı, buna mukabil kampanyalar, askeri operasyonlar, jeopolitik gerginlikler güven endekslerini daha oynak bir düzleme oturtmuş görünüyor.

Ekonomik güven endekslerine bakıldığında endeksin, Türkiye’deki son demokratik seçim olan 1 Haziran 2015 sonrasında aşırı oynaklığa karşın 90-100 aralığında dolandığını, 2017 Anayasa Referandumu sonrasında da 100’ün üstüne yerleştiğini söylemek mümkün. Görünürde seçim kararı alındığında bu, güven endeksinde gidişat aşağı doğruyken (ancak burnunun nasıl yukarı çevrileceği hesaplanarak) yapılıyor. Çarşamba günü yedi düvele karşı mücadele iddialarıyla alınan kararda da benzer bir seyir gözlendi (Nisan ayı verisi açıklanmamış olsa da düşüş görülmesi yüksek ihtimal).

Karar sonrasında kamuya iş yapanlara yapılacak ödemelerden, sembolik açıklamalara kadar birçok eylem güven tesisi için ön saflara sürülecek. Hükümetin kendini içine kıstırdığı beka sorunu söyleminden dahi kısmen geri adım atılması söz konusu olabilir.


Kaynak: TÜİK

3- Her hâlükârda kredi genişlemesini teşvik etmek, sorunları ötelemek.
Tantanalı toplantılarla açıklanan dev paketlerin ilan edildiği aylara ekonomik güven endeksi seviyelerini gösteren etiketleri yerleştirdim. Bu paketler tek başlarına gidişatı değiştirmeye yetmeseler de seçim/plebisit düzleminde kredi genişlemesi ile birlikte ele alındıklarında hükümetin ekonomik sorunların ağırlaşması karşısında kredi genişlemesini hızla teşvik ederek sorunları ötelediğini söylemek mümkün.

2015 seçimlerine gidilirken de bu tercih edilmişti. 2016’da ekonomik çöküşü hafifletmek için düzenlenen kampanyalar, vergi indirimleri yılın son aylarında artarak devam eden bir kredi hacmi artışını getirdi. Kredi Garanti Fonu’nun etkisi 2017 boyunca görüldü ancak kredi artış temposu 2018 yılında henüz hükümetin arzuladığı seviyeye çıkmış görünmüyor.

Seçim kararı, kredi hacminde aylık bazda radikal sıçramanın görüldüğü ayı takiben geldi. Önümüzdeki iki ayda da ortalama artış oranının yüzde 1,5 altında seyretmesi engellenecektir. Araç kamu bankaları ya da yeni kampanyalar olabilir, ancak mevcut seviyelerin daha da yukarı çıkartılacağını söyleyebiliriz.


Kaynak: Hazine, Temel Ekonomik Göstergeler
Soru: Muhalefet ne yapacak?
Toparlayacak olursak seçim kararı öncesinde seçimlerin tekrar tartışılmaya başlanması dahi hükümetin el kitabındaki formata uyan bir öneriyle gerçekleşti diyebiliriz. Bilindiği üzere tepki alabilecek ya da siyasal iktidar temsilcilerinin önceki açıklamalarıyla çelişen siyasi kararlar genellikle birkaç ay öncesinden tartıştırılıp, sonra rafa kaldırılıyor, ancak kısa süre içinde tekrar, fakat bu sefer yeni demlenmiş çay gibi servis ediliyordu. 2018 başındaki erken seçim tartışması önce rafa kaldırıldı, sonra ise birden akla gelmiş gibi servis edildi.

Hükümetin yöntemleri ve taktikleri biliniyor. Yeterince tartışılmayan mesele özel sektörün yüksek borç yükü, yüksek enflasyon, yüksek cari açık altında ve neoliberal kıstırılmışlığa karşı muhalefette yer alanların nasıl bir çıkış yolu önereceği. Hükümetin elinde, kriz çıkarıcı projeler kadar krizi öteleyici de çok sayıda mekanizma var ve bunlar önceki aylarda olduğu üzere kullanılacaklar.

“Piyasa tanrıları”nın birilerini kurban etmesini beklemek, hareketsizliği telkin etmek ve tüm toplumun kurbanlaştırılmasını beklemek anlamına gelebilir.

(i) Tüketici eğilim anketi ile tüketicilerin maddi durum ve genel ekonomiye ilişkin mevcut durum değerlendirmeleri ile gelecek dönem beklentileri, harcama ve tasarruf eğilimleri ölçülüyor. Ekonomik güven endeksi, tüketici ve üreticilerin genel ekonomik duruma ilişkin değerlendirme, beklenti ve eğilimlerini özetliyor. Anket sonuçlarından hesaplanan endeksler 0-200 aralığında değer alıyor. TÜİK’in açıklamalarına göre bu endekslerin 100’den büyük olması beklentilerde iyimserliği, 100’den küçük olması ise kötümserliği gösteriyor. Bu nedenle örneğin tüketici güven endeksinde hızlı yükseliş kötünün iyisinin beklendiğine işaret edebiliyor.

Not: Bu yazı 19 Nisan 2018'de gazeteDuvar'da yayımlandı. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder