Pazar, Ağustos 07, 2011

Krizi Çözecek Olan Enflasyon Mu?

Önceki gün gerçekleşen kredi notu şokundan sonra, ABD hazinesi S&P'nin yaptığı hesaplama hatası üzerinde dururken, Kongre üyeleri, kredi değerlendirme kuruluşlarının siyasi karar alma süreçlerinin davranışlarını önceden tahmin edemeyeceğini söyleyerek tepki gösterdiler. Ancak Stiglitz ya da Rogoff gibi ekonomistlere baktığımızda ilginç değerlendirmeler gelmeye devam ediyor.
Gerek Stiglitz'in gerekse Rogoff'un söylediklerindeki ortak yan ise, nostaljik bir şarkıyı yeniden hatırlatır nitelikte. Enflasyon aslında iyi bir şeydir!
Peki bunca yıllık enflasyon karşıtı mücadeleden sonra, enflasyon neden kurtuluş reçetesi olarak görülmeye başladı.

Stiglitz, yüce gönüllü bir liberal olarak, ekonomik toparlanmanin kolay olmayacağını, V şeklinde bir hareketten çok L şeklindeki bir hareketin yaşanacağını ve bunun en temel sonucunun uzun ve yüksek oranlı işsizlik olacağını söylüyor. Devamında ise, borsalarda yaşanan olumsuzluğun ardından harcama daraltıcı önlemlerin geleceği, bunun ise işsizliğin artması, ücretlerin düşürülmesi ve insanların daha fazla çalışması ile sonuçlanacağını söylüyor. Rogoff ise, neredeyse herkes gibi, ekonomik toparlanmanın çok güç olduğunu ve klasik çözümlerin artık işlemediğini belirtiyor. Rogoff'un çıkış reçetesi ise, ironik bir şekilde, azılı bir enflasyon karşıtı olarak, yüksek enflasyon. Enflasyonun borçları eriterek, hokus pokusla yok edebileceğini düşünüyor. Yani sorumluluğun borçludan alacaklıya aktarılmasını öneriyor.

Bu iki öneriyi biraraya getirdiğimizde ise, eski bir çözümü yeniden canlandırdıklarını görüyoruz. Şöyle başlayalım: Bilindiği gibi devletin ekonomiye müdahale araçlarının en önemlilerinden biri para. Özellikle kriz zamanlarında bu araç daha çok öne çıkıyor. Örneğin 1930'lu yıllarda Keynes'in krizden çıkış için önerdiği temel mekanizmalardan biri, üretimin yeniden artırılması için gerekli olan harcama azaltımında, eğer ücretleri düşüremiyorsan, yani işçi sınıfı güçlü ise, enflasyon yarat, nasil olsa çalışanlar sabit gelirli olduğu için, enflasyon karşısında reele ücretler düşecektir. Dolayısıyla paranın değerinin düşürülmesi anlamına gelen enflasyon toplumda yaratılan değerin, sabit gelirlilerden, geliri enflasyon oranının üzerinde artırabilme olanağı olanlara doğru, yani ücretlilerden sermayeye aktarılması anlamına geliyor. Dolayısıyla bu bilinen bir hikaye idi, uygulandu ve gerçekleşti.
Her ne kadar durum farklı olsa da, temel mekanizmalarda büyük benzerlikler olması nedeniyle ya da sistem içinde çok da başka alternatif olmaması nedeniyle, yeniden benzer bir öneri geliyor. Peki bunun anlamı ne? Aslında bunun anlamını Stiglitz söylemiş, önümüzdeki dönem eğer önerildiği üzere bir yüksek enflasyon dönemi yaşanırsa, borçlar alacaklıların sorumluluğuna yüklenecek, ancak bunun karşılığında paranın ya da emek gücünün değerlizleşmesi sonucunda reel ücretler üzerinde baskı kurularak yeniden karlılık ortamı yaratılarak büyüme dönemine geçilecek.
Tabi bu söylendiği gibi yapılabilecek bir şey değil. Zira böyle bir reçete geniş toplum kesimleri açısından bir yıkım anlamına geliyor. Her ne kadar dünya genelinde muhalif kesimlerin kafası karışık, sesleri kısık olsa da, böyle bir süreçte neyin ne olacağını kimse kestiremeyebilir.
Bir diğer boyut ise, doların böyle bir sürece dayanıp dayanamayacağı. Zira söz konusu ABD ve dolar olunca, kendi içersini düzenlemek amacıyla uygulayacağı bir enflasyononist politika, doların dünya rezerv parası olarak değersizleşmesine neden olacaktır ki, başta Çin olmak üzere böyle bir süreçten dünyanın geri kalanının da etkilenmemesi mümkün değil.
Bakalım, tarihin çıkınından daha hangi öneriler çıkarılıp önümüze sunulacak.
İzleyelim, göreceğiz.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder